dede efendi

1 /
ceko ceko
1777-1845
en büyük bestekarlarımızdandır.mevlevi tarikatına girerek çilesini tamamladığı için "dede" ünvanını almıştır.hacı olmak amacıyla hicaza gittiği sırada ölmüştür.
1
kospiti kospiti
babası geçimini hamam işletmeciliğiyle sağladığı için hammamizade adıyla tanınmıştır.dede efendi gelenek içinde bireysel bi sese ulaşabilmiş bestecilerin başında yer alır.bu yüzden üslubu 'dede efendi tavrı' olarak nitelendirilir.klasik üsluba bağlı kendisinden sonra gelen bütün bestecileri etkilemiştir.bir hanende olarak türk müziğinin kendisine ulaşan bütün ürünlerini öğrenmiştir.ayrıca sultanıyegah,neveser,sababuselik,hicazbuselik,arabankürdi makamlarını da hammamizade ismail dede efendi düzenlemiştir.özetle,günümüzde türk müziğinin yerini düşündükçe insanın hasret çektiği adamlardandır.

bi-vefa bir çeşm-i bi-dad
ne yaman- ağlattı beni
ben sinemi nişan diktim
gamzesiyle vurdu beni

ben o yare ne söyledim
aşkın deryasını boyladım
çhar attım,şeş oynadım
yine felek yaktı beni

ağlattım aşkın gülüne
dolaştı zülfü teline
düşürdü dellal eline
hem aldı hem sattı beni
stargazer stargazer
yaşadığı dönemde batıda vals almış yürümüştür ve bazı batı hayranı çevrelerce bizden böyle dans etmeye meyilli besteler çıkmaması vahim bir durum olarak nitelendirilmektedir. büyük üstad, yine bir gülnihal adlı rast makamındaki eseri bir gecede besteler ve bu eser otoriteler tarafından en iyi valslerden biri olarak gösterilir.
mümtaz mümtaz
türk musikisinin tartışmasız en büyük bestekarı. musikinin bütün formlarında eser verebilmiş dahi bestekar. babası hamamcı olduğu için "hammamizade ismail dede efendi" olarak bilinir. yenikapı mevlevihanesi'nde "çile" doldururken bestelediği ve ilk eseri olan "zülfendendir benim baht-ı siyahım" şarkısı saray'a kadar ulaşmış ve eser üçüncü selim tarafından da çok beğenilmiştir. bunun üzerine "çile"sini doldurmadan "dede" unvanını alan ve üçüncü selim'in himayesine giren dede efendi, ikinci mahmud zamanında da iltifat gören bir bestekar olmuştur. birçok makam bulmuştur. bunlardan ikisi ferahfeza ve sultanıyegah makamlarıdır. mevlevi ayini formundaki eserleri şaheser mertebesinde olup ( özellikle ferahfeza mevlevi ayini ) ve dahi ağır ve yürük semaileri, besteleri, şarkıları, köçekçeleri bir ömre bedeldir. sağlığında saray'dan büyük iltifat gören dede'nin son yıllarında, batı müziğine olan alakada bir artış görülmeye başlanmış, hatta bu müzik gıpta ile anılır olmuştur. bunun üzerine dünya valsinin en güzel örneklerinden biri olarak kabul edilen "yine bir gülnihal"i besteleyen dede, "artık bu oyunun tadı kalmadı" diyerek batı müziğine olan ilgiden ve türk müziğinin ihmal edilişinden yakınmış, hacca giderek orada vefat etmiştir. kabrinin hz. hatice'nin ayakucunda olduğu yazılıp çizilen rivayetler arasındadır.
ceket yok pantolon verelim ceket yok pantolon verelim
sözlerin yetersiz kaldığı manalar alemine açan bir bestecidir dede efendi. matematiğin o yeksenak monotonluğu içinde kalan iffetli, güzel, doğal, sitemkar, efendi, ali cenap, hesapsız kitapsız, biraz hüzünlü ama gururlu alemin kapısını açan bir çilingirdir.

osmanlıca bilmeseniz bile, işte kelime meallerini ve cambazlıklarını bilmezseniz ve anlmasanız bile çatır çatır hissiyatı anlayaçağınız bestelere imza atmıştır.

ilerleme adına birşeyleri feda ettik biz. o feda edilenlerin yerine ise birşey koyamadık. anca işte dolgu malzemeleri ile idare ettik. lahmacun kokulu, ben mutsuzum triplerindeki alaturka arabesk ile dışardan ikame edilen ve bokunu bayıla bayıla çıkardığımız yavan besteler yahut ruhsuz tıngırtalara teslim etmekteyiz.

