deus ex human revolution

1 /
demento demento
deus ex serisinin 3. ve son oyunu. oyun hakkındaki detayları verdiğim linkteki yazıdan okuyabilirsiniz, gerçekten güzel bir şekilde anlatılmış
ayrıca 24 ağustos (yani bugün) tarihinde steam üzerinden aktif edilecekmiş. oyun için hazırlanan trailer'lar ise; gerçekten oyunun nasıl bir kalitede olacağını rahatlıkla gözler önüne seriyor.
http://oyun.thgtr.com/eidos/deus-ex-human-revolution/deus-ex-human-revolution-inceleme/deus-ex-human-revolution-inceleme



özellikle bu videosunu tavsiye ederim, çok güzel yapmışlar:
azureel azureel
ps3 ve xbox versiyonları piyasada (ve torrent ortamlarında) bulunabilir.

pc için ise steam unlock tarihi (eu zone için) 26 ağustos 2011. p2p release .torrent'lerde geziyor ama cracki yok, scene için de illa ki 26'sını beklemek lazım. bonus content ise güzel, bulun, edinin. çok güzel bir oyun geliyor gibi.

3 platforma birden çıkmış olması (pc / ps3 / `xbox) genelde pc'ciler için kabus oluyor: doğru düzgün port edilememiş, kötü oynanış bizi bekliyorsa büyük çile çekeriz. ama harika bir konusu var, her türlü oynarım.
jai vu jai vu
iki gün sonra steam'den satılmaya başlanacak pc versiyonu. bense meraktan ve sabırsızlıktan kendimi sikeceğim, o derece.

bir diablo 2 bir de deus ex, ben hatırlamıyorum bir başka oyunu bu kadar beklediğimi. yapılan yorumlar da hep olumlu yönde. hay mınagoim araya bayramı sokmadan oynayabilseydik iyiydi.
deoignoto deoignoto
az önce en zor seviyede bitirmeyi başardığım oyun, boss fightlar canımdan can aldı desem yeridir, sızdırılan betayı oynadığım için oyuna hakim olmam büyük bir artıydı gerçi fakat gerçekten arkadaş ben böyle boss fight görmedim bildiğin kaç kaç kaç kaç heal heal kaç kaç kaç bomba heal kaç kaç bomba yemin ederim rocket launcherdan önce hayat zindandı, ama adamlar oyun yapmış arkadaş bunu derim 10 üzerinden 10'umu da veririm.
azureel azureel
oyun galiba çok uzun. ya da aslında o kadar da uzun değil. 5 kişi yan yanayken herifleri öldürmek imkansız olduğu için sneak sneak, stealth stealth, sinsi sinsi, sessiz sessiz, milim milim ilerliyorsunuz. solid snake yapmakla geçti ömür. (bkz: solid snake yapmak)

ek: sonunda bitirdim. hayvan gibi game time oldu. şimdi kendi yorumlarımla harmanlayarak, oyunun sonunu söyleyeceğim, siper alın.

<spoiler>

gelecekte (2027) insanlar organlarını protezlerle değiştirmeye başlamışlar. "augmentation" olarak isimlendirilmiş, kısaca "aug" olarak anılan bu protezler bugünkünden biraz farklı lakin. sinirsel bağlantıları da yapıp, kişiyi daha verimli, güçlü yapabiliyorlar.

insanların buna yaklaşımı ise farklı. bazı deliler sağlam bacaklarını "daha iyi" diye robot bacaklarla değiştirmek istiyorlar o derece. bazıları ise şiddetle bu robota dönüşme durumuna karşı çıkıyor.

sarif isimli şirket, protez konusunda dünyada önde gelen kuruluşlardan. hatta en iyisi. burada da geliştirme ekibinin başında megan reed isminde bir hatun var. büyük bir keşif yapıyor kendisi ve bunu tam halka açıklamak üzereyken, sarif industries'in ana binasına saldırı oluyor ve megan reed de dahil araştırmada görevli herkesi öldürüyorlar. bu ekipte yer alan ve güvenlikten sorumlu olan, eski polis adam jensen ise saldırıdan ucu ucuna kurtuluyor ve tüm vücudu en gelişmiş protezlerle kaplanıp, güçlükle diriltilebiliyor.

kazadan (saldırıdan) 6 ay sonra uyanan adam jensen, bu işin peşine düşmeye karar veriyor. yeni güçlerini de kullanıp kötü adamları bir bir haklayıp, gerçeğe sonunda ulaşıyor.

