dalgalar

1 /
jellicle jellicle
virginia woolf'un 1931 yılında yayımladığı kitabı. dış dünya anlatılmadan yazılan, makina fakültesi kantininde kitap okuma keyfimi bir meydan okumaya dönüştüren, zorlayıcı kitap.
the crestfallen the crestfallen
aylin aslım şarkısı.

dünyanın bir ucunda,uçurumun başında
altımdaki deniz arkadaşım gibi
durmaz yıldızlar,sırtımdaki rüzgar
sanki ismini fısıldadı gibi
durdum suya baktım,gözümü kapattım
kendimi bıraktım

dalgalar götürsün beni
bu şehirden alsın beni
kollarına atsın beni

evvel zaman içinde,sevdiğim bu şehirde
sevdiğim herşey kaybolmuş gibi
ölüm çok zamansızmış,alışmak imkansızmış
yalnız aşk kurtarır beni
durdum suya baktım,gözümü kapattım
kendimi bıraktım

dalgalar götürsün beni
bu şehirden alsın beni
kollarına atsın beni
fıstıkezmeli reçelli sandviç fıstıkezmeli reçelli sandviç
"bir halka görüyorum" dedi bernard; "üzerimde asılı. titriyor, bir ışık ilmeğinde asılı."
"uçuk sarı bir dilim görüyorum" dedi susan; "mor şerite ulaşana dek yayılan"
"bir ses duyuyorum" dedi rhoda; "cik cik cik, aşağı yukarı salınan...." diye başlayan virginia woolf eseridir ve bilinç akışı romanlarının öncüsü olarak da bilinir. üç erkek üç kız arkadasın çocukluktan yaşlılıklarına kadar olan hikayelerini anlatır. tasvire yer verilmeyen bu romanda, bu şiirde siz doğayı tamamen onların betimlemeleriyle görürsünüz. güneş sadece güneş değildir susan' a göre uçuk sarı bir dilimdir.
romana başlarken dalgaların kıyıya vuruşu sakindir, güneş daha doğmamıştır. dalgaların parçalandığı, güneşin battığı o zamanda ise ölüm vardır.
azimlii azimlii
soner sarıkabadayı'nın 2001 çıkışlı kara adlı albümünün 9. şarkısı. şu sıralar internet alemine hızlı bir giriş yaptı. 8 yıl sonra keşfedilen güzel bir şarkı. dinleyiniz, dinletiniz.







dalgalar

gönlünün en derin yeri bende
aşkının en saf köşesi himayemde
serabından bıkmam ama
aslın gerek bana
sarsıldıkça sevgim sevgini azaltma
dalgalar çarpsa kayalıklarıma
ters düz olsak, sen o yana ben bu yana
dönmem o cümlemden
silmem geçmişimden
mar adentro mar adentro
"e. m. forster'ın deyişiyle, woolf'un en büyük kitabı olan dalgalar'da çocukluktan yaşlılığa kadar yaşamı ve ölümü nasıl algıladığı kapsamlı olarak verilir. dalgalar, kendi deyişiyle, "kendine özgü biçimle yazdığı ilk yapıtı" ve "kitaplarının en karmaşığı ve en güç anlaşılanı"dır. yapıt, hem şiir hem düzyazı;hem roman hem tiyatro oyunudur. üçü kadın üçü erkek olan altı başkişisi de tiyatro oyunlarına özgü bir şekilde kendi kendilerine konuşur ve konuşmalar dalgaların ritmine uygundur."
inanna salome inanna salome
dalgaların ritmiyle yazılmış, ruhu denize dönüştürüp kulakla okunacak virginia woolf şiiri. içine herşeyi alabilecek derin bir okyanus.

''virginia woolf, 1931'de yayınladığı dalgalar'ı yazarken, bu kitapla o güne değin hiçbir başka romancının göze alamayacağı değişik şeyleri yapmak istediğini, bu romanın o güne değin yazılan hiçbir romana benzemeyeceğini biliyordu. çünkü dalgalar, 'hem düzyazıyla kaleme alınacak, hem de şiir olacaktı; hem roman olacaktı, hem de tiyatro oyunu.''
mina urgan



