düğün

2 /
azhdaqk azhdaqk
boğaziçi üniversitesi folklor klübü ve oyuncularının ortak çalışması olan federico garcia lorca'nın kanlı düğün eserinden uyarlama 2005 de sahnelenen dans tiyatrosu.
olahabeoy olahabeoy
erkek ve kız tarafının toplanıp, pastalar limonatalar yediği bir ortam. akrabalar, komşular, tanıdıklar hepsi çağırılır bu aktiviteye, danslar edilir, çiftetelliler oynanır, kalkmak istemeyene "biz biliyoruz da mı oynuyoruz evladım kalksana" denir, zorla herkes yavşak eğlenceye davet edilir. biblo gelin gibi etrafta koşan küçük kızlar, takım elbise giydirilmiş oğlanlar ortalıkta koşar, onlar da bir şekilde eğlenirler. piyanist şantörün yılışık şekilde "şimdi de gelinle damadı piste alalım bakalım ehehe" tarzı sözleriyle gelinle damat da tabii ki zorla kaldırılır. gördüğümüz gibi herkes yılışık, herkes yavşak, herkes eğleniyor. hani ciddi bir müesseseydi lan evlilik. daha böyle başlarsanız ohoo. gidin adam gibi ciddi ciddi nikahınızı kıyın, herkes tebrik etsin elini sıksın, sonra da dağılın evinize ki ben de sizin ciddiyetinize, samimiyetinize inanayım.
cthulhu cthulhu
bi düğün bi tören , yine başladı aynı şölen
kınalar yakılır , boyanır gözü yaşlı gelin
bitince bu mutlu düğün , gelin ile damat kalır bi köşede
olur yine başka bi gün , geliriz oynarız hep birlikte

analar babalar otururlar bir masaya
yenilir içilir takılır paralar yakaya
bitince bu mutlu düğün , gelin ile damat kalır bi köşede
olur yine başka bi gün , geliriz oynarız hep birlikte

geçecek bir ömür , seçecek herkes eşini
bi yüzük takarak tutacak eşler sözünü
bitince bu mutlu düğün , gelin ile damat kalır bi köşede
olur yine başka bi gün , geliriz oynarız hep birlikte

