demokrasi ve atılım partisi

3 /
tivorlu mıçı tivorlu mıçı
akp devrilene kadar, muhafazakar kesimden oy çalabilmesi için çok da belli etmeden, alttan alta desteklenmeli.

akp devrildikten sonraysa, hiç gözlerinin yaşına bakmadan tepelerine çökülmeli.

siyasal islam denen, dünya siyaset tarihinin görüp görebileceği en pragmatist akımla, aynı pragmatistliği göstermeden mücadele etmek çok ama çok zordur.
anabacı vokke anabacı vokke
şimdi elmayla armudu karıştırmamak lazım. şeyh said nakşıbendi şeyhi olduğu içn değil kürt milliyetçisi olduğu için idam edildi. yoksa ne nakşıler ne nurcular biliyoruz bu devlet tarafından semirtilen... misal hizbullahçılar 90'larda pek şeyh said'in adını ağızlarına almazlardı. çünkü amaçlarını kürt devleti kurmak olarak değil islam cumhuriyeti kurmak olarak açıklarlardı. 2000'den sonra ne zaman kürdistan'ı keşfettiler o zaman başladı şeyh said'e muhabbetleri... şeyh said'e 90 tane mevlit okusalar ne olur, adamın idam sehpasına bayrağı devrettiği torunlarını domuz bağlarıyla öldürdüler. bunlar unutulmuş değil...

şimdi deva partisi azadi örgütünün mirasını sahipleniyorsa ve kürdistan davasını savunuyorsa ne ala... ama savunmuyorsa yaptıkları boş işten başka bir şey değildir. açıkçası şeyh said'i sahiplenmek iki numara bol gelir arkadaşlara... tamam, akp ardılı partiler arasında kürt meselesinde en ılımlısıdır. bana göre bazı sosyalist partilerden bile daha ılımlıdır. ama bazı isimleri neyi andığını bilerek anmak lazım.
dumrul dumrul
siyasal islam denilen tamamen takiye kültürü üzerine inşa edilmiş akımla onun sahasına hiç inilmeden yani net şekilde mücadele edilebilir ve öyle de yapılmalıdır.

adamlar tam 1400 yıl boyunca bir kültür olarak takiyeyi zincir halinde yaşatmış ve kullanmışlar. tarikat ve cemaat dediğimiz şeyler kültür aktarımını silsile halinde birebir (yüzyüze) yaparlar. yazılı ve sözlü kültürün kendine has özellikleri, kendine has avantaj ve dezavantajları vardır. yazılı kültür bir bilginin kitlelere yayılmasında muntazam işlev görür. sözlü kültür ise pratiklerin aktarılmasında yazılı kültürden üstündür, bildiğiniz usta çırak ilişkisidir bu. bir usta hayatı boyunca taş çatlasın bir - iki usta yetiştirebilir. bu şekilde büyük birimler halinde örgütlenmiş bir toplum inşa edilemez. bizim hedefimiz gelişkin bir toplum inşası ise yazılı kültüre yöneliriz. ancak cemaat ve tarikatların böyle bir amacı da işlevi de yoktur. o, pratiklerini dar gruplar üzerinde diri tutma amacındadır.

işte takiye kültürü böyle bir arka plandan yükselmiştir. 1400 yıllık pratiklerini nesilden nesile aktarmışlardır. sen ayaklı yalan makinesi olsan yine takiye mevzuunda islamcılarla yarışamazsın. bir takım "seküler" topluluklar islamcı ile islam yarıştırma çabasına girerken ne kadar acınası, ne kadar sefil bir durumda olduklarını anlayamazlar bile. sen orada deplasmandasın ve karşı saha hakkında en ufak bir fikrin bile yok. sen bu zeminde oynayamazsın.

bakın bu zeminde oynamanın sayısız sakıncası var ama her seferinde aynı şeyleri tekrarlamak istemiyorum. salt bu zemin meselesi yüzünden bile islamcılıkla mücadele bizim kendi sahamızda verilmelidir. bununla uzlaşarak ya da uzlaşıyormuş gibi yaparak, alttan alta bilmem ne yaparak bu mücadele verilemez. ve tam da bu yüzden zaten on yıllardır denendiği halde başarısız oluyor. şu cumhuriyet tarihinde sadece 11 yıllık bir dönemde islamcılarla onların zeminine girmeyerek, net bir mücadele yürütülmüştür. (1927 - 38) ve bugün dinciyle din yarıştırmaya çalışan cehapeli dayı - teyze kafasının korumak için ayılıp bayıldığı istisnasız bütün kazanımlar o dönemin ürünüdür.

