dayı

3 /
sokaktan gelen adam sokaktan gelen adam
ne kadar fırlamaysa bi o kadar da düşünceli adamdır; on numara adamdır. hiç bi doğum gününü kaçırmaz, bazen tam tutturamaz belki bi gün önce bigün sonra olur ama çoluğu çocuğu da toplar elinde pastayla bitiverir her seferinde kapıda, o kadar işinin gücünün arasında. uzaktaysa arar sorar mutlaka.
mahcup etme konusunda üstüne yoktur: arada para mara yollar, en kıyak hediyeleri o alır. mfö gibi adamdır benim dayım, kafa günden güne açılsa da yaşlanmaz bu adam. kapıdan girdi mi bi enerji yayar içeri, kendi hayatı her ne kadar istediği gibi gitmese de enerji doludur. gürültülü, geveze bi adam...

vay be dayı, ilk uçurtmamı da senle yapmıştık hatırladım da. bahçeye gidip uçuramamıştık yalnız.
sabahın bi körü gittiğimiz sahilde, deniz bisikleti kiralayan elemanlar ortada yoktu haliyele o saatte. alıp kaçırmıştı birini, koy koy dolaşıp öğlene doğru döndüğümüzde merakla yanımıza gelen elemana da "işiniz başında olun kardeşim sizde" diye azar çakmişti. yüzme falan da bilmez yani bu adam, hangi cesaretle alıp çıkmışsak*
bi de bu adamın milletin "ay kopucak çocuğun kafası" nidaları arasında yeğenlerini kafadan kavrayıp havaya falan atıp tutması vardı zamanında. psikopat ya, kendi çocuklarına yapmadı bunları.

annem babam ilgilenmedi benimle onun ilgilendiği gibi. gerçi daha farklı bi şey var bu adamda abi gibi falan diyecem ama değil. dayı yani. dayı. tanım direkt olarak bu heralde tek başına: dayı. başka bi şeye benzetilmesi olanaksız.
// daima bizle ol.
gramafonn gramafonn
bende üç tane bulunan ve beni sokakta görseler tanırlar mı acaba diye merak ettiğim akrabamsı sıfatlar. akrabamsı oluşları da bir şekilde kan bağı bulunduğundandır.
ıslak kapı kolu ıslak kapı kolu
normalde annenin kardeşine söylenen hitap şeklidir.ama sokakta gördüğün her sakallı adama ve ezel sayesinde normal arkadaşlıklarda da sıkça karşılaştığımız hitap şeklidir.
belki belki
valla benim uber ötesi bi dayım var öyle ki dayı denilince aklınızda oluşan o babacan kafa adam kisiliğine cuk oturuyor. "daaaaayyi" der beni görünce dayıcım gibi hanı. seviyorum keretayi. bunu okusa keser beni keser...
elektro kaval elektro kaval
6 kardeşin en büyüğü benim dayım.. biri de annem olan iki kız kardeşiyle kan bağı yok.. diğer üç kız kardeşiyle ise baba bir..

12 yaşında başka bir annesi oluyor, babayla problemli.. ama kardeşleri arasında hiç ayrım yapmıyor.. babasına karşı hepsini koruyor.. "hatta babamız yok diye bizi daha çok kollardı" diyor annem..

70 li senelerde ankara da üniversitede okuyor.. bir gidiyor, aylarca ortada gözükmüyor.. sonra çıkıp geliyor, aylarca gitmiyor.. darbeler, problemler, parasızlık..

evlenmiyor dayım.. kardeşleri evleniyor, kalanlar ilçeye göçüyor, o, köydeki kocaman, boş, yıkık dökük evde yalnız yaşıyor.. babayla küs..

o yılarda mühendis adam, çiftçilik yapıyor.. arada babam bizi arabaya atıp köye, yanına götürüyor.. çamaşırları falan yıkanıyor, ev temizleniyor.. ısrar ediyorsun, gelmiyor seninle.. yalnız yaşıyor.. bazen tek geçim kaynağını biz gidip yiyelim diye toplayıp da satmıyor.. gitmezsek dalında çürüyor..

seneler geçiyor, ben üniversitedeyim.. yolda karşılaşıyoruz.. "dayı neden haber vermiyorsun? gelsene bize" diyorum.. "dolaşmaya geldim, döneceğim" diyor.. alıyor beni, bi çay ısmarlıyor..

"gece çıkıyorum yıkılacak çatıya.. ucundan denizi görücem diye.. görseler, deli derler.. oğlum ben delirdim de biri yüzüme vuracak diye korkuyorum.." falan bişeyler diyor bana.. "ne diyor yahu bu" diyorum içimden..

bir gün, biriktirdiği bütün parasıyla ahşap evi yıkıp yenisini yaptırıyor.. yüksek tavanlı, boş, beton yığını bir ev.. hapishane gibi.. tuvaleti başka yerde, banyosu başka yerde.. koca alanda bir tek oda..

yardımcı olan enişteye soruyorum "neden böyle yaptınız bu evi?".. "musluğun yerine kadar dayının istediği gibi yaptırdık" diyor..

ev tamamlanıyor.. bir süre sonra köyden haber geliyor: "dayın kendini asmış!"..

eve gidiyorum, yaptırdığı tek oda ağzına kadar kitap dolu.. bir sandalyelik bile yer yok.. mutfakta kitaplar, salonda kitaplar.. banyoda bile kitaplar var.. bazılarının arasından tedavülden kalkmış paralar çıkıyor.. sayfalarına tarihler atılmış; 1970, 73, 75, 82, 90, 96...

varlık yayını bir orhan veli kitabı geçiyor elime.. şöyle yazıyor:

"ölüm allah ın emri,
ayrılık olmasaydı."
nickim saolsun nickim saolsun
bildiğin ailede ki en kafa adam yapısına sahip insan, playstation oynar, rc modellere meraklıdır, inşaatlara götürür, muhabbeti tatlı iki metre boyunda ki insan, pek severim, çok severim kendilerini. ha bir de oğlan dayıya çeker derler inşallah onun kadar iyi bir dayı olabilirim malum bir iki haftaya dayı olucam bende.
3 /