devrimci işçi partisi

1 /
abedi pele abedi pele
işçi mücadelesi adlı grubun parti girişimidir. çeşitli ülkelerdeki troçkist partilerle de yapılan görüşmeler sonucunda haziran ayında temelleri atılmış partidir.
dag atesi dag atesi
son bildirilerinde, "çatı partisinin ortaya koyduğu manzara, bir ittifak değil sosyalistlerin kürt hareketine iltihakı manzarasıdır. bunun ne kürt halkına ne de işçi sınıfına faydası olmayacaktır"
diyerek çatı partisi projesine katılmayacaklarını açıklamışlardır.

bildirinin tamamı:
http://www.gercekgazetesi.net/index.php/component/k2/item/738-dipin-çatı-partisi-kuruluş-çalışmalarına-ilişkin-bildirisi-üçüncü-cephe-için-iltihak-değil-ittifak-gerek
beste çalan mahur beste çalan mahur
"daha önceki bedelli yasalarında olduğu gibi bu sefer de sadece devrimci i̇şçi partisi bedelli askerliğe karşı çıktı. devrimci i̇şçi partisi, bedelli için "ya paranı ya canını" yasası tanımını yapıyor. profesyonel ordunun işçi ve emekçi halkın çıkarlarına tamamen aykırı olduğunu anlatıyor ve durumu uygun olsa bile üyelerini zorunlu askerlik hizmetini yapmaya yönlendiriyor."

gercekgazetesi.net



not: bedelli başvurusu için son gün, bugün. mahur olarak hepinizi askerliği parayla satın almaya yönlendiriyorum.
mhe mhe
sendika eğitim merkezi gibi partidir.
sungur ve levent görünen yüzleridir.
sungur, işi de gereği piyasa mekanizmalarını bilir. nail satlıgan'dan çok şey öğrenmiştir. zeki de adamdır. hitabeti yüksek bana kalırsa. net ifadeler seçer konuşmalarında. trotsky'i fazla abartmasa gelenek'çi olabilirmiş.

levent, genç ve çalışkan bir çocuk. ihraç edilen bir akademisyen aynı zamanda. fazla işçici oldukları için okurken sıkılırım. ama sohbetleri eminim ki iyidir.

siyaseti kullanma yeteneği olan bir parti görünümleri var. söz haklarını koruyorlar. bu benim için yeterli, fazla büyük şeyler bekleyemiyorum yapıları itibariyle.
ofansif sol bek ofansif sol bek
ysk'nin verdiği i̇stanbul seçimlerinin yenilenmesi kararına ilişkin aşağıdaki açıklamayı yapan parti:

boykot! sine-i millet! zincirsiz kurucu meclis!

boykot! sine-i millet! zincirsiz kurucu meclis!

ysk'nın akp ve mhp'nin talebiyle i̇stanbul büyükşehir belediyesi seçimlerini iptal etmesi, istibdadın halk iradesini zincire vurmasının son ve en çarpıcı örneği oldu. ysk'nın aldığı karar seçim hukukuna olduğu kadar kendi içtihatlarına hatta doğrudan 31 mart seçimleri için almış olduğu emsal kararlara dahi aykırıdır. ancak alınan kararın hukuki olduğunu düşünmek için hiçbir neden yoktur. seçimlerle ilgili nihai karar mercii olan ysk'nın mühürsüz oy skandalına imza atan üyelerinin görev süresi tam 31 mart seçimleri öncesi anayasaya aykırı biçimde uzatıldığında zaten seçimin güvenirliği baştan ayaklar altına alınmıştı. bu gerçeklik, devrimci i̇şçi partisi olarak belediye seçimlerinde aldığımız boykot tutumunun önemli gerekçelerinden biriydi.

sadece bu da değil. 31 mart seçimlerine gelinene kadar yaşadığımız süreç son derece önemlidir. 7 haziran'dan sonra bombaların gölgesinde yapılan 1 kasım seçimleri (2015), ohal koşullarında atı alanın üsküdar'ı geçtiği mühürsüz 16 nisan referandumu (2017), seçim kanununun ohal khk'ları ile iktidar lehine düzenlendiği, baskın ve baskı altındaki 24 haziran seçimleri (2018) bir süreklilik içinde istibdadın inşasında rol oynamıştır. i̇stibdad cephesi halk nezdinde meşruiyet kazanamamış olan bu seçimlerden her defasında düzen partilerinin fiili onayı ile çıkmıştır. tüm bu silsilenin sonunda bir kez daha tüm partileri yerel seçim arenasına getirerek onlara istibdadın muhalefeti rolünü biçmiştir. devrimci i̇şçi partisi boykot diyerek bu rolü kabul etmemiş, istibdadın olağanlaştırılmış sopalı seçimlerle meşruiyet elde etme çabasına karşı çıkmıştır. i̇şçi sınıfını ve emekçileri, bu temelde sermayeden, emperyalizmden ve istibdaddan bağımsız bir siyasette, ekmek ve hürriyet kavgasında seferber etmeye yönelmiştir.

