dolores claiborne

1 /
floydzede floydzede
basrolde kathy bates in döktürdüğü en iyi stephen king uyarlamalarındandır.çoğu sahne cronenberg in spider filmini hatırlatır.
pennywise pennywise
en sevdiğim stephen king eserlerinden biri ve aynı zamanda en çok beğendiğim roman karakterlerinden birinin adı..kitap-film 'bazen kötü huylu olmak bir kadının elinde kalan son kozdur' gibi bir mesaj verir ki gayet de haklıdır-ben bizzat kendim, bu lafın altına imzamı atarım...ayrıca kızının başına gelen olaylardan 'bu devirde babana bile güvenmeyeceksin' sonucunu çıkarmak da mümkündür.
ne içersen iç su iç ne içersen iç su iç
dedektif: "bayan st george lütf-..."
dolores claiborne: "eğer beni kocamı bilerek bir kuyuya itip, sonra da ölümüne dek çığlıklarını dinleyip yardım etmemekle suçlayacaksanız bana dolores diyebilirsiniz"

stephen king'in akıcı kaleminden canlı bir roman. filmini izlediğimdeyse çok hayal kırıklığına uğradım. kitap dolores ve vera'nın, bir arada yaşlanmış iki apayrı ama aslına birbirinin aynı kadının dostluğu ve yaşadıklarıyken film öyküyü farklı anlatmış. dolores ve kızını konu almış. almış ama kitabın ruhu sanki benim yaşadığım bir anıymış gibi bir his veriyordu. filmse duyguları aşağılarda gezen bir film olmuş. anlatım da biraz karmaşık gibiydi. görüntüler ve oyunculuksa gerçekten başarılıydı. yine de frank darabont'un ellerinde bir başka mücevher olabilirmiş bence.
charlienin dorduncu melegi charlienin dorduncu melegi
bir monologdur aslında. bu kitap hakkında söyleyebileceğim en olumsuz şey, dolores'in kitabın başlarında oğlundan bahsederken "kahrolası bir demokrat olmasına rağmen onunla gurur duyuyorum" demesiyken, kitabın sonlarına doğru kendisini "kayıtlı bir demokratım" diyerek tanımlamasıdır. neden oğlunla demokrat olmasına "rağmen" gurur duyuyorsun o zaman diye sordurmuştur bana. bir tek bu. şahsen konusuna da, kullanılan argoya da, satır arası tespitlerine de ayrı ayrı hasta oldum. hızlı bir okuyucuysanız toplamda maksimum 3.5 saatte bitirirsiniz, zira kitap akıyor, elinizden bırakamıyorsunuz, o kadar sürükleyici. gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim.
olabilemez olabilemez
ankara dt oyunu. özellikle sahne çok etkileyici. her yerden bir şey çıkıyor. oyuncular bir bakmışsın tepede. eskiden ışıklar kapanır, dekor değiştirilirdi. teknoloji sayesinde bunlara hiç gerek kalmadan akıcı bir şekilde oynanıyor oyun. projeksiyon da çok verimli kullanılmış. görünmeyen yerler onunla gösterilmeye çalışılmış. stephen king oyunu denilince korku falan bekleniyor fakat dram çok ağır basıyordu. bazı kısımları sıkıcı olup uykum gelse de güzeldi. izlenilesi.
memleket kokulu yarim memleket kokulu yarim
ankara devlet tiyatrosundaki harika oyunlardan biri. harika kurgusu ve sürekli ilerleyen hikayesi ile bıkmadan izlenebilecek bir oyun. fulya koçak'ın oyunculuğu yine harikaydı. oyunu en önden izleme fırsatı buldum. fulya koçak'ın canlandırması bana karşımda tamamen o oyuncu varmış gibi hissettirdi. zaten soğuk bir berlin gecesindeki performansıda muhteşemdi ki en iyi kadın oyuncu ödülünü sonuna kadar hakeden birisi. netekim gidiniz izleyiniz efenim.

6 mandal dolores unutma 4 değil 6 mandal.
dolores claiborne dolores claiborne
"sonunda bu dünyaya dayanabilenler de en esaslı cadılar oluyor." stephen king'in olmayan şeyleri görebildiği gibi, kadının dünyasını da, yerini de çok net görebildiğini gözümüze soktuğu kitaptır.
dolores claiborne dolores claiborne
kezban olduğumu dile getirdiğim entrylerim var sonuçta. niçin yeni bir şey keşfetmiş gibi heyecanlandığınızı anlayabilmiş değilim doğrusu.

neticede kamilin gözünde kezban olmak için özel bir çaba sarf etmeye gerek yok.

hadi bunu benden önce dile getirmiş olsanız, bir derece. anlayışlılığınız ve ileri görüşlülüğünüzden dolayı bir ihtimal repinizi verebilirdim. ancak bu koşullar altında saygı göstermem imkansız.

önünüzdeki kezbanlara bakın.
sarıların sülo sarıların sülo
ateistlerin sultanıdır. isviçre'li bilim adamları doğruyu biliyor da bir tek milyarca müslüman bilmiyor bu doğruyu. senin bu isviçre'li bilim adamları veya madamları yokken müslümanlık vardı minik beyincik. isviçreli bilim adamları köprüden aşağıya atlarlarsa durma peşinden atla yani. kesin doğrudur, yalan söyleyecek halleri yok ya...
1 /