<çok pis spoiler>

illuminati, dünyayı kontrol eden, perde arkasında durup, insanları yöneten, yönlendiren efsanevi organizasyon. bu agalar keşfediyorlar ki, bu aug yaptıran insanlarda bulunan çiplerle, kişilerin beynini, düşüncelerini, hareketlerini kontrol edebilirler. ama bir sorun var, herkesin vücudu bu protezlerle süper uyumlu çalışamıyor. protezler, dokular tarafından reddediliyor ve tüm insanlığa bu çip projesini yaymak malesef bu durumda imkansız. megan reed isimli doktor ise, illuminati'ye dahil ve araştırmalarını yaparken birden protezler ile süper uyumlu bir doku, bir dna yapısı keşfediyor. adam jensen isimli polis eskisinde bu protezler hiçbir yan etki, reddedilme durumu göstermiyor. megan, serif indursties'in sahibi david sarif'e bu fikri açıyor ve adam'a çaktırmadan onu kullanmaya başlıyorlar.

saldırının niye yapıldığını anlamadım. saldırı da aslında kurmaca, megan, ekibindekileri sarif'in içinden çıkartmak için bu saldırı işini ayarlıyor. herkes öldü gösterilip, kaçırılan bilim adamları, daha izole, daha dedike, daha yer altı çalışmaya başlıyorlar. zorla çalıştırılıyor bilim adamları.

bu deneylerde, hugh darrow ana sponsor olarak göze çarpıyor. hugh darrow, augmentation olarak adlandırılan bu özel protezlerin mucidi gibi bir konumda. ama kendisi de tek bacaklı olmasına rağmen bu protezleri kullanamıyor, çünkü vücudu bu teknolojiyi reddediyor.

hugh darrow, illuminati ile birlikte, insanların beynini kontrol edecek çipler üretilmesi için kolları sıvıyor. megan ve ekibi bunları geliştiriyor, uzak doğulu tai yong medical firması (başkanı zhao yun ru) bu çiplerin dağıtımını üstleniyor.

bu plan uyarınca, (protezli) insanları kontrol edecek çipler üretiliyor ve dağıtılıyor.

lakin, hugh darrow, yarattığı projenin kendisine faydası olmadığı için çocuk gibi tribe giriyor ve insanları aug olayından soğutmak için "bu kontrol eden çiplere virüs yükleyeyim ben en iyisi, ve tüm herkes delirsin." diye düşünüyor. protezli insanlar manyayınca, insanlık da bu teknolojiye düşman olacak zaar. zamanla aug tamamen tedavülten kalkacak ve hugh darrow da, kendisi bu teknoloji ile uyumsuz olduğu için, insanlığın gerisinde kalmamış olacak.

adam jensen ise, tüm bu oyunun ortasında, saf ve temiz duygularıyla bir oraya bir buraya koşuşturup duruyor. gerçeğin peşinde kendini heder ediyor.
</çok pis spoiler>

eliza'nın da dediği gibi herkes yalan söylüyor.

</spoiler>
zaknafein zaknafein
yıl 2000. deus ex diye bir oyun vardı. türünün en iyi oyunuydu ve defalarca oynanırdı.

yıl 2011. deus ex e adam gibi bir oyun geldi. türünün en iyi oyunları arasına kafa(m)dan girdi. oyun hakkında detaylı bilgiyi 9102348910231 saatlik oynayış ile oyunun her tarafını düzdükten sonra vereceğim kısmetse.
zaknafein zaknafein
gelmiş geçmiş en iyi cyberpunk temalı bilgisayar oyunları sıralamasında 2000 yapımı deus ex'den sonra 2 numaraya yerleşmiş oyundur özetle.

oyun ile ilgili düşüncelerime başlamadan önce 2011 yılında da kaliteli, köklere ve hikayeye sadık kalarak, şımarmadan, bilim kurgunun tüm nimetlerinden faydalanarak hardcore içerikli bir oyunun yapılabileceğini ve hatta çok satabileceğini gösteren bu oyunun yapımcılarının önünde saygıyla eğiliyorum. sadece sizin gibi insanlar bu sektörde var olmalı ve bir yerlere gelmeli. oyunun bölüm tasarımcısı! sen ne güzel insansın arkadaşım.. seslendiren arkadaşlar! tebrik ediyorum yaşamışsınız herşeyi adeta. oyun sektörünün ultra endüstriyel bir dönemdeyken böyle başyapıtlar üreteceğinden şüphe eden ben, oyununuzu oynadıktan sonra göt oldum, göt gibi kaldım açıkçası.

