değişmek

1 /
evo evo
o kadar şey yaşadıktan sonra insanın farkında olmadan yavaş yavaş yaşadığı durumdur... kişinin bilincine göre iyi ya da kötü yönde olabilir.
derya derya
''değişmezsek gelişemeyiz, gelişmiyorsak da aslında yaşamıyoruz demektir''. gail sheehy adında birinin sözüdür bu. insan yedisinde neyse yetmişinde odur.. bununla paradoks oluşturuyor tabi ama değişmek zordur..kişilik özellikleri de karekter oluştuktan sonra da değişmeler daha zorlaşır..gelişmeyle birlikte olaması gereken değişim düşünen beyin işidir...ne olmak istiyorsak, ya da olmamız geregen şey her ne ise olduğumuz gibi kalarak asla olamayız. ve heraclitus da demiş ki ''değişiklikten başka hiç bir şey devamlı değildir.'' varsak, yaşıyorsak değişmek zorundayız. değiştikçe olgunlaşır olgunlaştıkça da insan kendini her gün yeniden yaratır...
heidi heidi
ancak kişi çok isterse gerçekleşir ki, önce fark etmesi lazım nereden yontulması gerektiğini.. sonuç, kimse değişmez de, gerçek yüzünü gösterir... değişim şart cümlesi ancak iş hayatında geçerli olmalı, o da zorlama zaten...
uçuçböceği uçuçböceği
insanın isteyerek yapmadığı bir eylemdir aslında.
içinden gelmeli, hatta kendi kendine olmalı. zorla da hiç olmaz çünkü...
değişirsin, farketmezsin bile. insanın kendi kendine farketmesi de zordur. ama bir gün biri çıkar, "sen çok değiştin" der. önce kabul etmezsin, "yok canım, aynıyım" dersin. ama dönüp bir bakarsın geçmişe, bir de bugüne. gerçekten de birşeyler farklıdır. fark belki söylediklerinde, belki verdiğin tepkilerde, belki hissettiklerinde, belki de bir bakışındadır. ama ordadır işte, tanımlayamasan da orda duruyordur. kalıcı mıdır peki? o da hiç belli olmaz. daha önce nasıl değiştiyse bir şeyler, yine değişebilir belki. ya da hep aynı kalacaktır, bilinmez.
yaşarsın, hissedersin ve birşeyler değişir. kendine bir ayna tutana kadar, aynı kaldığını düşünsen bile...
itülmüş itülmüş
değişmeniz için aslında gerekenler çok basittir. kimse öyle tatlı tatlı değişemez. hayatın ebenizi sikmesi lazımdır. tam bir sene boyunca her yataktan kalktığınızda "hay mına koyim yine başlıyoruz" demeniz, yapayalnız kalmanız, ağzınıza sıçılması, en güvendiğiniz insanların sizi arkanızdan bıçaklaması, sonra kalbinizi söküp size paket içinde vermesi gerekir. günlerce ağlamanız, hayata lanet etmeniz, tanrıya bağırmanız, gidenlere yalvarmanız, depresyona girmeniz... yani kısacası ölmeniz gerekir.

çünkü ölmeden yeniden doğamazsınız.

ama sonra, bir sabah kalkarsınız.

ve bum...

değişmişsinizdir.
migelo migelo
harika bişey.yıllar boyu değişmeyi isteyip te değişememek ve akabinde bişeylerin sonunda değişimi getirmesi ne harika!ağlamayan bebeğe meme vermiyolar gerçekten de.çabalamak lazım.kişinin kendini iteklemesi lazım.hani derler ya kişi kendini şansını kendi yaratır diye.belki %100'ünü biz yaratamayız.ancak şu var ki,sen niyet etmeden(yani harekete geçmeden)sonsuzluk neden bişeyler yapsın ki?

