doğru insan

1 /
gülümsün gülümsün
kimin ne zaman karşılaşacağını bilmediği, belki de sadece hayallerde kalan kahraman. kahraman; çünkü o'na giydirilir tüm şaşalı kıyafetler, o'na yakışır cesur sıfatı ve o'dur seni alıp çeviren.
doğru insanı bekler hayallere dalanlar. doğru insanın masallardaki gibi, kaf dağı'nın ötesinden geleceğini zannedilir. bir baloda ya da muhteşem bir organizasyonda o'nunla karşılaşılacağı zannedilir. saç, baş, makyaj, kıyafetler tam takırken, ha geldi ha gelecek bekleyişi ile sona erer gece ve balkabağına dönüşüverir tüm bu şatafat. hayatın cilvesi midir nedir bilemiyorum ama gözlemlerime göre doğru insan yada o insan gözler kıpkırmızı, burun musluk gibi akarken, bir elde mendil varken, üstüne başına önem vermediğin, öylesine sokağa çıktığın gün, bir ordan bir buraya koşuştururken _bu koşuşturmadan olacak ki_ yüzünde zerre kadar gülümseme olmadığı bir anda, kaşlar çatılmışken karşına çıkar. avizelerin güzelim ışıkları etrafı aydınlatırken değil de kendi halinde bir bahar havasında oluverir her şey.
doğru insan; seni sen gibi gördüğünde sana göz kırpan, seni sen olduğun için tercih edip, saçına, başına, göz rengine, makyajına takılmayan, her şeye rağmen elini sımsıkı tutandır.
kurutulmus kelebek kurutulmus kelebek
seçemediğiniz halde çok sevdiğiniz insanlar hayatınızdan bedensel olarak gittiğinde, yanınızda olacak ve seçebildiğiniz tek insandir.
sanırım sorun seçebilme sorunu. insan seçebilince daha zorlanıyor bazı kararları vermekte.
naznaz naznaz
uzun yıllardır tanıyıp inciğini cinciğini bildiğin adam değildir doğru insan olan çoğu zaman,aynı felsefede,aynı dünya görüşünde olduğun kişidir( bu kişiyi bir gün içinde tanımış olsan bile)
ahmak ı hayal ahmak ı hayal
benim. bi kere akıllıyım. yakışıklıyım. ikisi birleşince insan zaten ister istemez karizmatik oluyor. anlayışlıyım. komiğim. farklıyım. bu kadar muhteşem özelliğin üzerine alçakgönüllü olmayı bile başarabiliyorum ki bence en önemlisi de bu. kusursuz bi insanım sanırım.
eleanor eleanor
bir hayalden öteye geçemeyecek insan.

ben insanların abartılmamasından yanayım şahsen. böyle kocaman kavramlar içine sokulup daraltılmamalı kimse. hiç kimse için doğru insan olmak gibi bir derdim olmadı mesela, ömrüm boyunca olacağını da sanmam. çok kocamaan bir yafta, ezilir insan bunun altında. çünkü , insan sadece insandır, beşer şaşar diye boşuna denmiyor. herkes hatalar yapar, düşer , kalkar. ama böyle doğru insan sanki hiç hata yapmamış, ne bileyim hiç sarhoş olmamış, hiç kavga etmemiş, küfretmemiş falan gibi geliyor. feci korkutucu bişey. yaşamamış sanki .

oysa biz "yanlış"lar hata yapıyoruz, içiyoruz mesela, sarhoş oluyoruz falan, aşık olunca da deli oluyoruz sonra, akıl gidiyor baştan , hafii körlük ve salaklık hüküm sürüyor ve beraberinde de yanlışlar geliyor, olsun diyoruz kabulümüz. insan olmak bunu gerektiriyor çünkü; sonunda yaşadım demek için.
efendi efendi
bi zamanlar aşık olunmuş.terk edilmiş yada hiç beraber olunmamış,aradan yıllar geçmesine rağmen hala unutulamıyan en değerli hatun.en azından benim için.
daphne daphne
gerçekten varmı doğru insan ya da verdiğiniz değer doğru insan olmasını desteklermi???



