dilek

1 /
closer closer
tüpün dibinde kalan ve kullanılamayan diş macunu,
bir yazarın aklındaki sorusuz bir cevap,
kalorifer peteğinden yükselen, kendisi değil ama gölgesi görünen ısı,
dosyaları tanımlayan .birşey uzantısı,
kimsenin yanında getirdiği üç şeyi kabul etmeyen ıssız bir ada,
karanlık odadaki güçsüz kırmızı ışık,
iki tahta parçasını mandal yapan yay,
hindistan cevizli eti puf,
tek başınayken kendi içinde yargı, iki tanesiyle daha bir araya gelince başkalarına yorum olan nokta,
ikisi de kısır olan mantıkla duygunun çocuğu,
suyun içindeki tek oksijen,
kalmayı özgürlük olarak hissettirebilecek bir fikir,
çocuk dirseklerinden sızan şeftali suyu,
sigara içilmeyen vagonda tekli koltuk,
şiirin son mısrasına saklanmış anlamlardan biri,
'uzak bir telefonda ağlayan yağmurlu genç kadın'

olsam.
alkolik fermantasyon alkolik fermantasyon
tutmak için her türlü malzemeden faydalanılır. dilek tutmak ayrı bi hünerdir tek cümlede tüm hayatını refaha erdirecek seyler isteyebilirsin. genellikle dilenen şeylerin başında aşk gelir, yani biraz çaresizlik içindeyken iç rahatlatma yöntemidir. herkesin bir dileği illa ki vardır. ilk kez uyuduğun evde, yeni gelinin evinde, banyodan yeni çıkmış kişiyi ilk öpen kişi olduğunda, iki adaşın arasında, uygun görülen ağaca çaput başladığında tutulan dileğin gerçekleşeceği de yıllardır bilinir ve uygulanır. bende denedim ama işe yaramadı inanmamakta fayda var...
ceyus ceyus
burak pekün'ün iskele adlı albümünün şarkılarından biri.

sözleri:

hayat güzelliklerle dolu olsun senin için
herşey yeni bir başlangıç hepimiz için

sevdiklerinle birlikte yaşa ve kal beraberce
kalbindeki aşkı kaybetme
sevdiğin kadar varsın
üzülme...
yaşam hüzünlerden, kederlerden
seni saklasın
dünya, yıllar şevkatle
kucaklasın...



mbaskan mbaskan
binlerce yıllık mazisi olan bir kelime. ayrıca çok güzel bir kız ismidir; genellikle bu isme sahip olanlar yürekli ve korkusuz olurlar... sevdikleri insan uğruna her şeyi yapabilecek seviyededirler.
hebele hebele
iki sene önce adına yazabileceğim hiçbir şey yoktu. ya da üç? üç buçuk? off. o kadar uzun olmuş ki aslında seninle olan mazimizi tartışırken araya hep altı aylık periyotlar koymuştuk. 'altı ayımı seninle harcadım, bir yılımı çaldın, bir buçuk seneme yazık, iki sene boşuna sevmişim, iki buçuk senedir boşuna hayal kurmuşum, üç senedir...' hayatımın kayda değer yıllarının çoğunu ele geçirmişsin. nefret ediyorum senden. ama hala o kadar aşığım ki sana.

anlat deseler anlatamam. yani anlatılacak gibi değil seninle yaşadıklarım. yanlış anlaşılmasın. sikiş sokuştan ziyade ömrümde bir daha hiç bir zaman tadamayacağım o eşşiz ve anlamsız, kekremsi karmaşayı yaşattın bana be. çoktan bittik aslında biliyorsun. hani derler ya bazen ayrılmak zorundaydık diye. ben çok taşak geçerdim. senleyken de çok geçtim. bunu sana söylerken de geçtim kendimle. ama hakkaten ayrılmak zorundaydık. çünkü ablam yaşındaydın haha. mesela bir gün annem senin için 'kim o kadın' demişti. nasıl gurur yapmıştım, nasıl sahiplenmiştim seni. kırk yıllık karımı kollar gibi karşıma almıştım annemi.

bazen o kadar haklı oluyordum ki bu kadar haklı olduğum için, sen de bu kadar haksız olduğun için suratının büründüğü üzgün ifadeye kafa atasım geliyordu. çünkü benim sevdiğim kadın boynunu bükemezdi. eğer sevmeyi öğrettiysen çatır çatır, o zaman delikanlı gibi hakkını savunacaktın. hemen kabullenmeyecektin haksızlığını. güçsüzlük belirtileri göstermeyecektin. sen gittikten sonra kahretmeyecektin beni. bütün gece kabus olmayacaktı o suratın.

ama hata bende evet. çocukluğuma ver. aptallığıma, eşşeklğime ver. götüm yemedi. korkak götverenin tekiyim ben. senden kopmak için yaptıklarım, sana olan sadakatimi yenmek için bağlandığım şeyler artık yeni alışkanlıklarım olmuş. tüm bunlar seni görmezlikten gelebilmek için yaptığım suni şeylerdi fakat artık bunlar benim gerçeklerim olmuş lan. bunu sen söyleyince fark ettim. hani aylardır bana söylediğin yalan var ya, sana ulaşamayacakmışım bir daha. ulaşamayınca anlar gibi oldum işin doğrusunu. bu kadınmış meğer diğerlerine olan öfkemin sebebi. onun sonsuza kadar benim olamayacağı gerçeği. bu gerçeği yavaş yavaş kabullenmemmiş demek ki diğerlerine olan nefretim.

senin yüzünden aşktan bahsedenlerle, aşkı kategorize edenlerle çok büyük bir derdim var. senin yüzünden raydan çıktı fikirlerim ve senin yüzünden bitmek bilmiyor lan söyleyeceklerim.

sevgilim.
olea olea
sevgilinizin size aldığı kitap ayracında bir dilek tuttum ve sen gerçek oldun yazması, gözleriyle bunu hize yaşatması ve daha pek çok güzelliğe sebeptir bu ismi taşımak...

bir tek dileğim var diyen şarkıdaki gibi teksinizdir çoğu zaman ve dilek taşı kadar sabırlısınızdır size espri yapmaya çalışanlara karşı. birde ilkokul anım vardır ki travmadır çocukluğumda inek dilek derlerdi, alınıp ağlar, kendi kabuğuma saklanırdım. şimdi gülüyorum ama o zamanlar kırılıyordum.
1 /