şimdi deva - gelecek vs eksenine dönelim. bazı muhalifler yine hiç anlamadıkları, tanımadıkları bir zeminde dans etmeye çalışıyorlar. ne kutuplaşma gerçeğini anlayabilmişler, ne islamcılığın ne olup ne olmadığını analiz edebilmişler. bazılarının z kuşağı demeye bayıldığı yeni nesil, ülkenin içinde bulunduğu durumun sıkıştırması ile muhafazakarlığa en yoğun tepkiyi duyan grup. türkiye tarihinde belki de ilk kez muhafazakarlığa tepkili bir nesil yetişiyor. hep unutulan şey şu: muhafazakarlık salt dine özgü bir şey değildir. bu ülkenin radikal sol geleneği bile siyasi ve kültürel olarak muhafazakardır. henüz oy verme yaşına gelmemiş olanlarda da, 18 üstünde de net şekilde görüyoruz ki akp ve diğerleri arasında öyle yüzde 50 - 50 dengesi gibi bir şey yok. ama bunlar yaşları gereği çok doğal olarak herhangi bir siyasi bilgiye, kültüre, tecrübeye, analiz yetisine sahip değiller. buradan çıkan her şey mevcut duruma dönük tepkiselliği gösteriyor.

saadettir, devadır, gelecektir zırttır pırttır bunların aslında ne olduğu net şekilde aktarılmazsa bu ülkenin geleceğini mahfetmiş islamcılığın bu kollarına bizzat sözde muhalefet eliyle meşruiyet alanı tanınmış olur. 19 yılı siktir edin, salt son on yıla bakın. sözde muhalefetin o çok zekice sandığı dangalakça hamleler yüzünden burada çoğunuz acayip acayip pişmanlıklar biriktirmediniz mi? ekmeleddin'e umut bağladınız lan. sağda solda ekmeleddin'e oy istediniz. bazı anarşistler bile yerel seçimlerde "tatava yapma bas geç" diye mhp'ye oy verme çağrıları yapabildiler. muharrem'le birlikte 7 bölgede, 81 ilde fırt fırt diye kendinden geçen insanlar seçim gecesi nasıl satıldılar?

yani diyeceğim o ki bunca tecrübeden sonra hala bu fikirlerin o kadar da iyi fikirler olmadığını anlayamıyor muyuz? bugün böyle olmuş, yarın şöyle olacakmış gibi bir problemimiz yok bizim. seçimlerde üç oy az beş oy fazla alınmış bunların bir hükmü yok. stratejik bir zafer kazanmak istiyorsanız

1- net olacaksınız
2- niteliğinizi her an yükselteceksiniz
3- cesur olacaksınız

bizim zeminimiz bu olmalıyken her kafadan islamcılar gibi davranma fikirleri fışkırıveriyor. kafayı mı yediniz? kafanızı şu iki elinizin arasına alın iyice bir düşünün.

son olarak madem ortaya çok düşünülmeden bir argüman atılmış. bunun niçin yanlış olduğunu en "pragmatik" en basit gerekçesiyle de anlatayım.

türkiye'de bir kutuplaşma gerçeği var. herhangi bir parti akp'den oy çalacaksa bu parti chp'yle filan teması olmayan, seküler kesimlerin herhangi bir şekilde desteklemediği bir parti olabilir. yani siz kendinizce uyanıklık edip saadet goygoyu yaptığınızda saadet akp tabanının nezdinde bir alternatif haline gelmiş olmuyor. aksine saadet akp'den değil sizden oy çalıyor. saadet ancak sizi kudurtan şeyler yaptığında akp'den oy kapabiliyor. (bakınız: istanbul sözleşmesi kampanyası) ali babacan "muhalif" medyada konuştuğu zaman akp'liler ona kulak vermiyor, "biz demedik miydi bağ nasıl da hayinlik ediyor zındık" deyip geçiyorlar. deva kendi kimliğine yakışır şekilde "şeyh sait"i andığı ve sen kudurduğun zaman akp'den oy kazanabilir. illa bişeymiş gibi rol yapmaya meraklıysanız deva çok hoşunuza giden bir hareket yapsa bile sizi kudurtuyormuş gibi davranın.

hayır bu ülkede yaşayıp akp tabanını hiç tanıyamamış olmak da büyük başarı. tebrik ediyorum sizi.
r0x r0x
farklı bir pencereden bakarsak bu tarz paylaşımlar sadece akplilerin savunacağı şeyler. dolayısıyla oy almak istedikleri kesime oynuyorlar doğal olarak, bence gayet mantıklı.

zaten her türlü baraj altında kalacak, akpden çalabildiği kadar oy çalsın böyle.
gulhane parkindaki ceviz agaci gulhane parkindaki ceviz agaci
erdoğan rejimi sayesinde daha çok "illegal" yol ve yöntemlerle palazlanan, kesesini dolduran, rejimin özellikle son sekiz-on yıldaki direksiyon kırışından ve eksen değiştirmesinden pek memnun olmayan, "laikçi" diye aşağıladıkları "kentli" kesimin kendileri de dahil allahçı-kurancı kesime yönelik öfkesinin farkında olan ama aynı zamanda yine bu kesime benzemeye çalışanların ilk tercihlerinden biridir bu parti.