şeklinde sözlere sahip çokoş pinhani şarkısı. konserlerde seslendirilir, albümde yoktur.
hotel california hotel california
sade bir nikahla geçiştirmek istenenlere ;
- gül gibi kızımızsın ne o öyle dul kadınlar gibi töbe töbe...
denilerek illa ki o davulla zurna ikilisinin çalındığı, tüm akrabaların cır cır cırlayan çocuklarını da yanlarına alıp geldiği, günler önceden davetiye, kıyafet, kuaför, bok püsür işlerinin ayarlandığı bir toplaşma şeklidir.
pedagojik formasyon pedagojik formasyon
- yemek söylüyorum, cengiz de geliyomuş şimdi ona da söliyim mi?
+ yok lan, cengiz düğünden geliyo.
- ee aç olamaz mı?
+ düğüne gittin mi sıçana kadar yenir.
- evlenirsem gelme lan sen.
don draper don draper
kendi içinde kategorilere ayrılan evlenme eyleminin topluma mal edilme çabalarının bütünüdür. açalım biraz:
1- köy düğünleri:köy düğünleri güzeldir, samimi gelir bana her zaman. köylerdeki güzel insanlar hakikaten birlik-beraberlik içerisinde ve gelenek ve görenekler doğrultusunda yaşadıkları için cenazeleri de düğünleri de hareketli ve samimi bir ortamda geçer. kimse rahatsız olmaz, herkes o düğünde bulunmayı zaten bir "görev" olarak benimser. köyde yaşayan biri için köy ahalisinden birinin düğününe iştirak etmemek büyük ayıp kabul edilir.
2- sokak düğünleri: mahalle arasında, apartman bahçesinde, ara sokakların birinde ya da herkesin gezip dolaşma hakkını gasp ederek mahalleye ait parkta, evet yanlış duymadınız parkta, pazar günü sabahın köründe başlayıp gece yarısına kadar elektro bağlama eşliğinde devam eden etkinliktir. ki bu etkinlik bana inanılmaz derecede sinir bozucu gelir. ankara 'nın biraz da ankara'lı turgut ekolünün hakim olduğu semtlerinde hiç ara vermeden son derece yüksek sesle bangır bangır çalınan ankara'lı namık, turgut besteleri ile kafamızı ziken düğün sahipleri, saat 24 itibariyle gürültü yapmanın yasak olduğu çankaya belediyesi'nde "olm saat doldu, artık düğün yapmak yasssak biz de kortej oluşturup kornalara basalım alemin anuna koyalım." edasıyla bağıra çağıra sokak turuna çıkarlar . hayır anlıyorum eğlenmek isiyorlar ama bu nedir ya?
3- düğün salonu düğünü: düğün salonu genellikle kapalı, havasız bir mekandır. düğüne gelen düğünle alakalı-alakasız herkes süskün süskün oturup birbirini süzer ilk etapta. garsonlar kola ve çerez dağıtırlar. eğer pasta varsa önden çerez gelir.düğün pastasının üzerine para yapıştırma geleneği vardır ki evlere şenliktir. daha sonra pasta kesilir ve jet hızıyla kola eşliğinde servis edilir. kolalar kasalarda beklediğinden imamın abdest suyu veya ortam sıcaklığındadır. daha sonra şarkıcı çıkar. düğünün başından beri sessiz sedasız bekleyen, çevrede sakin bir insan topluluğu izlenimi uyandıran, birbirleriyle bile hiç konuşmadan oturan düğün davetlileri birden piste fırlayıverirler, tam hızlarını alıp hayde hoppa yallah şeklinde atlayıp zıplarkene, bir amca çıkıp "takı merasimini başlatıyorum" der. ki takı merasimi başlı başına bir giri konusudur. inanmayanlara şunu söylemek isterim ki takı merasiminde sıra kavgası yapılan düğün biliyorum ben. hayır bankada, markette, postanede biri hakkını gasp etse sesini çıkarmayacak insan, düğün salonunda "sıramı çaldılar" şeklinde carlamıştır. şaşırıp kalmışlığım vardır.
4- kır düğünü-bar düğünü-kent düğünü-otel düğünü: bunlar genellikle düğün konseptini oluştururken modayı takip eden ve maddi durumu iyi olan kişilerin düğünüdür. önceden "çatal bıçak takımı jumbo olacak, masa örtüsünde turanj -turuncu arkadaşım, turuncu.. - tonları hakim olacak, fuşya peçeteler tabağa paralel olarak duracak ve dikdörtgen şeklinde katlanacak." şeklinde talimatlar veren düğün sahipleri, davetlilere havyar felan dağıtır. şampanya patlatılır, damat gelini dudağından öper. bu düğünlerde herşey ama herşey yapmacık gelmiştir bana. havalarından yanlarına yaklaşılmayan sosyetik zengin bebeleri, birden bire serdar ortaç, ankara'lı turgut şarkısı eşliğinde göbek atmaya çabalayan kimseler olurlar. mahalle düğünü yapanların zengin versiyonudur bu kişiler evet.
5- organize olamamış bünyelerin düğünü: önceden organizasyon yapılmadığı için anlık gelişen; aile ve arkadaş çevresinden oluşan minik bir topluluk ile muhtemelen sahibini daha önce tanıdığınız bir mekanda göbek atma, atlayıp zıplama, horon tepme, halay çekme eşliğinde geçen, mütevazı ve bir o kadar da eğlenceli düğündür. kimse kimseyi rahatsız etmez. bu nedenle köy düğünü ile birlikte gidilebiliritesi yüksek düğünler kategorisinde değerlendirilebilir evet.
akılsızbaşınceremesi akılsızbaşınceremesi
damadın bir figüran olarak kullanıldığı,amacın gelin ve akrabalarını mutlu etmek olduğu bir olaydır.gelin ahalisinin damat tarafının taktığı altın miktarından,damatın oynayışına kadar eleştiri çetelesi tutması ve damadın erkeklik potansiyelini kestirmeye çalışması düğünlerimizi spesifik kılan özelliklerdir.
closer closer
bir tek bizim memlekette olur sanırdım üç gün üç gece düğün. yanılmışım. ecnebiler de bizimle yarışır haldeler tabi uygulama farkları yok değil. ecnebi düğünü nasıl oluyor baştan başlayalım:

resmi nikah:

city hall denen belediye binasında gerçekleşiyor. bu nikaha tüm tanıdıklarını davet ediyorlar. düğün merasiminden bir kaç gün önce oluyor genellikle. gelin hanım gelinliğini henüz giymiyor.

