din

2 /
easy company easy company
dinin (en azından islamın) özünde sorgulamak vardır. dogma yoktur. allah peygamber göndermediği kavimleri dinin yükümlülüklerinden sorumlu tutmamıştır. bilmediğı şeyden sorumlu olamaz insan. fakat insana yeterli akıl ve zekayı verdiği için, düşünerek, doğayı ve insanın kendisini sorgulayarak kendi varlığını bulmasını istemiştir. işte din budur. sorgulayarak, düşünerek yaratıcının varlığına ulaşmaktir.
küçüklükten kafalara kazınan;
- seni kim yarattı?
+ allah yarattı
- aferim
diyaloğu değildir.
anarko anarko
tanrı'nın insanları kendi özlerine ulaştırma yolunda yarattığı fakat insanın herşey gibi bok ettiği ve bi çok andavalın da 'dogmadır bundan bi olay olmaz' dediği kavramsal
lethe lethe
din hristiyanlık, müslümanlık veya musevilik değildir. bunlardan kısmen bağımsız, insanın valığının özüne ulaşmasıdır. temelinde hoşgörü vardır. "ve insan ne hristiyan, ne müslüman ne de musevi olmayıp sadece insan olduğu zaman bu insanlık için büyük bir nimet olacaktır" (bkz: osho)
tonguç tonguç
din için tamam budur diyebileceğimiz tam bir tanım yoktur;çünkü insanların onu algılaması ve koyduğu yer birbirinden farklıdır.ama şu bir gerçektir ki bize öğretilen kimi yerlerde dikta ettirilen dinin kaidelerine ancak ve ancak hayatı tecrübe ederek ulaşabiliriz.dinin kaidelerini yerine getirmediğiniz zaman artık ona vicdanın sızlaması mı dersiniz kalbinizin acıması mı yoksa iç sesinizin sizi uyarması mı,siz karar verin,bir şekilde kendinizi sorgularsınız.bundan çeşitli dersler çıkarırsınız.kendinizi telkin edersiniz.huzuru bir şekilde bulmaya çalışırsanız.(kabul etseniz de etmesiniz de). bunu aramaya çalışırken karşınıza hep iradeniz çıkacaktır. iradeniz iç sesinizi yanıltıyorsa bilin ki tam ders çıkartamışsınızdır. kitaplarla yazıldığı üzerede de hayatı iyi tecrübe edememişlere de farklı farklı dinler gönderilmiştir. yoksa eğer kendiniz ve etrafınız için sizi huzurlu kılcak şeyler yaşıyorsanız ne ala. indirilen kitaplar içerdikleri itibariyle sizin için bir rehber olucaktır.din insanın kendi içindedir.
keyif pezevengi keyif pezevengi
dünya üzerinde binbir versiyonu olan ilahi oyun. lakin release'leri arasında büyük farklılıklar vardır. misal hindistan versiyonunda inek kesmek oyundan banlanmanıza neden olurken arabistan'da inek kesmek bonus hanenize puan ekler. zaman içinde belli bir release'in tek versiyonu insanları kesmediği için expansion pack'ler çıkmıştır. mesela hristiyanlık adı altında olanların katolik, protestan, ortodoks gibi pack'leri vardır. bu oyunun amacı kişiyi oyunu release eden firmaya yararına oyunu sürekli oynamasını ve gerçek hayattan kopmasını sağlamaktır. böylece firmalar insanları düzen içinde tuttuklarını sanarlar. çok ekstrem istisnalar dışında her birinde tanrı denen bir admin bulunur. moderatörler ise admin doğrultusunda ilerlediklerini söylerler, lakin adminle birebir haberleşmek şu ana kadar mümkün olmamıştır. ateist denen kimi oyun karşıtları ise bunu büyük bir bug olarak görürler.