şu son vals olayından sonra en büyük yaygarayı da bunlar kopardılar. en çok bunların "suçluluk psikolojisi"nde debreşme gözlemledik.












gulhane parkindaki ceviz agaci gulhane parkindaki ceviz agaci
favori şarkılarından birinin yeni türkü'den fırtına olmadığına adım gibi eminim, ama bunu kanıtlayamam.




"bak işte yaklaşıyor fırtına
bak yine yükseliyor dalgalar

yıllardan sonra, yollardan sonra
şarkılar söylüyor çocuklar (vals mals falan)
yıllardan sonra, yollardan sonra
yeniden yan yana onlar

ne geçmiş tükendi ne yarınlar
hayat yeniler bizleri
geçse de yolumuz bozkırlardan
denizlere çıkar sokaklar "
5
gulhane parkindaki ceviz agaci gulhane parkindaki ceviz agaci



"biz de nişantaşı çocuğuyuz, biz de beyaz türküz..." falan filan partisi. şımarıklıkları çok itici. gelecek partisi'nin çoğu elemanı bunlar gibi değil, çünkü onların hitap ettiği kitle genellikle alt sınıflar. kürtler de dahil, hatta belki ilk sırada kürtler vardır. öyle vals mals, kültürel hegemonya falan zklemezler.
anabacı vokke anabacı vokke
vals muhabbetinde beni de kaybetseler de gene de endişeli beyaz türke tercih ederim. çünkü bu ülkede kimsede bu beyaz türklerdeki kibir ve rövanşizm yok. yani düşünüyorum, bu ülkede akp en çok kimin canını yaktı diye... kürtlerin kentlerini yıktı, devrimcilerin tamamını f tipi hücrelere tıktı. dışarıda kalanlar da rehine gibi dışarıda... eh işte geriye bir de fetöcüler, ergenekoncular falan kalıyor. ama fetö'den en çok düz akp seçmeni garibanların yattığını düşünürsek, ergenekoncuların da aslında makam ve mevki için sürekli birbirlerine komplo kurduklarını da eklersek onları da çok mağduır etmedi aslında. biraz makam ve mevki hırsıyla birbirlerine yaptılar ne yaptılarsa... zaten ergenekoncuların bir kısmı akp'yi destekliyor bugün. ama akp'den en çok kim şikayetçi? derin devletle de devrimcilerle de hiçbir ilişkisi olmayan, tek derdi ortam ve karı kız olan endişeli beyazlar... düşünüyorum bu adamların hayatına akp'nin tek etkisi şu, içkinin pahalanması. bir de internette rahatça yazamamak... eskiden de çok politik muhabbetler yerine kakara kikiriyi tercih ettiklerini düşünürsek ikinci maddeyi de düş. ama akp'den en çok bunlar şikayetçi abi. "mağduruz da mağdur" diye bağırdıkça bağırıyorlar. bu bir yerden tanıdık geliyor değil mi?

dolayısıyla ben tekrardan beyaz türklerin iktidarını istemiyorum abi. şimdiki gibi muhalefette olsunlar, siyasal islamcılara karşı birleşiriz. ama iktidarlarının akp'den bile daha çekilmez olacağını düşünüyorum. dolayısıyla deva'nın son dönemdeki keskin söylemlerini gayet iyi anlayabiliyorum. ama onlar "açız" diye bir daha akp'ye oy vermem diyen ama kendilerine de oy vermeyen seçmeni anlıyorlar mı? hiç sanmıyorum. kaldı ki kürtleri anlasınlar.... sisteme sadece sınırlı bir yerden karşı çıkan eski akp'lileri bile kazanmaktan uzak ki bunlar, beni kazanabilsinler? hadi ben solcuyum, kürdüm. benim karnım doysa da ben muhalifim ama adamın tek derdi ekonomi işte. onu da ikna edemiyorsun... çünkü kibirlisin.

bu akp'li orta sınıf ve kültürel iktidar kavgasına gelirsek...

