dear john

delicaponcadı delicaponcadı
tamamiyle bir amerikan propagandası. hani 11 eylül'u her bokta kullanıyorlar ya, ya bakın iste evil teröristler bizi ne hale koydu, sadece orda ölenlerin değil herkesin hayatı karardı oldu bitti durumları var ya, ahanda iste bu filmde de aynen o var. bu sefer de vatanını korumak için askere gönüllü giden bir gencin ve onun sevgilisinin dramı anlatılıyor. kahrolası teröristler yüzünden aşık da olamıyorlar caniiiim.

her şeyi geçtim de, afganistan sahnelerinin birinde, her halinden afgan olduğu anlaşılan bir adam askeri aracın önüne atlıyor ve "yardım edin yardım edin oğlum icerde" diyor. bunu türkce söylüyor. help me filan değil. lan dedim noluyo afganistan'da bi amerikan askerinin türk biriyle karşılaşma olasılığı nedir derken esas bomba patlıyor, o türkce konuşan herifin aslında yardıma ihtiyacı yokmuş askerleri tuzağa düşürmek için onlara yardım edin demiş. esas adamın orda vurulup yaralandığını söylememe gerek yok heralde. hayır "terörist" diye koskoca amerika'ya gösterilen adam alenen türkce konuşuyor. hani sıradan bir amerikalinin o dilin ne olduğunu anlamasına imkan yok, zira biri de bana katalanca konuşsa ben sittin sene anlamam o hangi dil diye. ama orda asker "türkce konuşuyor bu, bi çok dil biliyorum ama bunu bilmiyorum ilk defa duydum lanet olsun man" diyor. lan göt, madem hiç duymadın, nerden anladın onun türkce olduğunu? hani dedim ya sıradan bi amerikali anlamaz o hangi dil diye, taa ki o götoş repliğe kadar haliyle.

dur lan aklıma bi detay daha geldi, esas oğlan afganistan'a ilk gittiğinde arkada böyle lay lay bi müzik çalıyor, askerlerimiz ellerinde kocaman silahlarıyla yürürken bir yandan da yerli halkla sohbet edip gülüşüyorlar, esas oğlumuz - çok sevecen ya - bi çocuğa şeker bile veriyor hatta. ya dedim, bırakın bu ayakları dedim. lanet olsun şu an bulunduğum yere, şu filme verdiğim 7 yu es dalır ı sikiyim.

john taştı ama şimdi. her şey bi yana, yirim yanı. hele o son sahnedeki sakallı hali... verdiğim paraya sadece o an acımadım iste.

bi de şu avatar'i geçti meçti deniyo ya, hikaye bence o. amerikan ordu propagandası filmiydi sonuçta. pazarlama taktiği olabilir. ha harbiden avatar'i geçtiyse james cameron bıraksın bu sinema işini filan, tahta boyama filan yapsın. yormasın kendini yanı milyon dolarlar filan da harcamasın. emeğine yazık adamın lan. bu filmle avatar aynı cümleye bile nasıl konulur?

allah belanızı versin. sinirlendim şu mübarek velintaynz dey'de.
balefulwhisper balefulwhisper
böyle çok hisli bir zamanınıza denk gelirse hedefi vurabilecek bir film.

---- spoiler ----
türkçe'ye bok atılmasa iyiymiş. amerikan askeri 'farsça biliyorum ama bu boktan türkçe'yi hiç anlamıyorum' diyor. orada bendeki kayış kopuyor. fak dı hoilivıd!
sonra bi de askere giden sevgilisine 'sıkıldım' diye mektup yazan hatun var ki tam beter.
---- spoiler ----

işin özü, channing tatum ve amanda seyfried görsel açıdan müthiş bir ikili olmuş. olayı budur.
denizbalığı denizbalığı
önce kitabını okuyup sonra seyretmenin daha iyi olduğu söylemini haklı bulmama sebep film. bişeyler kopuk oldu yarım kaldı gibi. ama katılıyorum güzel bir ikili olmuş.
papağan papağan
sinemada izlemedim,evde izlemek daha farklı oluyor kanımca ama romantizmle başlayan film dramatiğe doğru yönelmesi kurguyu sağlamlaştırmış.içine 11 eylul ve sonrasını da katmışlar.

bu filmde tek bağlandığım nokta sevgili john ' karakterinin babası ve oğlunun arasındaki ilişkiydi.
filmin başlangıcı zaten merak uyandıran sözle başladı.filmin ortasıyla başlaması farklıydı;çok duygusal bir ilişkiydi bence anlatılmak istenende ikisi arasındaki duygusal durumdu.
aşk ise çok ilahi bir durum değidi zaten.mektuplaşmak dışında olağanüstü görünen bir aşk yoktu.zaten genellikle aşk sınavdan geçer ve başarısız olur;ama john yine de şaşırtıyor.
pacinonun sağ yanağı pacinonun sağ yanağı
'yüce' bir amaç uğruna vatanı için çarpışan 'cesur ve erdemli' amerikan askerlerini pohpohlamaktan hala bıkmamalarına mı küfredeyim, oyunculukların berbatlığına mı küfredeyim, olmayan bir dramdan dram, olmayan bir romantizmden romantizm çıkarmak için kıçlarını yırtmalarına mı küfredeyim bilemedim. sıradan falan bir film değil bu, inanılmaz kötü bir film. çok kötü.
o c o c
john lennon'ın sözlerini yoko ono'nun yazdığı şarkısı, son derece ilkel ve deneme tarzında olsa da, sözleri de görünüşte zaferi simgelese de, çok çok hüzün veriyor bu şarkı.

john lennon'ın beatles dönemlerinden kendine acımasının benzeri, fazla basit, çok güzel, çok acı.
yaseminkokulusaatler yaseminkokulusaatler
vasatın üstüne çıkamayan film. fazla saçmaydı. fedakar cesur süper kahraman askerimiz afganistanın işgaline katılıyor ve onu deliler gibi sevdiğini iddia eden 2 haftalık sevgilisi başkasıyla evleniyo. hayır anlamıyorum beğenen bu filmin nesini beğendi baştan aşağı amerika propagandası kokan bi filmdi. ayrıca boktan bi aşktı. çok sevdiğini iddia ettiğin kişiyi terk ediyosun ve salya sümük ağlayarak mazeretler öne sürünce her şey halloluyor. hadi canım öyle mi?
hogwartstan kaçan kız hogwartstan kaçan kız
hem romantizm hem de dram içerikli amerikan yapımı film.

çoğu şey klişe gibi gelse de aslında sizi ilerleyen dakikalarda samimiyetiyle sarıyor ve merakla izlemenizi sağlıyor.

en azından bana öyle oldu diyeyim de vurmasınlar.