dorian gray in portresi

weareinfinite weareinfinite
--------------
"bir duygudan kurtulmak için uzun yıllara gerek duyan insanlar sığ insanlardır. kendine hakim olabilen kişi, ne kadar kolayca zevk alabileceği bir şey icat ederse, acısını da o kadar kolayca dindirebilir. duygularımın insafına terk etmek istemiyorum kendimi. duyguları kullanmak, onlardan zevk almak, onlara egemen olmak istiyorum."
--------------
1
bi niyan vardı bi niyan vardı
ünlü edebiyatçı oscar wilde'ın 1891'de yayınlanmış romanı.

genç ve yakışıklı dorian gray, ressam arkadaşı basil aracılığı ile lord henry adındaki bir adamla tanışır.  lord henry'nin benimsemiş olduğu hazcılık (bkz: hedonizm) felsefesi, zamanla dorian'ı da etki altına alır. dorian yaşamın zenginliklerine ve keyfine karşı çok heveslidir. kitapta bu üçlü, arkadaş olup, sık sık birlikte zaman geçiriyorlar ve lord henry, dorian'a öğütler veriyor. onun çok güzel bir yüzü olduğunu söylüyor fakat ileride yaşlanınca bu güzelliğinden geriye bir şey kalmayacağını ve silik biri olacağını dile getiriyor. bu konuşmalar dorian'ı uzun düşüncelere sevk ediyor, güzelliğine ve keyifli hayat geçirmeye takıntılı bir genç adam oluyor. .

bir yayınevi, dorian gray'in kapağı için ünlü mitoloik karakter narsius'u kullanmıştır. narsius, suda kendini gördüğünde, kendi güzelliğine hayran olmuştur. işte oscar wilde'ın dorian'ı da güzelliğinden bu denli gurur duymaktadır.

her şey, ressam basil'in dorian gray'in portresini yapmasıyla başlıyor. dorian grey'in tablosu gün yüzüne çıktığında henry şöyle diyor." bu tablodaki dorian hep böyle kalacak. senin yüzün buruş buruş olsa bile o hep genç kalacak." dorian'ın tek istediği ise ruhunun bütün yaşlanmalarının bu portrede gerçekleşmesi fakat kendisine hiçbir şey olmaması... hikaye bu ya, duası kabul olur.

dorian gray, kendisine aşık bir genç kız olan sibyl'in kalbini kırar. evine dönüp de portresine baktığında gördüklerine inanamaz. portredeki dorian'ın ağzının duruşunda zalim bir ifade oluşmuştur. sabah uyanıp da bir daha baktığında aynı şeyi gördüğünde paniğe kapılır. gün geçtikçe portredeki dorian daha da çirkinleştiği ve ifadesi de zalimleştiği için sonunda dorian portreyi kendisinden başka kimsenin görmemesi için saklar. bu eylem, bir kaçış ya da bir bastırma içgüdüsü olabilir. resmi saklamak istediği yer bile, "geçmişin sembolü" olarak değerlendirilebilir. beş yıldır açılmayan kullanışsız, unutulmak istenen bu oda, aslında dorian'ın bilinçaltıdır.

dorian "kötüleştikçe", tablonun da "çirkinleşmesi", felsefenin iki kavramının ilişki halinde kullanıldığını gösteriyor. ahlak felsefesinin kavramı "iyi" ile , sanat felsefesinin kavramı olan "güzel" paralel kullanılmış. platon'un idealar dünyasında da en yüce ideanın "iyi / güzel" ideası olduğunu, iyi ve güzel kavramlarının özdeş görüldüğünü hatırlayabiliriz. hatta idealar dünyasında kötü ya da çirkin ideaları bulunmaz. kötü ya da çirkin iyi / güzel ideasının yoksunluğundan kaynaklanır.

eserin en başında, oscar wilde okuyuculara sanat ile ilgili açıklamalarda bulunuyor: bize sanatı platoncu bir bakış içinde sunuyor:  "sanatın bize gösterdiği tek şey, yalnızca taklit ve yansımadır. gerçek olamaz." burada da platon'dan etkilenme olduğunu görüyoruz.

ressam basil, dorian'ın hedonist hayatını sık sık eleştiriyor. bu nedenle basil ile dorian zitlaşıyorlar diyebiliriz. ayrıca ressam basil, metin içinde defalarca "bu resmin içine kendimden o kadar parça koydum ki" diye tekrar ediyor.  ancak, resmin dorian'ın da kopyası olduğunu varsayarsak, karşımıza diyalektik çıkıyor ve resmin bir tez, bir antitezden oluşan "sentez" olduğu farkına varıyoruz. yani resim, içinde birbirinden farklı iki kopyadan, bir etkileyen bir etkilenen, bir tez bir antitezden oluşan bir karışım haline geliyor. tablo sadece ressama ya da sadece modele ait değil. felsefedeki diyalektik kavramının bir örneği olarak görülebilir.

kitaptan uyarlanan 1945 ve 2009 yapımı iki film bulunuyor. kitaba daha sadık kalındığı için 1945 yapımı olan dorian gray'in portresi filmini tavsiye ederim.
lilii lilii
"çünkü ben, hissettiğim ve hiçbir zaman ona sözünü etmeye cesaret edemediğim bütün o sıradışı aşkı o resme yansıttım. onun bundan hiç haberi yok. hiçbir zaman da olmayacak."