bekarlığa veda:

bu bizim bildiğimiz gibi olmuyor pek. gelin kız arkadaşlarıyla, damat da erkek arkadaşlarıyla gündüz şehirde tura çıkıyor. amaç geline de damada da işkence etmek. arkadaşların hepsi aynı kıyafeti giyiyor. çılgın kıyafet seçimleri grubun çılgınlığına bağlı. örneğin en son zavallı bir damat, abuk sabuk bir ilkokul çocuğu gibi giyinmiş, elinde bir makas yoldan geçen kızlara "sütyeninizin markasını kesebilir miyim?" diye soruyordu. görevi 20 kızdan sütyen markası kesmekmiş. supergirl olarak giyinmiş bir gelin de, ayakkabılarınızı silebilir miyim diye soruyordu. yoldan geçen erkeklere. tabii ki tüm bunlar fotoğraflarla belgeneliyor. sonunda hep beraber bir araya gelip içmeye, dans etmeye gidiyorlar.

dini nikah:

şehrin en gösterişli kilisesi seçiliyor bunun için genellikle. bu nikaha davetli olanlar ise resmi nikaha çağırılanlardan daha az. çok önem veriliyor. gelinlik ve damatlık bu nikahta giyiliyor ilk. davetliler de cici bici giyinip süsleniyor.

resepsiyon:

işte bir eleme daha. resepsiyon genellikle dini nikah ile aynı gün yapılıyor. dini nikaha çağırılmayı başarmış olanların bir kısmı resepsyiona davetli oluyor ve en az 1 hafta öncesinden katılıp katılmayacağınızı bildirmeniz isteniyor. kokteyl tarzında gerçekleştirilen bu eylemde içki ve finger food denilen atıştırmalık servisi yapılıyor. yaklaşık 2 saat kadar sürüyor.

yemek-parti:

düğün merasiminin son basamağı olan düğün yemeğine ise sadece çok yakınlar çağırılıyor. yakın dediysem akrabalar gelmesin hemen aklınıza, zira "yılda 2 kere gördüğüm teyzemi niye çağırayım ki" düşüncesi oldukça yaygın. yemek davetlileri 50 kişi civarında olmakta. yemek, işin eğlence kısmı. yani bizim düğüne en tekabül eden kısmı bu olsa gerek.

bu kadar çok basamak olunca tahmin edersiniz ki 3 ayrı çeşit davetiye olmakta. daha doğrusu tek bir davetiye var da içinde ayrıca iki küçük kağıt parçası daha oluyor. tabi hem resepsiyona hem de yemeğe davetliyseniz. resmi nikah için davetiye yok, sadece haber veriliyor. davetiyenin alt kısmında da şöyle bir ibare bulunuyor:

-hediye listesi için ... dükkanıyla anlaştık, oradan bilgi edinebilirsiniz. tel:...

- para yardımlarınız için hesap numaramız: ....

evet, hediye işini kendilerince kolaylaştırmışlar. bir mağaza ile anlaşıyorlar ve oraya ihtiyaçları olan şeylerin listesini veriyorlar. first come first served olduğundan, en uygun fiyatlı hediyeler en kısa sürede birileri tarafından alınıyor. para yatırmak ise en kolay ve normal yol.

düğün için hazırlıklara "en az" 1 yıl önceden başladıklarını da unutmadan ekleyeyim.
recai pengül recai pengül
pinhanî'nin bu sevimli şarkısının sözünü yazan büyük ihtimal bir düğünde gelin ya da damat olarak görev almış olmalı. her ne kadar düğün dernek diye başka bir kayıt da olsa bu şarkının da sözlerini vermek gerek:

bir düğün bir tören yine başladı aynı şölen
kınalar yakılır boyanır gözü yaşlı gelin
bitince bu mutlu düğün gelin ile damat kalır bir köşede
olur yine başka bir gün geliriz oynarız hep birlikte

analar babalar otururlar bir masaya
yenilir içilir takılır paralar yakaya
bitince bu mutlu düğün gelin ile damat kalır bir köşede
olur yine başka bir gün geliriz oynarız hep birlikte

geçecek bir ömür seçecek herkes eşini
bir yüzük takarak tutacak eşler sözünü
bitince bu mutlu düğün gelin ile damat kalır bir köşede
olur yine başka bir gün geliriz oynarız hep birlikte
2 /