devrimci

4 /
socijalizam socijalizam
çok sıkı fıkı olmasanız da nefret edemeyeceğiniz, içten içe saygı duyduğunuz insandır. el sıkıştığınızda parmak ucuyla sıkmaz, güven verir. insanlığın onur halidir
toshiro toshiro
ön açıklama: solcu/sağcı ve kimseye devrimciliği öğretme niyetinde de değilim.

bugün devrim nasıl yapılır başlığında bazı devrimcilerin yazdıklarına göz gezdirdim ve yeniden ve yine bir şeyin farkına vardım:

devrimcilerin ne bilip bilmediklerini bilmiyorum. belki de marx'ın ve lenin'in devrim öncesi ve sonrasındaki bütün fikirlerine baştan sona hakimler, devrim hakkında bilinmesi gereken her şeyi biliyorlar.

ancak gördüğüm kadarıyla, bildiklerini karşılarındaki kişilere aktarmada sıkıntı yaşıyorlar. karşılarındaki kişiler soru sorduklarında ya da anti-tez ürettiklerinde, ya dışa vurmasalar dahi onları kendi içlerinde cahil olarak niteleyip küçümsemeye ya da "tek yol devrim / ya sosyalizm ya ölüm" gibi şiddetli provakasyonlara başlıyorlar hiç de o konuşmada bunun lüzumu yokken.

dedim ya, hele ki burada kimseye bir şey öğretme niyetinde değlim ama sanırsam ki halk bu şekilde bilinçlendirilmez, halka bu şekilde bir şey öğretemezler. çünkü buradakileri geçtim, devrimcilerin karşısında hayat şartlarından dolayı okumaya belki de hiç fırsatı olmamış işçiler olacaktır zamanı geldiğinde. işçiye de cahil olduğu için bu uslüpla yaklaşırsan, işçi dinler mi seni?

yıllar önce böyle devrimci bi arkadaşım, işçileri bilinçlendirmek adına onlarla konuşmaya gidecekti kulağında küpesiyle. işçilerle konuşmaya işte kulağında küpe ile gidemezsin. gidersen de seni dinlemezler. erkeğin küpe takmasına, saç uzatmasına vb. kesinlikle lafım yok ama ilk aşamada küpe takıp gidersen o işçi seni dinlemez hocam. allahtan yanındaki diğer devrimci arkadaşı uyarmıştı da çıkarttırmıştı küpesini.

bence bunlar, bu örnekte verdiğim gibi çok ince mevzular. böyle az da olsa ahkam kesmiş gibi görünmemi mazur görsünler kendileri ancak öğretmenim ben. yani karşındaki kişiye bir şey nasıl öğretilir, bunun eğitimini aldım.

sözü de bağlayacak olursam, marx ve lenin gibi filozoflar kadar psikoloji ve sosyoljiye de hakim olması gereken gruplardır. aksi takdirde devrim dedikleri şey, hayalden öteye gidemeyecektir.
topal nuri topal nuri



yaşanan bunca sömürüye ve acıya rağmen hayata hala umutla bakabilen, insanları mutlu ederek onlara dirayet aşılayan, ezilen halklar adına yılmadan okuyan, araştıran, çalışan, üreten, herhangi bir soru/sorun karşısında mizahın gücünü kullanarak kündeye gelmeyi asla kabul etmeyen kişidir devrimci.
sair i azam sair i azam
üniversiteli olanlarıyla bir problemim var. o kadar eminler ki çok iyi şeyler peşinde olduklarına, çok sığ düşünceler içinde yüzüyorlar. şu an birkaç kendi düşüncemi yazıcam ama asıl gerçek budur demiyorum. farklı bir bakış açısı getirmek amacım sadece.

bu ülkenin en iyi üniversitelerinde okuyan bir gencin işi gücü pankart hazırlayıp 40 yıllık sloganlar atmak olmamalıdır. zamanının büyük çoğunluğunu bu gibi işlerle harcamamalıdır. apolitik olsun da demiyorum ancak vizyonu daha geniş bir birey olmalıdır.

aydın dediğimiz kesimler buradan çıkmayacak da nereden çıkacak? okumak lazım, iyi bir şekilde mezun olmak lazım. not bazında değil sadece. okuyup öğrenmek, araştırmak, her şeyin üzerine koymak ve bilgili, kültürlü ve yetkin bir birey olarak mezun olmak lazım.

tarihe bakalım. o devrimler, kurtuluş savaşları, akımlar, bilmem neler nasıl çıkıyor ortaya? birisi bir makale falan yazıyor, binlerce kişiyi etkiliyor. abi hani bizim yazarlarımız? hani binlerce kişiyi önüne alıp konuşma yapabilen kişilerimiz? adamı küçümsemek için demiyorum ama bakın atilla taş'a. adam baş üstüne konuldu. imlası bile yok, gazete yazarı oldu. çünkü deli gibi ihtiyaç var bu tür seslere. ama nedense bu tür sesler üniversitelerin üçte birini oluştururken mezun olduktan sonra çoğu sırra kadem basıyor.

eylem yapıyorlar: "yemekhanede vegan yemek çıksın" rektör bıyık altından gülmüyorsa adam değilim. önce bir çatışma çıkartıyor sonra "tamam tamam" diyor ve kabul ediyor. devrimciler seviniyor "faşizme koduk, bugün de sesi olmayanların sesi olduk" bu tür küçük zaferlerle doygunluğa ulaştırıyorlar sonra da mezun olduktan sonra "ben yapıcağımı yapmışım üniversitede" gibisinden bir psikoloji oluşturuyorlar. böyle bi şey tahmin ediyorum.

sanatçı olun, oyuncu olun, yazar olun, bilim adamı olun, adam olun. müziğinizle, oynadığınız oyunlarla, yazdığınız eserlerle, yapıtlarınızla milyonlara ulaşın. objektif bir soru soruyorum şimdi ve objektif olarak düşünmenizi istiyorum. bugün deniz gezmiş mi daha çok insanı etkilemiştir yoksa ahmet kaya mı?

nobel almış aziz sancar çıkıp "tayyip iyi değil galiba ya" dese o çomar denilen adamlardan bazıları dönüp bir düşünür "doğru mu acaba lan? adam koskoca prof amk" diye. akp nefretinden böyle bi şeye imkan vermediğinizi biliyorum ama olurdu bu. aziz sancar gibi yüzlerce insanımız olsaydı bugünleri görür müydük?

aydın olması beklenen yani bu ülkenin karanlıkta kalmışlarını aydınlatması beklenen kişiler kendileri çalıp kendileri oynuyor. ciddi manada. halay falan çekiyorlar işte. üniversitede kendilerinden olmayanları faşist olarak yaftalıyorlar. gaz yemeyi veteranlık göstergesi olarak alıyorlar. adam gibi okulunuzu okuyun desek "sisteme boyun eğmeyeceük."
4 /