i̇stanbul büyükşehir seçimlerinin iptal edilmesine ve yenilenmesine varan sürecin gelişimi bu tutumun ne kadar doğru olduğunu göstermiştir. i̇stibdad cephesi bir anda düzen muhalefetini türkiye'deki seçimlerin ne kadar güvenli olduğunu savunur duruma düşürmüştür. seçimin en güvenilmez kurumu olan ancak aynı zamanda nihai karar mercii olan ysk için i̇mamoğlu sürekli olarak ne kadar güven duyduğunu söyleyip durmuştur. bu tutumlar istibdadın kendini meşrulaştırma gayretlerine destek olduğu gibi ysk'nın istibdad cephesinin telkin ve yönlendirmeleri doğrultusunda seçimleri iptal etmesinin yolunu açmıştır.

seçimler abluka altında yapılmıştır

perşembenin gelişi çarşambadan belli olmuştur. tüm seçim süreci daha önceki seçimlerde olduğu gibi tek yanlı propagandaya izin veren bir baskı ortamında gerçekleşmiştir. seçim günü bu baskı ortamı siyasi cinayet boyutuna kadar varmıştır. daha önce olduğu gibi bu seçimlerde de kürt illerindeki baskı çok daha yoğun olmuştur. seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından ysk, diyarbakır'da, van'da, mardin'de bizzat aday olmalarına cevaz verdiği khk'lı belediye başkanlarının mazbatalarını iptal ettiğinde zaten hukuku hatta bizzat kendi kararlarını bile iktidarın siyasi doğrultusunda hiçe sayacağını göstermiştir. daha sonra akp ve mhp devletin tüm olanaklarını kullanarak i̇stanbul seçimlerine ilişkin tam bir abluka başlatmıştır. büyükçekmece'den başlayarak polis ve savcılar akp lehine devreye girmiş, son olarak ysk kararının hemen öncesinde birçok ilçede kamu görevlisi olmadığı söylenen sandık kurulu üyelerine ilişkin yapılan operasyonlar ysk'ya gerekli mesajı iletmiştir.

savcıların ve polisin seçimlere müdahalesi meşru görülemez. eğer konu görevi suistimal ise seçim gecesi bir partinin manipülasyon aygıtı işlevi gören anadolu ajansı yöneticilerinin savcılıkta ifadeye çağrılmadığı bir yerde bu operasyonların ve baskıların adaleti sağlamaya yönelik olduğunu kimse söyleyemez. kaldı ki geçtiğimiz seçimlerde çok daha büyük yolsuzluk iddiaları ortadayken aynı savcılar ve polisler muhalefetin şikayetleri doğrultusunda harekete geçmemiş bunun yerine şikayet edenleri susturmaya yönelik davranmışlardır.

ysk tehdit edilmiştir

ysk, kritik kararını vermeden hemen önce bizzat devletin en yetkili kişisi olan erdoğan tarafından tehdit edilmiştir. erdoğan alenen ysk'nın aklanması için seçimleri iptal etmesi gerektiğini söylemiştir. muhalefetin de tersi yönde değerlendirmeleri olmuştur. ancak kendi aleyhinde karar veren hâkimleri görevden almak, sürmek, fetö'cü ilan edip hapse tıkmak kudreti sadece iktidarın elinde vardır. bu gücü defalarca kullanmıştır. ysk üyeleri seçimleri iptal etmezse şaibe altında kalacağı ve iktidarın şu ya da bu biçimde yaptırımlarına maruz kalacağı korkusuyla karar vermiştir. zaten ysk başkanı'nın, cemaatin yargıdaki karargâhı olarak ün salan türkiye adalet akademisi yönetim kurulu üyeliği geçmişi nedeniyle iktidarın rehinesi konumunda olduğu biliniyordu.