belki kadir kıymet bilen toplum olsak herşeyin hakkını verirdik. - belki bu yüzden dandikliğe gömüldük- herneyse biraz örnek ile kulaklarımızın pasını silelim.


lasciatemi cantare lasciatemi cantare
ünlü türk bestecidir. istanbul doğumlu olan sanatçı türk klasik müziğinin itri'den sonraki en önemli bestecisi olarak kabul edilir. 1792 yılında şeyh ali nutki dede'nin derslerine katılarak sanatını ilerletmiş ve "dede" ünvanını almıştır.
iii selim'in ismail dede efendi'nin sanatından oldukça etkilenmesi sonucu bizzat padişahın isteğiyle başmüezzinliğe getirilmiştir. sarayda olduğu dönem içerisinde en üst düzeyde eserler besteleyen sanatçı bu başarısını yeteneğine olduğu kadar padişahına da borçludur. iii. selim, osmanlı padişahları arasında; sanatı, sanatçıyı en fazla destekleyen hükümdar olmuştur.
sanatçının 250'ye yakın eseri günümüze ulaşabilmiştir. yine bir gülnihal, mah yüzüne aşıkım, baharın zamanı geldi eserleri günümüzde de oldukça sevilip söylenmektedir.
sanrının eli sanrının eli
olmayan dededir. nobrain'daki dedeleri gördükten sonra hem dede hem efendi kelimesinin yanyana gelmesi bile tüylerimi diken diken ediyor, efendi dede mi olur lan?!
nayihu nayihu
1778'de doğmuş, 1846'da vefat etmiştir. rumeliden göçen bir ailenin ferdidir.

mevlevi şeyhi ali nutki dedenin talebesidir.

hammamizade lakabı babasının şehzadebaşında işlettiği acemoğlu hamamından gelir. hamamın bir kısmı bugün hala ayaktadır.

genç yaşında sarayla iç içe bir sanat hayatı sürmeye başlamış, padişah üçüncü selimin öncüsü olduğu musıki ekolünü çok iyi benimsemiş ve o ekolden kendine ait yeni bir ekol çıkarmayı başarmış büyük bir bestekardır. buna rağmen bestekarlığının en verimli dönemi şüphesiz ikinci mahmud dönemidir.

ferahfeza ve sultaniyegah makamlarını terkib etmiştir.

yedi adet mevlevi ayini bestelemiştir. bunlar saba, saba buselik, neva, hüzzam, ferahfeza, bestenigar, şevkütarab (bu ayini dede efendinin hocası ve şeyhi ali nutki dede bestelemişir diyenler de vardır) ayinleridir. dedenin özellikle hüzzam ayini-i şerifi baştan sona meşakkatli fakat bir o kadar zevkli ve sanatlı bir ayindir. bunlarla birlikte dini ve din dışı formlarda bestelediği yüzlerce eser günümüzde de icra edilmekte ve dinlenmektedir.

bildiğimiz birçok rumeli türküsünün dede efendi'nin elinden geçtiği ve bunların bir kısmını da kendisinin bestelediği rivayet edilir.

hemen hiç saz eseri bestelememiştir. kendisine atfedilen saz eserleri muhtemelen yakın çalışma arkadaşlarına yahut ismi ismail olan başka bestekarlara aittir. bu konuda bir ihilaf vardır.

hammamizade ismail dede'nin zekai dede efendi, dellalzade ismail efendi, eyyubi mehmed bey gibi talebelerinin türk müziğinin günümüze gelebilmesi adına önemli işler yapıklarını söylemek mümkündür. kültürel aktarım (meşk) bu talebeler vasıtasıyla gerçekleşmiştir.

dede aynı zamanda iyi bir hattat ve şairdir. mahlas olarak "derviş ismail" mahlasını kullanır.

abdülkadir meragi, ıtri, üçüncü selim han gibi türk musıkisinin önde gelen ve müziğe yenilik ve boyut getiren büyük bestekarlarının sonuncusu olarak kabul edilir.

sultan abdülmecid dönemindeki bazı uygulamalar nedeniyle "bu işin tadı kaçtı" deyip hacca gimiş, mekke'de koleradan vefat etmiştir.
esofmantakımı esofmantakımı
sokakta sorsanız 100 kişiden ancak bir kişi bilir ismini oda belki. ben bildiğim için böyle büyük bir ustanın hayatını ve eserlerini mutluyum ve bilmediğim için utanmıyorum bazı şeyleri bilip bunu bilmiyor diye yadırgayan ve ayıplayan! ve anlamayan ama bu gibi kişilerin asıl bu gibi kişileri bilmemek ayıptır mesela yüzmeyi bilmemek.
1 /