efendim oyun, ilk deus ex'deki olayların aşağı yukarı bir 25 sene öncesinde 2027 yılında geçmekte. yani insanların artık tamamen cyborglaşmasından önceki sancılı bir döneme denk geliyor. oyundaki karakterimiz, insanlara takılan robotik kol-bacak, beyne yerleştirilen düşünsel kabiliyeti artırıcı ekipmanların artık insanlar arasında oldukça yaygınlaştığı bir dönemde bundan nefret eden ve saf insan bedeniyle swat ekibi lideri pozisyonundayken birden bire bir komploya kurban giderek işinden olan adam jensen. bu olaydan sonra ise eski kızarkadaşı, bir araştırmacı bilim kadını olan megan reed'in tavsiyesi üzerine, robotik eklentiler üzerine araştırma-geliştirme ve üretim faaliyetlerinde bulunan sarif industries'e güvenlik şefi olarak alınıyor. oyun da bu aşamada başlıyor zaten ve sonrası tamamen harika bir cyberpunk hikayesi.

ilk oyundaki o karamsar havaya doğru giden dünyayı inanılmaz güzel aktarmış yapımcılar. bunu daha en başında sarif industries'in koridorlarında yürürken dahi anlıyorsunuz. kendi evrimini kendi ilerletmeyi deneyen insanoğlunun zavallı halini kırıntılar halinde sizlere gösteriyor prolog...

oyun system shock ve deus ex'e özgü bir tür olan first person role playing kategorisinde. dikkat edin shooter değil.. isterseniz bir shooter olabileceği gibi thief veya splinter cell tadında stealth action oyunu da olabilir sizin için. önünüzde kısmen bir şehir, yapacağınız görevler ve kazanacağınız para,exp var. nasıl yapacağınız sizin hayal gücünüzle sınırlı. karşılaştığınız her sorunu en az 3-4 farklı yoldan çözüyorsunuz. npc lerle girdiğiniz diyaloglar, elinizdeki cephane veya hacking yeteneğiniz veya hepsi bir arada! sizi sonuca ulaştırıyor. ve emin olun deus ex oynamış arkadaşlar kendilerini 2000 yılında deus ex oynarken bulacaklar. hissiyat tamamen aynı diyebilirim. sadece siper alma olayı güzel bir eklenti ve geriye kalan tüm hissiyat aynen oyuna adapte edilmiş. kameralar, bilgisayar terminalleri, turretler ve robotlar , insan gardiyanlar.. genellikle stealth karakter oynayan biri olduğum için ve tüm bölümleri hiçbir mahlukatı işkillendirmeden bitirmeye çalıştığım için epey bir zaman harcadım oyunla ama tüm bunlara da değdi doğrusu. çünkü bu şekilde oynadığınız vakit, oyun size üzerinizdeki modülleri açmanıza yarayan praxis puanlarından veriyor. oyunun oynanışını anlatabilmem için ya system shock ya da deus ex oynamış biri olmanız gerekiyor. çünkü benzetebileceğim başka bir oyun yok..

grafikler güzel görünüyor, seslendirme ve müzikler de bu işin ustalarıyla çalışılıp ortaya çıkarılmış. burası belki spoiler olacak ama, oyunu 4 farklı sonundan birisiyle bitirdikten sonra credits başlıyor ve bitiyor. bitince büyük bir sürpriz var ; deus ex 1 in tema müziği.. beni 11 sene öncesine nasıl götürdüğünü anlatamam. duyduktan sonra sürekli mırıldanıyorum sabahtan beri.

oyunun sonu (özellikle creditsten sonraki diyalog) ve ilk oyundaki olaylara bağlanışı ile ilgili teorileri olan varsa paylaşsın. olmadı bu konu ile ilgili zirve düzenleyelim, sempozyum yapalım derim.
thinkbig thinkbig
xbox 360'da denediğim kadarıyla pek sevemedim. yani ben oyunlarda saatlerce vakit harcayan biri değilim. bu oyunsa benden saatlerce başında kalmamı para, exp kazanmamı ve görevlerin arasında koşuşturmamı istiyor. olayların farklı yollardan çözülmesi heavy rain gibi seçimli bir senaryo olması güzel olmuş. fakat bana uygun değil.
gory gory
sanırım ilk deus-ex 90'lı yılların sonlarına doğru piyasaya çıkmıştı. makine yetmezliğinden oynayamamıştım. ama artık xbox 360'ım var ve kırdırdım. tabir-i caiz ise mna koydum ortalığın. yılların verdiği gazla indirdim bu oyunu ve başladım oynamaya.

iyi ki başlamışım mnskiii.. oyunda fare gibi yere çömelmekten karakterin dizlerine kramp girecek diye korkuyorum.

ne kadar stealth gezinmeye kassam mutlaka 6-7 leşle chapter'ı bitiriyorum. götümüz bir şekilde açıkta kalıyor n'apalım?
1 /