"mi̇t, emniyet, i̇çişleri ve adalet bakanlığı"

devlet bahçeli ysk'nın hangi doğrultuda ve hangi etkiler altında karar vereceğini çok önceden şu sözlerle söylemiştir: "ysk bu ağır yükün altından nasıl kalkacaktır? i̇çişleri ve adalet bakanlığıyla, mi̇t ve emniyet olağanüstü itiraz sürecinin isabetli bir sonuç vermesine katkı sunacak mıdır?" şimdi iradesi gasp edilen halkın hesap sormak hakkıdır! bu hukuk dışı kararın alınmasında seçimlere en ufak müdahalesi dahi gayrimeşru olan i̇çişleri ve adalet bakanlığı ile mi̇t ve emniyetin katkısı ne olmuştur?

kılıçdaroğlu ve i̇mamoğlu: bu tablo sizin de eseriniz!

elbette ki bu tablonun oluşmasında seçim kampanyasına erdoğan'ın makamında başlayan, erdoğan'la iyi bir ikili olacağını vadeden, ysk'ya güvenim sonsuz diyen chp'li müteahhit i̇mamoğlu'nun ve 2017 referandumunda mühürsüz oylardan başlamak üzere her türlü adaletsizliği sineye çekerek istibdadın inşasına yol veren kemal kılıçdaroğlu'nun, onunla aynı yolu yürüyen burjuva siyasetçilerinin vebali büyüktür. suratlarına yedikleri yumruk bile bu düzene bağlılıklarını kopartamamaktadır. ysk'nın kararını verdiği günün sabahında ekrem i̇mamoğlu'nu ziyaret eden ömer koç'un zamanlaması manidardır. türkiye burjuvazisinin kodamanları chp'ye ve adayına düzen partisi olduğunu hatırlatmıştır.

halkın iradesi üzerindeki zincirleri kırmak için!

gelinen yerde bir kez daha istibdadın seçimleri halk nezdinde meşruiyet kazanamadığı, istibdadın ekonomik ve siyasi krizler içinde ne kadar büyük zaaflar içinde olduğu görülmektedir. yeniden ve yeniden aynı hatalara düşme lüksümüz yoktur. türkiye'nin istibdadın zincirlerinden kurtulması için i̇stanbul'da yeni bir seçim sürecine değil tüm türkiye çapında emekçi halkın hürriyet seferberliğine ihtiyacı vardır.

31 mart seçimlerinden önce alınması gereken boykot tutumu ysk'nın seçimleri iptal ettiği 6 mayıs gecesi itibariyle bir zorunluluğa dönüşmüştür. ysk'nın belirlediği 23 haziran tarihine kadar normal bir seçim süreci yaşanacağını düşünen, hem kendini hem de halkı kandırır. 7 haziran ile 1 kasım arasında sahneye konan oyunun ikinci perdesi açılmaktadır. şimdi sadece boykot yetmez. zincire vurulmuş mecliste halkın istibdada karşı hürriyet çığlığına biraz olsun kulak verecek her bir milletvekilinin yapması gereken derhal sine-i millete dönmektir. türkiye'nin önündeki gündem ne i̇stanbul'dur ne de erken seçimdir! emekçi halkın iradesinin ve umudunun yeniden sopalı seçimlerle örselenmesine artık son verilmelidir.

halkı istibdada ezdirmeyelim, i̇stanbul seçimini boykot edelim. meclis boşalsın. sadece i̇stanbul değil tüm türkiye istibdada karşı seferber olmalıdır. bunun için işçi sınıfına ve emekçi halka dayanan bağımsız ve birleşik bir cephenin inşası elzemdir. türkiye'nin geleceği mücadele meydanlarında belirlenecektir. ancak bu mücadele meydanlarında elde edilen başarıların sonucunda yapılacak yasaksız, barajsız, zincirsiz bir kurucu meclis için seçimler emekçi halkın hürriyet isteğine karşılık verebilir!

www.gercekgazetesi.net
ofansif sol bek ofansif sol bek
suriye'ye yönelik operasyon ile ilgili aşağıdaki açıklamayı yapan parti.

amerikan çıkarları için kardeş kanı dökülmesine hayır!