(bkz: all religions make me sick)
neyleyimsenyoksaneğer neyleyimsenyoksaneğer
din bir afyondur söylemiyle insanları uyusturan ''karl max'', das kapitallerden tutunda, manifestolara kadarki tüm söylemlerinde insanlara pozitif anlamda bir katkı sağlamamıştır. evrim teorisini ortaya atan ''darwin'' yaptığı araştırmalar neticesinde göz ve kulak araştırmasında tıkanıp krize girmiştir. çünkü, göz ve kulak mucizesini çözememiş, herhangi bir mana katamamış(mutasyon ve evrim) en sonunda da lanet olsunki yaratıcı vardır diyerek kendi anlamını yitirmiştir. çok tanrılı görüşler yavas yavas yerini tek tanrı inancına bırakmaya başlamışken çıktı felsefecilerin hemen hemen hepsi. herkes kendine has bir felsefi tezler attı ortaya. ivan turgenyev, descartes, tales, aristotales, freud... vb, birçok felsefeci türedi ve hepside tanrıyı ortadan kaldıran tezler türettiler, insanların o kalbi açlıklarına tanrısal reçeteler olma gayesiyle. fakat din kavramı tüm tezleri çürütmüştür. din vardır ve 4 kutsal kitapta toplanmıştır, bu evrenin tek bir yaratıcısı vardır oda ''allah''tır. bu platformda dinin varlığını tartışmak saçma çünkü, bu platform zeka düzeyi yüksek insanlardan oluşuyor.ilkel aborjinler kabilesi dahi din ve tanrı kavramını araştırırken, akli melekeleri yerinde olan sözlük yazarlarının düşünce ve inanış mantığını eleştirmek yapılabilecek enbüyük saygısılık olurdu heralde. fakat akıl denen ve izaha muhtaç olan varlığın dahi tarifini yapamazken, din ve tanrı kavramına anti tezler türetmek çok büyük basiretsizlik olsa gerek. inanmak yada inanmamak kişinin kendi insiyatifindedir. fakat heryer deliller ile doluyken hala daha negatif bakmak sadece sabit fikirli olmaktır. picasso'nun resimlerini incelerken hayranlıkla yorumlar yaparız, vauuvv muazzam bir sürrealist çalışma filan gibi, ardındanda picasso gerçekten büyük ressammış deriz, ne hikmetse picasso'yu inkar eden kimse çıkmaz eleştirenler içerisinde; kağıt kendiliğinden oluştu, fırça kendi kendine hareket ederek boya kutusuna girdi, sonra fırça kendiliğinden bşladı kağıt üzerinde hareket etmeye ve saatler sonra bir resim oluştu kendi kendine diyecek bir zihniyet olmaz heralde.(!) bunu saçma bulan zihniyet; olur mu öyle şey, bu resim picasso'nun fırça darbeleriyle oldu, kendi kendine değil diye feryat figan etmeye başlayacak. fakaat, iş tanrı ve din boyutuna gelince inkar ve anti tezler birbirini kovalayacak, kendi içinde çürüyen bu tezi savunmak hala daha beyinlerin içinde yaşadığı gafletin varolduğunu gösterir bize. apaçık deliller ile sunulmuş yaratıcı ve din kavramını kabulllenmek yada kabullenmemek kişinin kendisini bağlar, genele indirgemek çok saçma olur. din; içinde tüm güzellikleri barındıran, huzur'u, barış'ı ve insanca yaşamamızı sağlayan bir inaçtır. bu benim şahsi bakış açımdır. fakat bu bakış açımdan dolayı beni bu sözlüğe kabul etmemenize saygı duymaktan başka birşey gelmez elimden. ben sabit duruşumu ve vakariyetimi muhafaza etmek adına takiyye yapmadan düşüncelerimi yazdım ve sadece beni bağlar!!!.
bişeybişey bişeybişey
duvarlar aşılmamalıydı. korku durdurabilmeliydi insanları. elleme cıs idi tabular. yıkılmamalıydı. işlerine yarıyordu köpeklerin. ısırmamaları için önlerinde eğilinmesi gerektiği saçmalığı yayılmıştı kulaktan kulağa. iman kurslarında dövülüyordu çocuklar. kadınlar sadece erkeklerin organlarına hitap ettikleri sanıldığı için paket yapılıp evde yeniliyorlardı. belgesel kıvamında izleniyordu din suyuna petrol soslanmış savaşlar. insana karşı insan. yazılışı aynı olan iki kelime birbirini öldürüyordu işte. çivi çiviyi sikiyordu. vay anasınıydı sayın seyirciler.
beni de gömün, sonra siktirin gidin...
twinkle twinkle
kuralları ile hukuk arasında bağlantı kurulabilen müessese. dini kurallar da, hukuki kurallar da insanı hedef alır; ancak kaynakları ve yaptırımları farklıdır. hukukun kaynağı insandır, dinin kaynağı ise ilahi güç'tür. hukuki kuralların yaptırımları hapis, tazminat, bazen idam gibi son derece somut cezalar iken, dini kuralların yaptırımları ise öbür dünyada acı çekmektir.
ahmak ı hayal ahmak ı hayal
her şey gibi, simgeler olmadan varlığını sirdüremeyecek olan, sistemli inançlara verilen isim.

mitolojik hikayeler ve kutsal kitaplar birlikte incelendiğinde ikisi arasında -mitoloji ve din- bir çok ortak nokta göze çarpar. örneğin tufan inancı neredeyse butun dinlerde ve bir çok mitolojik hikayede geçmektedir. kullanılan simgeler -ilk akla gelen haç gibi- bir çok pagan inanışında göze çarpmaktadır. insanın evrimiyle birlikte zorunlu olarak dinler de değişime uğramıştır fakat ortak simgeler hala varlığını sürdürmektedirler.

dinlerin ilk çıkış noktası anladığım kadarıyla korku duygumuzdur. yıldırımdan ya da bir yanardağdan korkan insan diz çökmüştür -secdeye varmıştır-.

mesela kabe nin etrafında dönme ritüeli. bildiğim kadarıyla kabe nin şu anda bulunduğu yerde eskiden putlar bulunuyordu ve insanlar onların etrafında çeşitli hareketler yaparak ibadet ediyorlardı. aradan yuz yıllar geçmesine rağmen insanlar hala aynı yerde ama başka bir şeyin etrafında bu ritüele devam ediyorlar.

peki değişen ne?
2 /