doğal güzellik

1 /
onbirdakika onbirdakika
renkli gözlü insanlara has oldugunu düşündüğüm olay.

çünkü makyaja ihtiyaçlari kalmıyor. diger türlü kahverengi/ siyah ve türevi gözlüler yuzlerine renk gelsin diye çabalayip duruyorlar.
wendera wendera
bunun daha önemli olduğunu düşünürdüm eskiden ben de. ama saçımı boyattiktan sonra yapay olduğumu düşünüp üzülürken gören bütün erkeklerden daha güzel olduğuna dair iltifatlar aldım. ilk kez görenler de dahil beğenildi. makyaj yaptığım günler de böyle oluyor.
kadınlar sizi bilmem ama erkeklerin doğal güzel seviyorum diyenine de pek aldanmayın derim. biraz kendini kandırmak oluyor o.
bakımlı olmak iyidir. doğal gezmek de ayrıca bi bakım gerektiriyor, bıyıklı gezmeyi anlayan olduğunu düşünmüyorum. yoktur o herhalde.
son görev cenaze hizmetleri son görev cenaze hizmetleri
doğal olarak çirkinsen saçını boyatınca güzel derler amk. her doğal güzel mi olacak? buradan erkeklerin doğal güzel sevmediği sonucuna nereden vardın amk agshsh.

aynı zamanda bakımlı olmak ile doğal olmanın ne alakası var? siz doğal deyince mağaradan yeni çıkmış amazon kadınları mı geliyor aklınıza? bir insan hem doğal güzel hem de bakımlı olabilir.

tanım: doğal olarak güzel olmayanların erkeklerin doğal güzellik sevmediği sonucuna vararak saçmaladığı başlık.
son görev cenaze hizmetleri son görev cenaze hizmetleri
doğal güzellik konuşulurken, doğal kelimesinin tdk'daki 7 tanımından birini vererek ayar vermeye çalışanların olduğu başlık ahssha. hayır bebek, biz kelimeyi değil sıfat tamlamasını tartışıyoruz :))

doğal güzelliği beğenenler, doğal olan her şeyi beğenmek zorunda değil. sıçmak da doğal gülmek de. ama ben boku doğal diye beğenmek zorunda değilim amk. gülmeyi beğeniyorum bak.

modaya, çevreciliğe girmeye gerek yok. daha uzun yazınca daha haklı olmuyorsun bebeğim, daha fazla saçmalıyorsun.
wendera wendera
sanki sadece makyaj yapınca ya da sac boyatinca aldığımızı düşünenler olmuş. bu kimseyi ilgilendirmez diye bahsetmedim ama canım benim biz iltifata aliskiniz. asla değiştirme böyle doğal çok güzelsin diyenler de çoktu.
çirkin de olabilirim sana ne?
yaslanicam illa ki, sana ne?
sana ne mal oğlu?

diyelim senin güzel hattın için yaslı ve çirkin teyze de diyelim asflllk.
görünen o ki iltifatı sadece altina arabayi çekince ve kaslarını pompalayinca almaya baslayan tipler burda atip tutuyo. ulan sanki bi tek senin araban var memlekette kime bu havan hadi by
ah ya neymar ah ya neymar
gören de sokağa çıktığımızda lviv sokaklarındaymışçasına her köşe başında bir dilberle karşılaşıyoruz zanneder. sözlüklere kalsa tüm teyzeler victoria's secret mankeni, sokağa çıkıyorsun güzel kadınla karşılaşma ihtimalin çölde kutup ayısıyla karşılaşma ihtimalinden daha düşük. ha instela bir tür paralel evren falansa orasını bilemem.

30 yaşını devirip "güzelsin" yalanına iman edip dört kolla sarılacak kadar saf ve ezik olmak ise apayrı bir konu. çirkin bir bebeği anası babası üzülmesin diye hanimiş de hanimiş diye seven bir toplumuz hacı abla, o kadar da şey yapmamak lazım. kaldı ki güzellik/yakışıklılık gibi doğuştan gelen özellikler benim için övünülecek şeyler değil zaten. önemli olan ne başardığın, özellikle zor ve imkansız görünen şeyleri başarmak.

şu hayatta tek başarısı abazan yoğun bir coğrafyada vajişle doğmak olup üç kuruş için sabahtan akşama kadar eşek gibi çalışmak zorunda, eve topallayarak dönen bir loser olarak tipimle övgü alacağıma, çalışıp çabalamam ve başarılı olmam sonucu gelen para, itibar ve yılların emeği sonucu bir sanat eserine dönüşen vücudumla iltifat görmeyi tercih ederim zaten. çünkü ben yaptım, ben başardım. kim sikler babadan atadan gelen mirası.
6
scribe scribe
insanda doğal güzellik aramak çok saçma geliyor bana. ağaç mı lan insan ?
hangi erkek bıyıklı bir kadınla birlikte olmak ister ?
müsait bir yerde lütfen müsait bir yerde lütfen
en sevdiğim bilge hayvanıma mahsus olandır. batı'da bilgeliği ile anılır. bizde de durum farklı değildir; yeter ki baykuşu uğursuzluk sayacak hurafe inancınız olmasın. süleyman peygamber ile kıssaları çoktur ve yine bilinir ki yeryüzünde her canlının dilini bilen hz. süleyman'dır. bir rivayette:

"hazret-i süleyman, kuşların kemiklerinden belkıs'a bir saray yaptırmaya karar verir. bunun için bütün kuşlara haber gönderir. bütün kuşlar gelir, ancak, koruğuşu (baykuş) gelmez. hazret-i süleyman ona bir daha haber gönderir. nihayet koruğuşu da gelir. aralarında şöyle bir konuşma geçer. hazret-i süleyman:

– 'söyle bakalım dünyada kadın mı çok erkek mi çok ?'
– 'kadın çok.'
– 'niçin kadın çok ?'
– 'senin gibi kadın sözüne gidenler de kadından sayıldığından dünyada kadın çok. sen allah'tan korkmaz mısın ki kuşların kemiğinden saray yapıyorsun? bir kadının uğruna bunca kuş telef edilir mi ?'

hazret-i süleyman utancından ağlamaya başlıyor. büyük bir suç işlemek üzere olduğunu anlayarak secdeye kapanıyor. o haliyle günlerce ağlıyor. onun gözünün yaşından "çimen" bitiyor. zaten ilk çim (çimen) o zaman bitmiş.

nihayet kendine gelen hazret-i süleyman ilk iş olarak kendisini ikaz eden koruğuşunu (baykuşu) çağırıyor. yanlışını ikaz ettiği için ona teşekkür ediyor ve:

– 'koca kafa sana günde üç serçe pay veriyorum. bu her gün senin ayağına gelecek' diyor.

o günden bu güne her gün baykuşa kısmet olarak üç serçe gelir, o, birini yer ikisini bırakırmış."

güzelliğe bak^^



1 /