daniel day lewis

1 /
azureel azureel
keskin köşeli yüz hatları ile 1000 metreden tanıyabileceğiniz, boksör filmindeki kel hali ile daha bir çekici duran oyuncu. 1957'de doğduğu memleketi londra'nın havasını kaybetmiş gibi durmuyor, şeytan tüyü var ya da; farklı bir şey.
exanimus exanimus
futurist filmi ile 1986'da new york'lu eleştirmenler tarafından yılın en iyi yardımcı erkek oyuncusu seçildi. 1987'de üstün yeteneği üzerine var olmamnın dayanılmaz hafifliği filminde juliet binoche ile başrolü kaptı. 1989'da my left foot adlı film ile en iyi erkek oyuncu dalında akademi ödülü ile birlikte birçok ödül daha kazandı. daha sonra 1992'ye kadar filmlerde oynamayan aktör 1992 yılında son mohikan ile tekrar sinemaya döndü. hemen ertesi yıl martin scorsese ile masumiyet çağında çalıştı. aynı yıl babam için / in the name of the father filmindeki performansı ile dünya çapında bir yıldız ilan edildi. aynı film oyuncuya bir akademi ödülü daha kazandırdı.
leeloo leeloo
the age of innocence'i her izlediğimde beni hüngür hüngür ağlatan, hıçkırtan, mideme kramplar sokturtan inanılmaz aktör. karizması, naifliği, kibarlığı ve ses tonuyla genç kızların kalbinde taht kurup * sahip olduğu adada onunla birlikte yaşama hayalleri kurmalarına sebep olmuştur.
pureevilmusic pureevilmusic
ilk olarak gangs of newyork ta izleğim there will be blood da bayıldığım ingiliz aktör...sag ödülünü heath ledger'a ithaf edecek kadarda ince bir insan..
iago iago
galiba şöyle de açıklanabilir:

dünya sinemasında gerek duruşu , tonlaması ve seyirciye verdiği oyunuyla klasik kalıpların oldukça dışında bir yerde olan karakter oyuncusu.

özellikle there will be blood daki yarattığı karakter bir oyuncu adayı için çok değerli bir hazinedir.tekrar tekrar izlenmeli, izletilmelidir.
zivizivi zivizivi
my left foot filminin çekim aralarında dahi rolünden çıkmayan, bir başkası tarafından yemeği yedirilen ve aşırı kambur durmaktan dolayı iki kaburgasını kıran, karakteri için her şeyi yapan seçici oyuncu.
selenosistein selenosistein
oyunculuktaki muhteşemliğini ilk olarak in the name of the father filminde serseri ruhlu ama temiz, masum genç adam rolüyle gördüğüm, ardından gangs of new york'taki kasapla of yavrum of dedirtmiş, sözde filmin yıldızı di caprio'nun esamesini bile okutmamış, ve son olarak da yaşının da getirdiği ağırlık ve büyüklükle there will be blood'da koca filmi tek başına götürmüş, fazlasıyla hakettiği oscarı da kapmış, yüce oyuncu.
1 /