"bir uçak yolculuğunda yan koltukta oturan bir adamın alyansını sağ
elinin işaret parmağına taktığını fark eden yazar yorum yapmaktan
kendini alamaz; 'bayım alyansınızı yanlış elinize takmışsınız!'
adam bunun üzerine;'yanlış kadınla evlendim de ondan!' diye karşılık verir.

ziglar bu anıyı aktardıktan sonra şöyle sorar; 'peki ya bu adam doğru
adam mı? yani kadın doğru adamla mı evlenmiş? yanlış seçilmiş bir
insana doğru insanmış gibi davranırsanız sonuçta doğru insanla
evlenmiş olmaz mısınız? doğru seçilmiş bir insanla evlendiğiniz halde
yanlış davranıyorsanız yanlış bir evlilik yapmışsınız demektir çünkü.
doğru insan olmak doğru insanla evlenmekten çok daha fazlasıdır!'

yazar kitabında şu öyküyü anlatır..

'yıllar önce hawai'de başlık parasına benzer bir uygulama revaçtadır.
bir erkeğin sevdiği kızla evlenebilmesi için kızın ailesine belli
sayıda inek vermek zorundadır. inek sayısının 10 adet olması
gerekmekle birlikte kızın özelliklerine göre bu sayı
değişebilmektedir.

ve adada iki kızı olan bir adam yaşamaktadır. kızlardan büyük olanı
bizdeki deyişle -kabul görmeyen- tipte, şanssız bir kızdır ve babası
ona 3 inek fiyat biçmiştir; 2 inekli bir teklifi de kabul edecektir;
hatta iyi bir pazarlıkla 1 ineğe fit olmaya razıdır.

bir gün adanın zenginlerinden johny lingo bu eve geldiğinde herkes
onun diğer kızı isteyeceğini düşünür. oysa yaşlı adamı sevince boğarak
büyük kıza talip olur. herkes en azından isteneni yani; 3 inek
ödeyeceğini düşünürken johny yanında 12 tane inekle gelmiştir!!..

o dönemlerde normal bir balayı ortalama bir yıl sürmektedir ama gelin
ve damat iki yıllık balayı planlamıştır.

damatla gelinin dönmesinin beklendiği gün ahaliden biri dönüşlerini
haber vermeye gelir gelmesine ama gelenlerin jony ve eşi olduğundan
emin değildir. aslında johny'i tanımıştır fakat kızdan emin
olamamıştır; yaklaşan kadın çok güzel, zarif birisidir. iyice
yaklaştıklarında kimsenin tereddütü kalmaz. fakat kızın güzelliği,
cazibesi ve çekiciliği en eleştirici gözle bile reddedilmeyecek
ölçüdedir. yakından bakanlar johnny'nin 12 inek karşılığında iyi bir
alışveriş yaptığını düşünürler.'

yazar işin püf noktasını şöyle özetler; 'johnny 12 inek ödedi, kız 12
ineklik bir kadın haline geldi.'

bu hep böyle olmaktadır; eşinize veya sevgilinize verdiğiniz değer,
ona kazandırdığınız değerdir. aslında 'doğru adam', 'doğru kadını'
inşa eder, 'doğru kadın' da 'doğru adamı'..."
naringergedan naringergedan
çok da fazla anlam yüklenmesi gerekmeyen, birlikte uyum içinde bir şeyler paylaşabileceğiniz insanlardan biridir. ''sıradaki'' kategorisinde yer almayan, herhangi birinden ziyade ona değer vereceğinizdir.
somewhereovertherainbow somewhereovertherainbow
gerçek sevgililerden ağzının payını almış insanın kendine yarattığı hayaldir. uzun zaman gelmesi beklenir hakkında hayaller kurulur. bi nevi tutunacak daldır. ama gelmez, gelemez çünkü yoktur!
ikiokeylebitemeyenpiresedat ikiokeylebitemeyenpiresedat
(bkz: eğri olmayan insan)
doğru insan; olaya, zamana, mekana göre farklı insan olabilir. şöyle ki: bir sınav kazanmışsındır, mülakata gireceksindir. (malumları olunduğu üzere ülkeizde torpilsiz iş dönmez.) a kişisi, ilgili kurumun tepesinde oturan en yetkin kişisidir. direkt ona gidersin. a kişisi, sana, senin bile istemediğin taahhütlerde bulunur, saf saf inanırsın. sonra mülakat sonuçları bi açıklanır, durduğun yerde kafayı yersin. a kişisi etkisiz elemandır, sonradan öğrenirsin. mesela bu durumda a kişisi doğru insan değildir. diğer taraftan (`ceteris paribus) b kişisi, ilgili kurumda çay ocağında görevlidir, tek tanıdığın kişi odur ve gider söylersin. bi bakarsın sonuç müspet. bu durumda b kişisi doğru insandır.
benzer şeyler ikili ilişkilerde de söz konusur. (ama bu konuda zaten sayfalarca yazıldığı için değinme ihtiyacı hissetmiyorum.*)
1 /