destan

nonscholasedvitadiscimus nonscholasedvitadiscimus
kahramanlarının olağanüstü eylemlerini coşkulu, törensel bir üslupla anlatan ve genellikle birkaç bölümden oluşan manzum yapıtlardır. bilinen en eski edebiyat türlerinden biridir. yunanca epos sözcüğünden gelmektedir. mitoloji, efsane, folklor ve tarihi öğeler içerir. destanlar ve destansı öyküler ilkçağlardan beri dünyanın her yerinde gelenekleri sonraki kuşaklara aktarmak için kollektif olarak yaratılmış edebi biçimlerdir
nonscholasedvitadiscimus nonscholasedvitadiscimus
(bkz: gılgameş)
(bkz: ilyada )
(bkz: odysseia)
(bkz: beowulf)
(bkz: heldenlieder)
(bkz: nibelungenlied)
(bkz: kudrunlied)
(bkz: chanson de geste )
(bkz: chanson de roland)
(bkz: el cantar de mio cid)
(bkz: mahabharata)
(bkz: ramayana)
(bkz: heike monogatari)
(bkz: aeneis)
(bkz: paradise lost)
(bkz: la divina commedia)
(bkz: orlando furioso) (çılgın orlando)
(bkz: os lusidas)
(bkz: yaratılış destanı)
(bkz: saka destanı) ( alp er tunga destanı + `şu destanı )
(bkz: oğuz kağan destanı)
(bkz: dede korkut kitabı)
(bkz: göktürk destanları) ( bozkurt destanı + `ergenekon destanı )
(bkz: köroğlu destanı)
(bkz: manas destanı)
(bkz: cengiz han destanı)
(bkz: timur destanı)
(bkz: danişmend gazi destanı)
(bkz: battal gazi destanı)
the last smoke bender the last smoke bender
bir aşık memo şiiri. belki şiirden de öte;

hayli zamandır vardı içimde bir sıkıntı
aniden çıkıveren inceden bir üzüntü

üzülünce çıkarıp okşasam da fikimi
o an daha bir hüzün kaplıyordu içimi

buğuluydu kaseler gözlerimdeki yaştan
evde çöp sepetine attırırken yavaştan

düne değin kıvançla, göğsümü gere gere
otuzbir çekmiş iken şimdi bedbahtlık niye?

aslen niye demenin belli ki alemi yok
sebep açık, ortada: fik sopa lakin dam yok

fikim masaya alttan "tak tak" diye vururken
masaya vurdum yumruk "memo! kalk! dam fik!" derken

çektim donu sıkıştı fik sola bakar halde
çıktım dam hülyasıyla fikimi tutar halde

dama hasret barrağı dikelttim göğe doğru
yürüdüm fikin "yürü!" dediği yöne doğru

kararlıydım fikmeye kıllı kılsız damları
tekrar kıvanç dolmuştum boşverince gamları

sokakta damdan daha bol bir şey varsa eğer
o da köt ve memedir, hepsi de seyre değer

her kızda bir dam, bir köt, bir çift meme bulunur
domalana vururken memelerden tutulur

ne vakit ki memeden kavrar ise ellerim
o an inanacağım: "işte dam fikmekteyim!.."

velhasıl fikfik için, kalbim pıt pıt atarak
çıktık yola ben, fikim, iki de mutlu daşak

sokaklarda bin bir köt, birbirinden iriler
sanki domalmak için yaratılmış gibiler

yürürken köt lobları bir sağ bir sol yapıyor
sanki aradan bana damcıklar göz kırpıyor

domaltsam bir kaseyi damcıktan fikmek için
sokar iken fikimi sevinsem için için

ve yahut da sırt üstü yatırsam bir dilberi
sonra da gidip gelsem bir ileri bir geri

ben üstte saydırırken hatun altta inlese
kötünde şakırdayan daşşağımı dinlese

göğsüne değen burnum memeleri koklasa
ben vurdukça memeler hopur hopur hoplasa

akabinde çıkarıp fiki versem eline
o da tutup deydise yumuşacık diline

saçlarından tutarak okşasam ensesini
attırırken hissetsem fikimde nefesimi

bakıp bakıp düşündüm hep böyle güzel şeyler
kıyırımdan geçerken koca koca kaseler

seyrettikçe kötleri fikime kan yürüdü
ateşlenen barrağım büyüdükçe büyüdü

daşşaklar tortop oldu, barrak desen demirden
girmek ister hatuna kah damdan kah dübürden

lakin mevzu bir türlü oraya varamadı
yüreğimdeki kıvanç bir fike yaramadı

kızlar baktı gözümün hep içine içine
biri bile demedi "oturayım fikine"

ulan, olsaydı eğer sulu bir damcık bende
domalır fiktirirdim damcığımı heryerde

velakin mukadderat, fik sahibi doğmuşuz
damcığa dil dökmeye baştan mahkum olmuşuz

sen domal demedikçe domalmıyor hatunlar
fik isteyen damcıktan aksa da seller sular

o gün akşama doğru umut kestim damcıktan
hatunlar birer birer çekilince sokaktan

fikim kazık şeklinde bir süre durakladım
neden sonra ufaktan haneye topukladım

hüzünlü müyüm? evet, dam fikmemek üzücü
lakin fik hâlâ kalkık, hırsla zonkluyor ucu

bir kız dahi domalıp köt vermese de bana
otuzbir çekeceğim topunun damcığına

anladım ki memo'nun fiki hiç inmeyecek
hep otuzbir çekmekten kederi hiç dinmeyecek...
rahmetsiz rahmetsiz
destanlar bi̇rer söylence ürünüdür.bu yüzden onlarla i̇lgi̇li̇ bi̇lgi̇leri̇ çi̇n,i̇ran,arap kaynaklarindan edi̇ni̇yoruz.kuşaktan kuşağa geçerek günümüze gelmi̇şti̇r çoğu.eski̇ türk edebi̇yatinin destanlari da böyledi̇r.onlarin meti̇nleri̇ i̇se bugün maalesef eli̇mi̇zde yok...
ropte ropte
atv'nin yeni dizisi. akkız adlı dağlı bir türk hatunun göklere karşı mücadelesini anlatıyor. gök hanı alpagu han'dan babasının ve obasının intikamını almaya çalışıyor. hanın çolak oğlu batuga tigin ile de bir aşk hikayesi var.

islamiyet öncesi türk yaşayışını anlatması bakımından güzel bence. normalde diriliş olsun, uyanış olsun muadillerini çok sevemedim. ki dönem dizileri genel olarak ilgimi çeker. ama destan bana daha farklı ve güzel geldi. lisedeki tarih derslerinde anlatılan çoğu şey kafamda somutlaştı. yuğ törenleri, kam ayini, hükümdarın kardeşi yabgu'nun ülkenin batısını yönetmesi, gök tengrinin kut vermesi, tiginler, bikeler falan. islamiyet öncesi türk yaşayışı güzel aktarılmış bence. çinli kaşar prenses bile var. daha ne olsun.

izlenir.