doğal haklar kuramı

onurene onurene
john locke'un ortaya attığı ve insanın sırf insan olduğu için doğuştan olarak bazı devredilemez ve engellenemez haklarının olduğunu varsayan kuram. liberalizmin ve serbest piyasanın özünü oluşturur.

yaşama, mülk edinme ve özgürlük hakları şeklinde genellenebilir.

tuzla'da 128 işçi ölürken doğal haklar kuramından bahsetmek, serbest piyasanın var olduğu bir ortamda özgürlüklerden bahsetmek gibi gülünç yanları vardır ve uygulanabilirlikte sınıfta kalan bir kuramdır. sermaye varsa, özgürlük yoktur.
marjinal hokkabaz marjinal hokkabaz
john locke'un sosyal teorisinin özüdür. locke’a göre toplum halinde yaşayan insanlar üç temel doğal hakka sahiptir. bunlar: hayat hakkı, mülkiyet hakkı ve özgürlük hakkıdır.

insanın hak sahibi bir birey olarak değerlendirilmesinin en önemli sonuçlarından biri; bireyin doğuştan, sadece insan olması nedeniyle sahip olduğu, dokunulmaz ve devredilmez haklarla çevrelenmiş bir özel alanın her türlü dış müdahaleye karşı güvence altına alınmak istenmesidir. birey, doğal haklarla çevrelenmiş bu özel alanda tümüyle serbesttir. bunlara doğal yasa adının verilmesi, devlet yönetiminin olmadığı bir ortamda bir arada bulunan bireylerin davranış kuralları olarak görülmesidir.

doğa durumunda; yani siyasi toplumun kurularak devletin varlık alanına girmesinden ve pozitif hukukun doğmasından önce bütün insanlar hayat, hürriyet ve mülkiyet haklarına eşit olarak ve ellerinden alınamaz şeklinde sahiptirler ki, işte bu haklar insan haklarının temel taşlarıdır. kişinin özgür alanını belirleyen bu doğal, vazgeçilmez haklar aynı zamanda devletin sınırlarını çizer ve devlet bu sınırları aştığı zaman meşruiyetini yitirir.

locke'un savunduğu üç temel hak doğal olarak birey içindir. kollektif varlıklar için değildir. locke'un ve liberalizmin bireye toplumdan ve diğer kollektif varlıklardan daha fazla değer atfetmesinin nedeni; bireyin toplumdan önce varolması ve dolayısıyla bireyin haklarının da toplumdan önce varolmasıdır. rasyonalist olarak bilinen locke'un doğal haklar teorisi; teorik kurgular olmanın ötesinde aktüel gerçekliğe taşınırsa kendiliğinden düzenin ve piyasa ekonomisinin temellerini oluşturur.

siyasi yönetimin amacı temel hak ve özgürlüklerin korunması ve güvenliğin sağlanmasıdır. itaat edilmenin şartı budur. eğer devlet koruma görevinin dışına çıkar ve adaletsiz davranırsa meşruluğunu yitirir ve halkın direnişiyle karşılaşır, bu da doğal bir haktır.

devlet gücünün birey haklarını tehdit etmesini önlemenin en önemli aracı yasama ve yürütme gücünün birbirinden ayrılması olarak biçimlenen kuvvetler ayrılığı prensibidir.