türkiye'nin "barış pınarı" ismiyle gerçekleştirmeye hazırlandığı operasyon planı, fırat kalkanı ve zeytin dalı ile suriye toprakları içinde oluşturulan nato koridorunu, fırat nehrinin doğusuna sınır hattı boyunca uzatma girişiminin parçasıdır. üzerinde "made in usa" etiketi vardır. abd yönetiminin verdiği karışık mesajlar bugüne kadar türkiye'yi hizaya çekmek için kullandıkları havuç sopa politikasının tezahürleridir.
nato koridoru amerika'nın suriye topraklarında elde ettiği askeri ve siyasi mevzileri artan oranda güvence altına alma projesidir. burada taşeron ihalesi türkiye'ye kalmış görünmektedir. hedef, suriye'nin geleceği şekillenmeye yüz tutarken bu koridorun emperyalist kampın nüfuzunu arttırma yönünde bir etki yaratmasıdır. nato koridoru nihai olarak türkiye'yi, emperyalizm beslemesi silahlı çetelerin hamisi olarak suriye, iran ve rusya'ya karşı konumlandırma anlamına gelecektir. .
kürdün esareti türkün ve arabın boynundaki zincirdir
türkiye kamuoyunun bu savaşa ikna edilmesi için meselenin bir beka ve güvenlik sorunu olarak sunulması gerekmiştir. türkiye'de iktidar bunu "beka sorunu" sloganı ile ifade etmektedir. abd ise "türkiye'nin meşru güvenlik kaygılarını anlıyoruz" diyerek aynı algıyı güçlendirmektedir. çünkü milliyetçi ve şoven propaganda, gerçek ve ortak düşman olan emperyalizmin ve sömürgeci burjuvazinin arkasına gizlendiği bir sis bulutu yaratmaktadır. rojava'da olsun başka yerde olsun kardeş kürt halkının kendi kaderini tayin etmesi bir güvenlik sorunu olarak görülemez. bilakis kürdün esareti modern tarih boyunca aynı zamanda türkün ve arabın boynundaki zincir olagelmiştir.
güvenlik sorunu abd'dir, nato'dur, incirlik'tir, dolar'dır!
türkiye'nin başlıca güvenlik sorunu sınırların dışında değil içindedir. türkiye'nin nato üyeliği bir güvenlik şemsiyesi değil güvenlik tehdididir. tbmm'yi bombalayan uçaklara yakıt ikmali yapan tankerlerin kalktığı incirlik üssü hep açık kalmıştır, bugün de faaliyettedir ve her gün ortadoğu halklarına kan kusturmaktadır. abd emperyalizminin olduğu yerde türk, kürt, arap, fars ve diğer halklar için güvenli bir bölge yoktur, olamaz!
trump, türkiye'nin amerikan planından sapma ihtimaline karşı bir kez daha elinde dolar sopasını tutarak "ekonominizi mahvederim" diyor. damarlarında dolar zehri taşıyan ekonomisiyle türkiye bu tehdide karşı tamamen korumasız durumdadır. "biz tehditlerle hareket edecek bir ülke değiliz" diye nutuk atan iktidar daha önce bu sopayı gördüğünde rahip brunson'ı teslim etmişti. bugün de trump'a "ne isterse verecek" durumdadır. ve trump, amerikan çıkarları için türk ve kürt halklarının evlatlarının kanını istiyor. türkiye için dolar bağımlılığından kurtulmak esas varlık yokluk meselesi haline gelmiştir.
siyonist yerleşimcilik modeline hayır!
suriyelilerin eve dönüşü askeri bir operasyonla değil ancak emperyalizmin devre dışı bırakıldığı bir siyasi çözümle sağlanabilir. şu anda sözümona bir çözüm olarak sunulan şey, erdoğan'ın bm toplantısında israil'i eleştirdiği siyonist yerleşimcilik modelinin bir benzeridir. suriye'de öso artığı silahlı çeteler eliyle demografik yapıyı değiştirecek bir girişim, belirli müteahhitleri zengin edebilir ama türkiye'yi suriye topraklarında daha da derin bir şekilde amerikan taşeronu olarak gayri meşru bir pozisyona sürükleyecektir.
abd, daiş'i ihaleye çıkartıyor
amerikan planı, 10 binlerce daiş'linin (işid'linin) tutulduğu hapishaneleri de türkiye'ye ihale etmek istemektedir. kendi sözde halifelerine biat etmeyen herkesi islam'ın düşmanı sayan bu tekfirciler, en başta suriye'nin arap, kürt, süryani, yezidi, türkmen ve diğer halklarına karşı suç işlemiştir. bu insanların yargılanmaları daiş'in türkiye'de gerçekleştirdiği katliamların hesabını sormamış, soramamış bir iradeye ihale edilemez. suriyeli mültecilerin geri dönüşü gibi bu sorun da suriye'de halkların iradesini yansıtan bir siyasal çözümün sağlanmasını şart koşar. şu anda gidilen yol ise siyasal çözüm getirmek bir yana sorunları daha da arttırmaktadır.
kürtleri bastırmak için daiş'i diriltmeyi göze alan sözde laikler!
2014'te erdoğan hükümetinin dışişleri bakanı olan ahmet davutoğlu daiş'in öfkeli gençlerden oluştuğunu söylemiş, hareketi meşru göstermeye çalışmıştı. 2014 ekim ayında daiş kobani'ye saldırdığında erdoğan "kobani düştü düşecek" diyerek türkiye'nin neredeyse bütün kürtlerinin öfkesini kendi üzerine çekmişti. daiş'in, başta suruç ve ankara katliamları olmak üzere sayısız katliamının, engellenmesi mümkün eylemler olduğu bütün delilleriyle ortaya çıkmış bulunuyor. şimdi türkiye askerinin suriye'ye sözde beka sorunu dolayısıyla girişine alkış tutan batıcı-laik burjuvazinin temsilcileri, en başta da askeri operasyon tezkeresine destek veren chp, akp hükümetinin hapisteki 10 binlerce daiş'li ve onların aileleri ile ilgili nasıl bir politika izleyeceğini biliyorlar mı? daiş, bu bölgenin geleceği için büyük bir tehlikedir. barış pınarı'nın bir boyutu da, şimdilik bastırılmış olan bu tehlikenin dirilmesine yol açması ihtimalidir. ortadoğu'da yaşanan kan gölü ve mezhep savaşları, laikliğin ekmek su kadar hayati ve vazgeçilmez olduğunu kanıtlamıştır. laiklik, sadece daiş ve benzerlerine karşı değil çıkarları için onu ilk fırsatta çöpe atan batı emperyalizmi ve şoven milliyetçiliklere karşı da savunulmak zorundadır.
kardeş kavgasına hayır! kürtlerin özgürce yaşamasına saygı duyun!
abd, daiş'e karşı kürtlerin güvenliğini sağladığını iddia etti yıllardır. bugün de aynısını türkiye'ye söylüyor. oysa abd'nin güvenliğini sağlamakla ilgilendiği şey sadece ve sadece amerikan çıkarlarıdır. bugün trump'ın bir açıklaması ile havaya girip mehter marşları eşliğinde sefere hazırlananlar da, abd yönetimi içindeki anlaşmazlıklara bakıp buradan barış için umut besleyenler de aynı hatayı yapıyorlar. olası çatışmalarda, nato ordusunun harekâtına karşı amerikan silahlarıyla gerçekleştirilecek direnişte ölenler kardeş halkların evlatları olacaktır. bir kez daha "kürtlerle barış, abd'yle savaş" şiarı tek çıkış yolu olarak karşımızdadır!
askeri operasyona ve nato koridoruna hayır!
abd sınırın iki tarafından da defol!
kürt halkının kendi kaderini tayin hakkına saygı!
türkiye nato'dan çıksın! incirlik kapatılsın!
kürtlerle barış abd'yle savaş!

