depersonalizasyon

dreamfactory dreamfactory
kişi gerçeği değerlendirebilecek kadar sağlıklı olmasına rağmen çevresini ve kendisini algılamakta problem yaşıyor.
kişinin zaman ve uzay algısı bozulabiliyor, mesela kol ve bacaklarını olduğundan çok uzun ya da kısa görebiliyor, kendisini robot gibi ya da makina gibi hissedebiliyor.
genellikle aniden ortaya çıkan depersonalizasyon, kronik olmaya eğilim gösteriyor.
gedd gedd
kişinin bedeninden ayrıldığı hissinin olduğu ve sanki bedenine bir gözlemciymiş gibi bakması durumudur.

kişinin kendini rüyada hissetmesi.
keditör keditör
genellikle, çok büyük bir trafik kazası ya da ölümcül bir hastalık gibi hayati tehlike atlatmış kişilerde görülen rahatsızlık.
yok yok
direksiyon başında veya yürürken zart diye gelen ve zort diye gitmeyen algısal bir durum.

misal insanları 2 çubuk üstünde bi vücut gibi görmeye başlayıp çıldırma noktasına gelebilirsiniz. ya da kollarınızın uzun ve sizden bağımsız olduğunu düşünebilirsiniz. ben bir nesneymişim moduna girebilirsiniz vs...

alakalı olarak (bkz: jill bolte taylor)
shanziman shanziman
ömrüm boyunca benimle beraber olmuş olsa da kasım 2017'den beri aldığı halle artık yaşamı imkansız kılmıştır. yabancılaşma hissinin yanı sıra bu his ve bu hissin getirdiği aşırı düşünsel yoğunluk fiziksel acıyı hissedemez hale getirmiştir beni.

zaman içerisinde boyut kavramını yitirmeme yol açmış, 3. boyut algımı yok etmiş ve derinliği kavrayabilmem için cisimleri elle yoklama mecburiyetine itmiştir. ancak son zamanlarda aldığı halse dayanılmaz bir boyuttadır. şu an bu giriyi yazmak için elimde tuttuğum telefonun dahi bırakın 2 ya da 3 boyutluluğunu, gerçekliğini dahi kavrayamadığım anlar olmakta.

bulunduğum konumu algılayamıyor, türkiye'deyken kendimi kıbrıs'ta sanıyor, ona göre kafamda planlar kuruyor ve hareket etmeye çalışıyorum. tabi harekete geçtiğim ilk anda bulunduğum çevrenin kıbrıs olmadığını fark etmemle tüm planlarım iptal oluyor (aynı şey kıbrıs'tayken türkiye'deymiş gibi hissetmemde de geçerli).

bir zamanlar -kendiliğinden gelişen bir savunma mekanizması olduğunu tahmin ettiğim- yoğun öforik hallere sokardı. depersonalize olmaya başladığım an öfori kaynaklı bir kontrolsüz mutluluk, keyif hali gelirdi. bu öyle bir kontrolsüzlüktü ki bazı vakitler en basit yolla -vaktiyle uzun olan- saçımı yolarken ve bunun acısını sezmeden, ellerimin saçlarımda olduğunu fark etmemle yaptığım şeyin farkına vardığım anlar olurdu. şimdi onlar kalmadı. artık kaynağı, yönelimi belli olmayan ve tarif edip anlatamadığım bir his var içimde. bu his bazen beni histerik ataklara itmeye çalışsa da direnç gösteriyorum.

kendimi, kendimin kontrolü altına almış durumdayım. ipleri birazcık salsam ya akıl sağlığımı bütünüyle yitirecekmiş ya da her şeyden kurtulmak için kendi hayatımı sonlandıracakmışım gibi hissediyorum. kaldı ki beni tanıyanlar yahut -özellikle ölüm olmakla birlikte konuyla- ilgili girilerimi okuyanlar benim ölüme ve intihara bakışımı, kurtulma amaçlı intiharı alçaklık olarak gördüğümü ama buna karşın kendini gerçekleştirdikten sonra gelen intiharınsa onur olduğunu kabul ettiğimi bilirler. yine de buna rağmen bu hisse kapılıyorum.

açıkçası bunların depersonalizasyon kaynaklı olduğundan da emin değilim. teşhis edilmiş bir şekilde disosyatif bozukluk, depersonalizasyon, okb ve çeşitli anksiyete sahibi olduğum bilinmekte. şu an içinde bulunduğum durumun bunlardan mı yoksa teşhis edilmemiş başka bir şeyden mi kaynaklandığını ise bilmiyorum.
2