devletçilik

1 /
azureel azureel
cumhuriyet ilk kurulduğunda pek bir geçerli kalan, özellikle ismet paşa'nın sevdiği atatürk ilkesi. o dönemde yeni kurulmuş, elde avuçta hiç bir ekonomik gücü bulunmayan, sanayi fakiri devletimiz için gelişme, ancak tek merkezli yönetim ile olabileceğinden, her zaman liberalizmi savunan ata bile bu şekilde gelişmeyi uygun bulmuştur.
bir de yanılmıyorsam, meclis'in ilk yıllarında "bankacılar-paşacılar kavgası"nın temel sebebi ekonomideki liberalizm-devletçilik kavgasından ileri gelmekteydi. bence devletçilik körü körüne bağlanılacak bir "işletmeci devlet" yapısı değil, devletin otoritesine bağlı bir liberal ekonomik yapıyı öngörüyor.
magarsus magarsus
mustafa kemal atatürk yapmış olduğu açıklamalarda ve politikalarında türkiye'nin bir bütün olarak modernizasyonunun ekonomik ve teknolojik gelişmeye önemli ölçüde bağlı
olduğunu ifade etmiştir. bu bağlamda, devletçilik ilkesini de devletin, ülkenin genel ekonomik faaliyetlerinin düzenlenmesi ve özel sektörün girmek istemediği veya yetersiz kaldığı ya da ulusal çıkarların gerekli kıldığı alanlara girmesi anlamında yorumlamaktadır. ancak, devletçilik ilkesinin uygulanmasında, devlet yalnızca ekonomik faaliyetlerin temel kaynağını teşkil etmemiş, aynı zamanda ülkenin büyük sanayi kuruluşlarının da sahibi olmuştur.
thedewil thedewil
uygulanıyormuş gibi, bir de kötülenen atatürk ilkesi. "babalar gibi satarım" deyip satıyorsunuz lan zaten, bari devletçiliğe, sosyal devlet kavramına bok atmayın.
hashus1099 hashus1099
atatürkçülük başlığı altında incelendiğinde sosyalizm devletçiliği ile arasında bir fark olduğu anlaşılan ekonomi sistemi.

özel sektörün girmekte kar görmediği ya da başarılı olamadığı alanlarda devletin yatırımı eline almasıdır. bu alanlarda yapılan yatırımlar daha sonra özelleştirilir. ancak bu, limanların yunanlılara, ülkenin sami ofere pazarlanması anlamına gelmez. bu özelleştirme yerli teşebbüsçü için yapılmalıdır. özelleştirilme yapılamayacak alanlar, milli güvenliğimiz ve çıkarlarımız için elimizde bulunması geereken kurumlarıdr.
(bkz: milli savunma)
(bkz: milli eğitim)
eses taraftari porsuk canavari eses taraftari porsuk canavari
bir ülkenin sömürgeciliğe başvurmadan kendi kendini geliştirmesi demektir.

ha bu arada atatürk'ün de sosyalist olduğu görüşlerinin de ortaya atılmasına neden olan atatürk ilkelerinden biridir.
türkiye'ye en çok gereken ilkelerden biridir. günümüzde ise devletçilikten eser kalmamıştır.
demouser demouser
gelişmiş ülkelerin pazar ve ürün üstünlüğünü yitirmemeleri adına imf ve ab benzeri kurumlarla gelişmekte olan ve gelişmemiş ülkelere unutturmak istediği fakat bugün hala hazırda bile o ülkeler tarafından açık olarak uygulanan bir refah politikasıdır.

herşeyin fazlası zarar olduğu gibi yoğun devletçilik de zararlıdır ancak mutlak kötü değildir.

bkz: reno-fransa, abd-gm vs ilişkileri...
orgomelih orgomelih
1931'den itibaren resmen uygulanmaya konulmuştur.

bu ilkeyle türkiye, planlı bir ekonomiye geçmiştir. özellikle sanayileşme konusunda çok büyük şeyler başarılmıştır.
artisyan artisyan
1929 krizinden en az etkilenen sscb'nin planlı ekonomisinden etkilenilmesi 1930'larda devletçiliğe yönelmemizin nedenlerinden bir tanesidir. liberal sisteme bir alternatif olarak düşünülen planlı ekonomi sscb tecrübesinden esinlenilmiş olsada bir sosyalizm uygulaması olarak görmek mümkün değildir.. özel sektöre verilen önemin devam ettiği, bunun yanında ekonomik hayatta devletin etkin bir rol oynadığı bir dönem olarak görülebilir.(1930-1950)
timmycin timmycin
6 atatürk ilkesinden biri.

türkiye'nin ekonomik ve kültürel kalkınmasında devletin görev alması,milletin ortak ihtiyaç ve çıkarlarının korunmasını ve ilerlemesini isteyen bir yol.
zor zamanlarda halkın ihtiyaçlarının karşılanmasıyla işlerlik kazanmış, günümüzde ise oy sayısının tavan yapması için kullanılmaktadır.
digital militia digital militia
atatürk'ün bir ilkesi dışında, yani ekonomik anlayışının dışında değerlendirildiğinde, son derece romantik ve çoğu taraftarının fetişizm derecesinde fanatiği olduğu görüş.

devlet büyüktür, devlet yapar, devlet eder, devlet olmazsa biz ne eyleriz, devlete askerlik yapılır, devlet kutsaldır vs. gibi binlerce kalıp var, kimisi mantıklı, kimisi komik.

genel olarak sağcılar tarafından benimsenip dillendirilse ve solcular tarafından karşı çıkılsa da, solcuların da ne bok olduğu, sağcılardan kendi düzenleri, sistemleri olduğunda hiçbir farklarının olmadığı aşikârdır. ikisi, sadece farklı yollardan sikerler insanı.