08 ekim 2019

gercekgazetesi.net

alttaki giriye cevaben edit: suriye'deki kürt hareketinin abd ve avrupalı emperyalistler ile girdiği işbirliğine karşı ciddi eleştirileri olmuştur dönem dönem. merak eden gerçek gazetesinden araştırabilir.
heboslukyokyani heboslukyokyani
umarım benzer açıklamayı ypg/pyd, abd-fransa-almanya tarafından donatılırken ve birleşik arap emirlikleri tarafından fonlanırken (ki 1'den çok defa oldu bunlar) göstermişlerdir. -cidden bilmiyorum-


savaş çığırtkanlığı yapacak değilim o operasyonu da savunmuyorum ancak aynı savunmamayı yukarıdaki olayda da yaptım ve bu objektifliğe erişemeyenleri eleştiririm. bağlamak gerekirse o kadar mühimmat doğum günü partisinde kullanılmak için verilmedi, er-geç bir şekilde savaş çıkacaktı ya da çıkarılacaktı.

bu parti için demiyorum (bilmediğim için), ancak ypg/pyd'ye askeri-mali yardım yaparken susan ya da alkışlayanların yeni durum için eleştiri ve tutumlarını inandırıcı bulmuyorum bunu "sol" içerisinde nitelendirenlere de her zaman sorduğum soruyu buraya da bırakıyorum "sol ne zamandır uluslararası emperyalizm ile aynı yatakta yatar oldu ya da emperyalistler ne zaman verdiklerinden daha fazlasını almamazlık yaptı?"

