dizi izlemek

1 /
zeus zeus
bağımlılıktır..

iki türlü olarak karşımıza çıktığında; oturup da adam akıllı televizyonda haftalık periyotlarda zamanı gelince izlemektense, ne zaman torrenti düşücek de biz indirecez, izlicez diye kafayı sıyırmışlar, saat kurup da gecenin bir vakti downloadları başlatanlar adına konuştum..evet, bağımlılık yaratmaktadır..lakin benim dikkat çekmek istediğim nokta son dönemlerin yabancı dizileridir..

iki kuruşluk zevki oradan buradan spoiler okuyarak, promo izleyerek katmerliyen bir garip eğlence anlayışına sahip olduk yavaş yavaş..uğrunda tartışacak kadar bağlandık..yok dedik prison break daha sürükleyici, yok işte lost'da koparmışlar olayı baba, aman ne acaip bu heroes, 4400..taklitleri ülkemize kadar geldi, bir grey s anatomy* olsun mesela..dedik, ve daha niceleri gördük..

izliyoruz, nedeni tam belli değil..boşluğu dolduran bir hobi olarak düşünsek?!..belki de hızlı internet bağlantısının alternatif bir lütfu, sektörde ise filmlerden daha çok rağbet gören, reyting çeken, para kazandıran, reklam sektörünün altın yumurtlayan bir tavuğu olarak değerlendirsek??!..nitekim hiç bir derdim yok benim, şikayet ettiğim bir taraf da..deliler gibi bekleyelim, gelsin indirelim, izleyelim, yorumlayalım, yorulmayalım ve yine beklemeye devam edelim..yine gelsin, yine indirelim..

yeter ki suyu çıkmasın işin..her iki cepheye sözüm!

dizilerin hangisini izleyeceği kişinin zevkine kalmıştır, ama dediğim gibi olaya çok kaptırmamak gerekir..dışarıdaki hayat, dizideki hayata tercih edilmemelidir..durumu tiryakilik ya da bağımlılık aşamasından çoktan çekip aldım..japonya'da anime dizilerin yayınlanmasını kontrol eden mafyalardan, birbirinin boğazına bakanlardan bahsediliyor..bu denli büyük bir manyaklık söz konusudur..ne yapıp ne edip dizginlemek gerekir bazı şeyleri..

senaristler de ellerinden geldiği kadarınca dizilerini bir pazarlama taktiği uğruna uzatmamaları lazım..yakışıklı olmaz, asıl "suyunu çıkarmamak" derken değinmek istediğim koşul da buydu zaten..allahtan bilmem kaç bölüm sonra türkiye'deki gibi bir sinema filmi ile noktayı koymuyorlar, o denli bir lamerlik olamazdı zaten..ama, nitekim 6-7 sezon belli bir konuyu takip eden dizileri de izlemek seyirciyi eminim ki soğutacaktır..siz de biliyorsunuz bunu, onlar da..halen içim içimi yiyor, bir lost nasıl 6 sezon olur??! neyse..

sonuçta kötü bir şey hiç değil..ama öte yandan unutmadan, magazinsel girimi sonlandırmadan önce, kesinlikle diyebilirim ki; dizi atv de izlenir..siz de unutmayın bunu..
açık kalp ameliyatı açık kalp ameliyatı
keyfi bir olay olarak saygı duyarım bu eyleme. yani izleyebilir bir insan, saatlerce. ben de izlerim.

ama kendi zevkime birilerinin reklamlar sokuşturarak ara verdirmesi, benim vaktimden çalması fikri bana çok uzak, bunu her hafta müdavim bir şekilde yapanlar da bana biraz ahmak gibi geliyor. sözüm meclisten dışarı...
kumuyebo kumuyebo
bazı insanlar için uykusuz gecelerin nedeni, bazıları için de uykusuz gecelerin yancısıdır. uykusuz gecelerin nedeni ise dizi izlemek, akşam saatlerinde başlayan izleme eylemi "lan bi bölüm daha izleyeyim de öyle yatayım" döngüsüne girmiştir. yok eğer uyunamayan gecelerin yancısıysa; uyuma girişiminin başarısızlıkla sonuçlanmasından mütevellit yataktan hışımla kalkıp kucağa aldığınız bilgisayarın ekranına bön bön bakarak sizi uyutmayan sorulara cevaplar ararsınız karakterlerin diyaloglarında. sahneleri kaçırır, konudan koparsınız. saatler boyunca aynı bölümü tekrar tekrar izlersiniz kafanızdakilere dalıp gittiğiniz için. daha karlıdır böylesi; "lan hemen bitirmeyelim diziyi, yavaş yavaş tüketeyim bölümleri" gerginliği yaşatmaz.
prnavis prnavis
(bkz: uykusuz her gece)

prison break'in ilk sezonunu bitirdim biraz önce. sonra duş aldım. ama uyumuyorum. neden? çünkü ikinci sezon var. 48 saattir ayaktayım. sebep? scofield abisi ve diğer elemanları hapisten kurtarabilecek mi? bunun derdine düştüm. insomnia oldum lan.
adagio adagio
sezon sonları diye birşey olmasa süperde 8 ay aramı verilir kardeşim en heyecanlı yerinde sezon finali böyle giderse bırakıcam dizi izlemeyi.
olea olea
bir dönem içerisine düştüğüm ağdan farkında olmadan sıyrıldığımı geçtiğimiz akşam enteresan bir şekilde bana hissettiren arkadaşlarıma selamdır,

bir sohbet dönüyor ortada, fantastik öyküler, iblis avcıları, garip isimler falan anlamaya çalışıyorum ama neredeyse imkansız. sonra daha popülist şeyler başladı, kutsinin doktorluktan imamlığa geçişi, süleymanın bir yanda padişah öteki yanda soylu bir hizmetkar olduğu, aman tanrım daha neler olacak derken öğrencilik yıllarımı anımsatan bir cümleyle son noktayı koyan kişiye özel selamım vardır "biz kocamla her gece en az 2 bölüm izliyoruz" derken mekandaki herkesin evliliğinize acıyan gözlerle baktığını umarım hissetmemişsindir. kıyamam yeni evli çift, ne yapsın çocuklar her gece 2 bölüm izlemeden olmuyor demek ki...

siz siz olun kendinize yapacak çooook daha faydalı işler bulun, hatta hiç kasmayın, oturun kitap okuyun, çıkın yürüyüş yapın, yemek yapın, bir şey yapın ama saatlerce ekran başına takılıp kalmayın, hayat sizi beklemez unutmayın..
manimani manimani
sapıklık boyutundaki eylemim. bir başlıyorum izlemeye en az 3 4 saat. sezon sezon gidiyorum. izlemediğim zamanlar büyük bir boşluk hissediyorum. iyi mi kötü mu bu bilemedim.
1 /