şeyh edebali'nin sözü vardır "insanı yaşat ki devlet yaşasın." diye, bu konuda söylenmiş en güzel sözdür ve adım gibi eminim, durumu daha iyi özetleyecek bir söz gelmeyecektir üzerine. inanması zor gelebilir ama, devlet dediğiniz kurumu ayakta tutan, vatandaşların vergileridir. en basitinden (özelleştirildi tabi de, öncesini düşünün) boğaz köprülerini düşünün, her gün aldığınız mallardaki kdv'yi düşünün. sigortalısınız, ama her gün hastaneye gitmiyorsunuz. bunlar olmasın demiyorum, sadece farkında olun, sizsiniz esasen devlet.

türkiye'de devlet, vatandaşın anasını siker. türk, sünni, alevi, kürt, çerkes, boşnak, pek fark etmez, fazla marksist ağzı olacak ama, en az yarayı burjuvalar alır devletin sikmesinden. ekonomik kriz olur, burjuvalar mercedes'ten iner, bmw'ye biner, olan gene halka olur.

önceleri çok vatansever ve milliyetçiydim, şu an şahsen sikimde değil. hani vardır ya bi' söylem "vatan borcudur askerlik, ödeyeceksin.", sikimde bile değil, borçlu olan ben değilim çünkü, devlet, geleceğimi sikti, ailemi dağıttı. kişiselleştirmeyeyim olayı, derler ya suyunu içtin, havasını soludun. müslüman biri olarak o allah'ın havası ve suyu, her şey bir yana, onun da vergisini verdik. yani düşününce şöyle bi', attığımız adımın bile parasını veriyoruz, o yüzden gidip bir de 5/11/15 ay devlete vermeye gerek yok.

çok uzatmayayım, olayı, son derece büyük ve değerli bir büyüğün sözleriyle bitireyim. devletçi arkadaşlar da çok sever ama işte, çıkara göre bu söz güzel bir şekilde yok sayılır.

"küfr ile belki ama zulm ile payidar olmaz memleket." nizamülmülk
arctic fur ve elementium plated exhaust pipe arctic fur ve elementium plated exhaust pipe
devlete göt vermek değildir; emekleme çağındaki bir ülkenin kalkınmasını hızlandırmak için ortaya atılmış bir ilkedir ve, kemalizmin kendisi gibi, kısa vadelidir. ivlemenme sağladıktan sonra köklü değişimlere ihtiyaç duymaktadır; ki bu gerçekleşmemiştir.

siyasi partilere oy vermenin, siyasi partilere göt vermek olduğunu zanneden oksijen ısraflarının(*) insan sayıldığı bir dönemde yaşarken, böyle bir ilkenin geçerliliği namevcuttur. - öte yandan, toprak reformundan korkan sosyalist görünümlü milliyetçiler ve osmanlıyardakçılarının, devletçilik ilkesini eleştirmesi komiktir. 20. yüzyıl, agresif sanayileşmenin had safhada bulunduğu bir dönem olmuştur ve geri kalmış bir toplum, üretim gücünü arttırmak zorundadır. aynı zamanda, monarşiden yeni kurtulmuş bir toplumun cehalet problemi, dönemin milliyetçilik furyası etkisiyle üretim potansiyelini baltalama ihtimaline sahiptir. bu açıdan, devletçilik ilkesi aslında başarısız olmuş bir politikadır; zira üretim için gerekli olan beyinlerin, pratik bir şekilde yetiştirilmesi için kurulmuş olan köy enstitülerinin kapatılışı, devletçilik ilkesinin meyvelerini vermeden yıkılışının göstergesidir.

sömürünün, yeni bir silah olarak ekonomiye geçtiği bir dönemde, liberal ekonominin kuruluşu ve bireyselliğin ön plana çıkarılması mallıktır. bu politikada uygulamış olan devletler, sömürenler olmuştur; lakin buhranlardan kurtulamamışlardır. bu durumda ortada bir ihtimal ve iki yol kalmıştır. devlet merkezli ekonomik yapılanma; kapitalizm ve sosyalizm. ikisi de birbirine evrilebilir, ikisi de hızlı gelişim sağlayabilir; ki dönem devamında soğuk savaş sonuna kadar gördüğümüz şey bu ayrımdır.

peki türkiye'de neden kapitalist ile liberal yapılanma arasında sıkışıp kalmış mutant bir yapı açığa çıkmıştır? çünkü devletçilik ilkesi başarısız olmuştur. devletçilik ilkesi başarılı olsaydı; bugün tam kapitalist bir ülke konumuna gelir, çocuklarımızı çıkarcı birer piç olarak yetiştirebilirdik.

peki devletçilik neden başarısız olmuştur?
(bkz: köy enstitülerinin kapatılması)
(bkz: toprak reformu)
(bkz: nato)

(*) (bkz: sen)
black noise black noise
artık eskimiş, geride kalmış bir görüştür. devletler halkı sömüren, halkı dolandıranların örgütlendiği aygıtlar haline gelmiştir.
1 /