*stalin dönemi 2.dünya savaşı diyen olursa da savaş sonrası abd-ssbc gerilimlerine bakmalarını öneririm, ssbc o hatasını bence fazlasıyla ödedi, stalin'in umduğundan fazla bi hesap geldi..ders almayan dert alır. ^^

edit: merak edip araştırdım biraz. gerçekgazetesi ile yakınlığını bilemediğim bi bağları var ancak "ypg'ye yardım" "pyd'ye yardım" etiketleri en azından bu gazetede bahsi yok. bu bana birazcıkta olsun fikir verdi. emperyalizmi objektif okumayanlara ayrı bir kızgınım, taraf olunur bu farklı objektif farklı. bu konuyu üşenmediğim bi gün ya da merak edene mesaj yoluyla açarım. kısaca varolanı söylemek objektiflik var olanı yorumlamak taraflılıktır. var olan bir şeyi kasıtlı olarak yokmuş gibi davranmak çarpıtmaktır.

edit2: nato konusunda dediklerine kesinlikle katılıyorum aynı katılımcı ruhu "made in usa"lı silahları kullananlara da göstermeleri ümidiyle. ha bi de sungur savran başkanıymış, iyi bir ekonomist iyi bir çözümlemecidir ancak hala yukarıdaki sorularımı bu durum aklamaz. işid/daiş neyse artık onların yaptıkları katliamlar ve türkiye'nin daha önce yaptığı operasyonlar konusunda yazılırken yazık ki tak'ın yaptığı katliamlar atlanmıştır. gerçekten bu tutum üzücü. katliamın yapanına göre anlamı değişmemeli.
ofansif sol bek ofansif sol bek
chp'li enis berberoğlu ile hdp'li leyla güven ve musa farisoğulları'nın milletvekilliklerinin hukuksuz bir şekilde düşürülmesi ve bu üç milletvekili hakkında tutuklama kararı çıkarılması üzerine "ya sineye çekmek, ya sine-i millet" başlıklı bir açıklama yapan parti.

ya sineye çekmek ya sine-i millet!

