datça

1 /
spinoza spinoza
ulaşımının zor olmasından ötürü pek de tutulmayan.. ve bu yüzden güzelliği kaybetmeyip, sakin bir yer olma özelliğine sahip olan..günümüz şartlarında mükemmel tatilin yapılabileceğine inandığım, hayatımda suyu bu kadar güzel bir renkte daha önce görmediğim denize sahip olan..türkiyenin tam güneybatı ucunda bulunan muğla ilçesi.
marla singer marla singer
kış mevsiminde kafa dinlemek için oldukça ideal olan, muğlada bulunan bir yarımada. denizi çok güzeldir.aynı zamanda sahilde balıkçı kahveleri vardır. dışarda yağmur yağar deli gibi, balıkçı kahvesinde sobanın başına geçer, avcunuzun içindeki çay bardağına sığınırsınız.
uçan tavuklar kümesi uçan tavuklar kümesi
insanlarının badem kırıp şarap,balık tutup rakı,para bulup viski içitiği,imamın ezanı olabildiğine kısa okuduğu,sakin tatil mekanı.bir de hurşit amcası vardır oranın,her gün datça dan muğla ya ptt işleriyle ilgili şeyler getirir götürür ford minibüsüyle(şimdi yeniledi mi bilimiyorum).tabi minibüste boşyer olunca ek iş olarak yolcu da alır uygun fiyata.bana da denk geldi bindim,merak çekti.

kurban:dayı kolay gelsin datça ya gidiyomun?
hurşit :hemen gidiyoz,atla çabuk!

en arkaya oturdum.benden başka bir kaç kurban daha var.neyse dayın bastı gidiyor şehir içinde bile.marmaris e kadar üç tane bizden önce kalkan minibüs solladık.ben tabi biraz tedirgin oldum haliyle ama sesimi de çıkaramadım.merkez kaç kuvvetine dayanamayıp öne geçtim.

kurban:dayı ne zamandır uğraşıyon bu işle?
hurşit :otuz yıl altı ay on üç gündür! (sayıyı tam olarak aklımda tutamadığım için attım burayı)

adam gün verdi ya.bir de hızlı hızlı konuşuyor,az ve öz cevaplar.datça nın virajlarını ezberlemiş artık kaç senedir psikopat gibi daldı hepsine.marmaristen kalkan dört arabayı da sollayarak sözü geçen yere vardık..bak hala burdayız
miasma miasma
bi tarafına egeyi bir tarafına da akdenizi alan tatil beldesi.
ne bodruma benzer ne çeşmeye ne de diğer bol turist çeken gözde yerlere.sessizdir sakindir kendi halindedir.denizi de güzeldir buranın.hele tekne gezisine çıkıp da o koyları görünce denizden çıkmayası gelir insanın.yeşili de havası da bi başkadır buranın.
(bkz: allah bozmasın)
sekizinci cüce sekizinci cüce
herkesin hayatında mutlaka bir kere görmesi gereken yerdir datça.
taş evlerini, dar sokaklarını mor begonvillerin süslemeye başladığı ve badem ağaçlarının çiçek açtığı bahar aylarında gitmek görmek gerekir. çünkü en çok o zaman büyüler sizi.
hem de daha bir tenhadır, sessizliğin içinde huzuru bulursunuz orada.
tekne turu yapmadan gelirseniz büyük hata yapmış olursunuz, çünkü tekne turlarıyla arabayla gidilemeyecek civar koylara uğradığınızda aslında tanrı'nın bize aslında yeryüzünde bile cenneti gösterdiğini anlayıp şaşırmak lazım gelir.

insanı, tipik ege insanı gibi sıcacıktır, hiç yabancılık çekmezsiniz aralarında.

yazın bile şeker gibi portakal yiyebilir; yağmuru, yağmurda yürümeyi, ıslanmayı çok seviyorsanız bahar aylarının sıcaklığında -türkiye'nin en çok yağış alan 2.yeridir çünkü- bu zevkli eylemlerinizi gerçekleştirebilirsiniz ve sebepsiz mutluluklarla dolabilir içiniz.

can yücel'in evini, hep gittiği kıraathanesini, içki şişesini, oturup şiirlerini yazdığı masasını, resimlerini görebilirsiniz.

huzurdur, evet evet huzurun ta kendisidir datça.
sekizinci cüce sekizinci cüce
yılın tam da bu zamanlarında, ilkbahar özlenirken özellikle, en çok olunması istenilen yerdir.
sanki datçaya vardığımızda yine, mevsim birden değişip bahar olacak, gelir gelmez kıyafetlerimizi kumsala bırakıp denizine gireceğiz, gün batacak akşam olacak, sadece şamdanlarla aydınlatılan denizin tam kıyısındaki ahşap masalarda ayaklarımız bazen kumlarda bazen suda balığımızı yiyeceğiz.
bir yerin yaşanabilecek en güzel anlarına dönme şansım olsa şuanda, düşünmeden söyleyebileceğimdir.
1 /