insan değiştiğini kendisi anlayamıyo bazen.illa birisinin sana ayna vazifesi görmesi gerekiyo.ve o kişi "değişiyosun be"dediğinde çok mutlu oluyosun."çok şükür,o kadar zaman sonra işte oluyo"diyosun.demek ki doğru zaman buymuş.iyi ki vazgeçmemişsin,iyi ki pes etmemişsin.
thinkpink thinkpink
karşındaki insandan istemesi kolay fakat uygulamaya geçirilmesi zor olan şeydir. ama olur bazen bir mucize gerçekleşir hiç olmayacağını düşündüğünüz bir anda o* sizin sevdiğiniz birlikte yaşamak istediğiniz adamdır artık.*
chubbchubb chubbchubb
normal insanlar için genellikle olumsuz şekilde gerçekleşiyor değişmek. kazandığınız farklı alışkanlıklar, farklı duygular, edindiğiniz farklı çevreler sizi genellikle "daha kötü" bir kalıba sokuyor. değiştiğinizi de insanların tepkilerinden rahatlıkla anlayabiliyorsunuz. "neden böyle oldun sen?" diye bir soru soruyor bir gün ve fark ediyorsunuz. belki o hayat daha mutlu ediyor sizi, sadece kafa dağıtırken, fazla düşünmezken daha mutlusunuz belki ama değişmiş olmak hoşunuza gitmiyor yine de. insanları kırdığınız, üzdüğünüz hisine kapılıyorsunuz ve bu histen kurtulmak hiç de kolay olmuyor.

bunu anlamak için size çok yakın olan birinin değişmeye başladığını düşünün. artık sizi daha az arayan, daha az önemser görünen biri haline geliyor çok yakın arkadaşım dediğiniz kişi. o her ne kadar mutlu olursa olsun bir tarafınızın eksik olduğunu hissediyorsunuz. bunu ona söylemek zor. bir şekilde söylüyorsunuz ve böylece mutsuzluğunuzu ona da bulaştırmış oluyorsunuz. ama yine de hiçbir şey eski haline gelmiyor, gelemiyor.

değişmek her zaman kötü değil tabi ama bir insanın değişmesi genellikle etrafındakileri kırıyor, üzüyor. yaşadıklarınızın sizi nereye götüreceği belli değil, mutsuzluklarınızdan uzaklaşmak için değişmeniz gerekiyor belki. ve o noktada da fazla düşünemiyorsunuz. sadece değişiyorsunuz. istemeden de olsa değişiyorsunuz.
piyanogörünümündekiçellodançıkanbağlamasesi piyanogörünümündekiçellodançıkanbağlamasesi
hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağını bilmektir. misal ben, o kadar çok korkuyorum ki değişimden, farkındayım ama aynı zamanda reddediyorum. annemin elinden tutup sokaklarda güvenle yürüdüğüm zamanların geçmiş olduğunu biliyorum. hayatın bana dayattığı şeyleri yaşamaya korkuyorum mesela, evlenmekten korkuyorum, boşanmaktan korkuyorum.. her değişimin bana eski zamanı aratmasından korkuyorum. annemin öğretmenlik yaptığı okulu gördüm bugün, genctı annem o zaman, cocuktum ben de, cocuk değilsem bile cok gençtim.. aklımdan biir biir geçti her şey, o koridorlarda annemin kol altında yürüyüşlerim, sınıfında annemı bekleyişlerim, ders boyunca annemı izleyişim onun masasında... okul bitince beraber eve donuş ya da anneyi almaya gelış okula bir başka gun... bahçedeki bayram musamerelerinde orada olmak, öğretmen çocuğu diye sana boyle yaratıkmışsın gibi bakan cocukların arasında ve nedendir bilmem bundan gurur duyarak.. hepsı, her şey teker teker... bi baktım ki yok artık, ne bizimkiler orda, ne ben.. benim yaşımda öğretmenler var artık o okulda, o zaman ki öğrenciler ise bir bir mezun oluyordur üniversiteden şimdi...

bir daha hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını bilmek üzüyor beni. belki de takık olduğum bu; hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını 'iyi' biliyor olmak... ve daha da önemlisi benim zoruma giden: hayatın dayatmaları.. hayat dayatıyor.. yapmak zorunda olmak kötü.. zaman geçsin istemek ama aynı zamanda değişmemeyi dilemek... imkansızı istemek.
libitina libitina
büyümek, olgunlaşmak, öğrenmek, deneyim kazanmak, denemek, iyi olmak, kötülükten sakımayı öğrenmek, çabalamak, yaşlanmaktır.
eristhabella eristhabella
kaçınılmaz olan şeydir değişmek. zamanın yarattığı yenilenme ve yıpranmaların toplamı da denilebilir. ne kadar yıprandığınız yada ne kadar yenilendiğiniz muammadır. yaşıyorsanız her dakika ve her saniye değişiyorsunuzdur. en basiti yaşlanıyoruz ve durduraksız değişiyoruz.
naringergedan naringergedan
daha çok değiştiğini sanmaktır. bir nevi kendini ya da başkalarını kandırmaya çalışmak. gerçek değişim göze almakla başlar, bu da herkesin harcı değildir.
1 /