di li geçmiş zaman

witchontheroof witchontheroof
bir kahve içseydik sarılarak ayrılsaydık
daha iyi olmaz mıydı?

kaldığın bir otelden ayrılır gibi gitmeseydin
daha iyi olmaz mıydı?

sözü hiç uzatmadan doğruları söyleseydin
daha kolay olmaz mıydı?

ayrılmak yeterince zor bunu zaten biliyordun
ama hayatımın en kötü günü haline getirmeseydin
daha iyi olmaz mıydı?

(bkz: daha iyi olmaz mıydı)
(bkz: geçmişe faydasız seslenişler)
(bkz: dili geçmişten tek yaramsın sen)
roselife roselife
"the simple past tense" ne zordur başlangıçta öğrenmesi. türkçe di li geçmiş zamansa bir zevktir, yaşanmışlıkları anlatan süper bir kiptir.
jaheira jaheira
bir eylem yapıldıktan sonra kullanılan zaman ekidir. bilinen, görülen geçmiş zaman olarak da bilinir. kişi, eylemi yaptıktan ya da yapıldığını gördükten sonra bu eki kullanır. bunlar olmadan kullanmaz, kullanamaz. örneğin; teşekkür etmeden "teşekkür ettim" diyenler gibi.

(bkz: teşekkür ettim/#5659713)
zagmuk zagmuk
karanlıktı oda.
her zamanaki yerinde uzanıyor düşünmemeye çalışıyor ama başaramıyor ve düşününce de o sınırlı beyni almıyor onca şeyi, off düğmesine basıyor ve uykuya dalıyordu.
ama o bunu istemiyordu düşünmemek ve anın tadını çıkarmak istiyordu.
saksıdaki çiçeği düşündü ve onun yerinde olmak istedi.
aslında hiç bir şey yazmak istemiyordu.
çok şey yazmak.
başaramıyordu.
uyku bastırıyordu.
uyudu.
oyhavar oyhavar
doğu karadeniz'de pek yaygın kullanıma sahip olan zamandır. yöre halkı üçüncü bir kişiden duydukları bir olayı dahi -di'li geçmiş zaman kullanarak anlatırlar.

-di, -di olalı böyle itibar görmedi.
ürkek ürkek
şiddetli can yangınlarından geriye kalanlardır.

en küçük korla bile ayakta duran...
geleceği inşa etmeye çalışırken geçmişin sızıntılarıyla karşılaşmak gibi...
belki daha kırılgan belki daha güçlü...
belki daha çok gülen belki daha çok ağlayan...
her şeye rağmen, şimdiki halinden daha memnun olan.
yangınlar dinse de, közleri her şeyi tekrarlayan...


''zaman bir öyküydü, biz di'li geçmiş zamanı yaşadık. zaman bir uykuydu, biz çocukça gözlerimizi kapadık.''