hdp milletvekilleri leyla güven ve musa farisoğulları ile chp milletvekili enis berberoğlu'nun milletvekilliklerinin düşürülmesi, istibdad rejiminin halkın siyasi iradesini yok saymasının ve meclisin de aynı şekilde zincire vurulmuş olduğunun son göstergesidir. yargıtay enis berberoğlu hakkındaki mahkûmiyet kararını 20 eylül 2018'te, leyla güven ve musa farisoğulları'nınkileri ise ondan bir yıl sonra 24 eylül 2019'da onamıştır. kesinleşmiş kararın mecliste okunmasıyla anayasa ve i̇ç tüzük gereği milletvekilliği otomatik olarak düşer. ancak anayasa mahkemesine bireysel başvuru yapıldığı ve süreç devam ettiği için bu kararlar mecliste okunmamıştır. biri 21 aydır diğer ikisi 9 aydır bekletilen kararlar, şimdi bir siyasi kararla 4 haziran 2020 günü kararlar meclis kürsüsünden okunarak üç milletvekilinin üyeliği düşürülmüş bulunmaktadır.
usuli işlem değil siyasi tasfiye
akp grup başkanvekilinin "bu usuli bir işlemdir" sözü iktidar partisinin aldığı siyasi kararın arkasında duramadığını gösteriyor. akp, bu kararın gayri meşru olduğunu zımnen kabul etmiş olmaktadır. yaptıkları siyasi darbenin savunusunu akp'nin resmi temsilcileri yapmıyorlar, bunun yerine perde arkasından sosyal medyada "mecliste terörist istemiyoruz" başlıklı kampanyalarla siyasi operasyonu sürdürüyorlar. enis berberoğlu hakkındaki hüküm kamuoyunda mi̇t tırları olarak bilinen dava ile ilgilidir ve berberoğlu "terörle" ilgili değil "gizli kalması gereken bilgileri açıklama" suçundan hüküm giymiştir. güven ve farisoğulları ise kck üyeliğinden hüküm giymişseler de onlar hakkında terör örgütü üyeliği kararı veren hakimler şu anda fethullah gülen terör örgütü üyeliğinden hapiste bulunmaktadır. hdp haklı olarak bu çelişkiye işaret etmekte, kararın meşruiyetini sorgulamakta ve anayasa mahkemesi sürecinin devam ettiğinde ısrar etmektedir.
kişiye özel af ve kişiye özel yaptırım rejimi
geçtiğimiz günlerde milletvekilliği dokunulmazlıklarını tekrar gündeme getiren mhp ve bahçeli'nin bu operasyonun önemli destekçilerinden biri olduğu ortadadır. bahçeli, organize suç örgütü liderliğinden hüküm giymiş alaattin çakıcı için hususi bir af yasasının mimarıdır. kişiye özel af çıkartmak, yine kişiye özel ceza ve yaptırımlarda bulunmak keyfi idarenin yani istibdadın alameti farikaları olarak karşımızdadır. akp ve mhp devletin çelik çekirdeği ile birlikte meclisi işlevsizleştirmiş, yargıyı yürütme erkine bağlamıştır; keyfi eylemlerini ne yasalara uygunluk ne de siyasi meşruiyet gözetmeden kaba kuvvetle ve sosyal medya kampanyaları ile savunmaya devam etmektedir.
kendini savunmaktan aciz chp hürriyeti savunamaz
i̇stibdadın keyfi tasfiyeleri ile ilgili mecliste hdp'nin yaptığı protestolar dışında ciddi bir tepki olmamıştır. daha önce dokunulmazlıkların kaldırılması için "anayasaya aykırı ama evet" diyen kılıçdaroğlu bugün yaşanan haksızlıkların mimarlarından biridir. şimdi de milletvekillerinin tasfiyesi ile ilgili "20 temmuz sivil darbesinin sonucudur" demektedir. 15 temmuz'un ardından ohal ilanını darbe olarak niteleyen kılıçdaroğlu kendisinin "darbeci" olarak nitelediği güçlerle ortak miting düzenlemiş olmanın tutarsızlığı içindedir. akp-mhp, üç milletvekilini birlikte tasfiye ederek, chp'yi hdp'yle aynı konumda göstermeye çalışmış ve buradan siyasi bir saldırı olanağı elde etmeye çalışmıştır. chp yine hdp ile aynı konumda görünmemek için, tepkiyi sınırlı tutma ve alttan alma eğilimi göstermektedir. berberoğlu derhal teslim olup cezasının kalanını yatacağını açıklamıştır. ancak mesele chp-hdp ilişkileri değildir, kılıçdaroğlu ve chp, kendi milletvekillerini, partisini, meclisi ve halkın siyasi iradesini korumaktan tamamen aciz olduğunu bir kez daha kanıtlamaktadır.
hürriyet için sine-i millet! zincirsiz kurucu meclis!
bu yüzden istibdadın karşısına işçi ve emekçilere yaslanan ve gücünü emekçi halktan alan, burjuvazinin farklı kanatlarından bağımsız bir hürriyet mücadelesi ile çıkmanın gerekliliği ortadadır. hürriyet mücadelesinin siyasi hedefi asla akp'den ayrılan partilerin çalacakları oylara, chp'nin göstereceği "sağcı" cumhurbaşkanı adayının kim olacağına, i̇yi parti'nin hangi ittifakta yer alacağına, hdp'nin millet i̇ttifakı'nı destekleyip desteklemeyeceğine bağlı olarak belirlenemez. hürriyet istibdadın zincirlerine vurulmuş mecliste değil emekçi halkın bağrında savunulabilir. mecliste hürriyetin samimi savunucuları var ise yapacakları tek anlamlı şey sine-i millete dönmek olacaktır. hürriyete giden yol barajsız, yasaksız, zincirsiz bir kurucu meclis'ten geçebilir ancak. bu meclis de ancak geçmişte hangi partiye oy vermiş olursa olsun, ekmek ve hürriyet talebinde birleşecek emekçi halkın bağımsız bir mücadelesi üzerine inşa edilebilir.

gercekgazetesi.net
1 /