''virginia woolf, dalgalarda dış dünyayı yok eder. üç erkek ve üç kadının çocukluklarından yaşlılık dönemlerine kadar tüm hayatlarının anlatıldığı kitapta dış dünya nesnel olarak değil, ancak kişilerin iç dünyalarına yansıdığı kadarıyla verilir. 'bir olay örgüsüne uyularak değil bir ritme uyularak' yazılan kitap, 'şiir olmayan herhangi bir şey edebiyata neden girisn ki' diyen woolf tarafından iki yıl içinde üç kez yazılır ve dalgaların sesine uydurularak, şiir gibi yüksek sesle okunarak düzeltilir...
gerçekçi roman geleneğinden tam bir kopuşu temsil eden dalgalar, bilinç akışı tekniğiyle yazılan romanların en önemlilierinden biridir.''
(virginia woof toplu eserleri 6~iletişim yayınları)
bkz age bkz age
rhoda'sinin; 'inansaydım değişim içinde yaşlanacağıma, korkumdan kurtulurdum; hicbirseyin kalıcı olmadığı korkuşundan ' dediği insanın beynine kazınan kitap.
ridiculus mus ridiculus mus
"varlığımın akışını durduran bir şey var; derin bir ırmak bir engeli zorluyor, sarsıyor, çekiyor; merkezdeki bir düğüm direniyor. ah, üzüntü bu, acı bu. bayılıyorum, gücüm kesiliyor. kime sunacağım şimdi, bütün bu benden, benim sıcak, benim her şeyi sızdıran bedenimden dökülenleri? çiçeklerimi bir araya toplayacağım, sunacağım - ah! kime?"
feleğin çemberi dar gelen trapezci feleğin çemberi dar gelen trapezci
esin çağlayanı yapıttır...

dış dünyanın kendi gerçeği ve algılananlar kıyassız yaratılardır
her biri, limiti sonsuza yakın özgünlükte doğan çocuklardır
o yüzden, "dalgalar", kıyıya vurdukça parçalar, aşındırır
o yüzden, her bir dalganın geride kendi imzası kalır.
massachusetts massachusetts
"sürekli geliyor yabancılar, bir daha hiç görmeyeceğimiz kişiler, teklifsizlikleriyle, ilgisizlikleriyle, bizsiz süregiden dünya anlayışlarıyla istemimiz dışında bizi süpürüp geçen kişiler."
...

"hayat bir düş elbette. yalımımız, yalnızca birkaç gözde oynaşan o bataklık buharı, az sonra savrulacak, sönecek her şey."
greenpearl greenpearl
kitapta yer alan ve alıntılamak istediğim bazı cümleler;

rhoda yalnız kalmaktan hoşlanır. bizden korkar, çünkü yalnızken aşırı büyük olan gerçeklik duygusunu bozarız biz.

zaman sonsuz, çabalar beyhude görünüyor. her şeyin üzerine insan çabasının boşunalığı duygusu çökmüş.

heyhat, ruhum sorunlu biraz, çabuk yoruluyor; hedefe varınca, ter içinde, belki de itici görünerek, yere düşüyorum.

ama biz öğretmenlerden hoşlanmayız. bir adam ayağa kalkıp 'bakın, gerçek budur' dese, ben hemen arka planda bir parça balık aşıran kum rengi bir kedi görürüm.

başakların, kendilerini kıvırıp kızıllaştıran hafif bir esintiyle sessizce eğilmeleri gibi.

kendi meyvemi seçtim. heyecana kapılmadan bakıyorum.

dünyaya yazgısız gelseydim daha mutlu olurdum.

her manzara, bir mahremiyetin tehlikesini ve mucizesini resmeden, ansızın, çalakalem karalanmış bir arabesk.

bütün aşağılanmaların acısını ben çekiyorum. ama aynı zamanda acımasızım, mermerdenim. yaşadığımız için şanslı olduğumuzu nasıl söylediğinizi anlamıyorum.

ruhun suları, hangi yana devriliyorsa o yöne doğru akar; ellerinde değil bizi terk etmemek.

karanlık, bedenlerini yutmuş. hangi şarkıyı dinliyoruz – baykuşunkini mi, bülbülünkini mi, çalıkuşununkini mi?

i̇çine batmış oldukları sel sularının bulanık örtüleri var üstlerinde hala.

burada bulunuşumuz bir şeyi mahvetti, bir dünya olabilir bu.

yangınımızdan sonra, madalyonlara koyacak bir şeyimiz kalmadı.

çünkü bir başkasının üslubuyla yazılan mektubu bitirmek zordur.

hayat, onu anlatmaya çalıştığımızda sunduğumuz muameleye belki de elverişli değildir.
1 /