benim gözlemimin elbette bir sınırı var. ama sözlükteki çoğu insandan dünyamın daha geniş olduğunu farkediyorum yazılanları okurken. ben bu akp'li orta sınıfta şunu gördüm abi... esasen ikiye ayrılıyor bunlar, bir istanbul'dakiler bir de taşradakiler. taşra derken izmir ve ankara da dahil buna... hani şu liberallerin çok umutlu oldukları, zenginleştikçe liberalleşecekler diye bekledikleri yeni akp'li orta sınıf var ya, işte onlar istanbul'da. görece daha toleranslı akp'lileri istanbul'da görünce çok şaşırmıştım. bunlar da esasen görece daha eski istanbulluydular. cumhuriyet döneminden beri siyasal islamcıların hegemonyasında olan fatih'in semtlerinden geliyorlardı. bu adamlara gene istanbul'un dış semtlerinde rastlamak olanaksızdı. ama istanbul'un göbeğinde vardı cidden böyle bir kesim... muhtemelen sol-liberaller de akp'ye dair umutlarını biraz da bu sınıftan dolayı besliyordu. bu arada dediğimi destekleyen iki dipnot düşeyim: 1- istanbul'un solu ankara'ya göre çok daha yetmez ama evetçidir. ankara'da siyaset yapmakta zorlanır durumdaydılar. ama istanbul'da hiç öyle bir zorlukları olmadı 2- nargile kafelerin yaygınlığını türkiye son 5-6 yılda farketti. ama nargile kafeler istanbul'u daha 2000'lerde ele geçirmişti bile. kültürel iktidar demişken bu da bu sınfıın istanbul'da olmasından sanırım

ama akp'nin izmir de dahil anadolu'daki orta sınıfı tam hırboydu. adamların hiç öyle farklı yaşam tarzları ve yeni zevklere ilgisi yoktu. tek dertleri paralar gelsin de yiyelimdi. hele hele devlet bürokrasisinin yaygın olduğu ankara'da iyice itici bir hal alıyorlardı.

deva partisi akp orta sınfının istanbul merkezli liberal kanadının temsilcisi durumunda. buradaki hakimiyetine dayanarak başka kesimlere yayılmaya çalışıyor. davutoğlu ise akp orta sınıfının en güç budalası ve yalaka kesimine dayandığı için kendi orta sınıfında karşılık bulamıyor, mecburen alt sınıflara yöneliyor. özellikle de hizbullahçı kürtlere...

bundan dolayı deva partisi'nin kültürel iktidar savaşında beyaz türklere kesik atacağı, ekmeğini elinden alacağı malum. ama alt sınıfların mobilizasyonu ya da iktidarın desteği olmadan bir bok yapamaz. ama gelecek partisi alt sınıfların mobilizasyonuyla gerçek bir tehlikedir işte. bizim beyaz türkümüz ise o kadar kibirli ve kendine güvensiz ki sırf uzakta diye domuz bağcı hizbullahçıyı babacan'a tercih ediyor. babacan'dan da sırf yakınında olduğu için korkuyor...

işte bu adamlarla bir arada yaşanmaz. bu adamlar siyasal islamcılardan dayak yerken güzeldir. ama iktidar olduklarında siyasal islamcılardan bile zalimdir. hdp bir daha oy verin dese bile vermem. kılıçdaroğlu'na buradan sesleniyorum, 6 milyon hdp oyunu cepte görüyorsa 6 milyon eksi 1 diye hesaplasın onu... hdp verse bile ben vermeyeceğim. derdim akp'nin çözüm sürecine geri dönmesi mi? aslında o da değil. aksine iyi parti ve islamcılara gösterdikleri esnekliğin onda birini kürtlere ve sosyalistlere göstermediklerini görmem. sırf sağcılardan oy tırtıklıyıcaz diye her türlü dini şaklabanlık yapılırken bile ali babacan'a bu yapılıyorsa bizim hiç şansımız yok. bugün hdp de dahil bütün sol siyasetlerini bu endişeli beyazların hassasiyetlerine endekslemiş durumda... ama bu endişeli beyazlar günün sonunda şeriatı sosyalizme tercih eder. bakmayın siz böyle keskin konuştuklarına... en azından iktidarda şeriatçı varken neyle mücadele ettiğini bilyiorsun. ama bunlar öyle mi? sol gösterip sağ vuruyorlar.
gulhane parkindaki ceviz agaci gulhane parkindaki ceviz agaci
gılışdar'dan istedikleri onayı almışlar gibi...

"chp lideri kemal kılıçdaroğlu, muhafazakar vatandaşların endişe duymaları için algı oluşturulduğunu ileri sürerek "bu konuda kimsenin endişesi olmasın. onların haklarının güvencesi de biziz" dedi."

tr.sputniknews.com

cehape ile iyip'in, son yirmi yılın hukuksuzluklarının peşine düşeceğini zannedenler varsa, falan filan...
5
3 /