düğün

1 /
zihnindeki
dünyanın en saçma geleneği.

nikah tamam bak, bu özel anı sevdiklerinle elbette paylaş. çok mu mutlusun bu haltı yediğin için, ille de dağıtmam göbek atmam, hanımefendi çizgimden kaymam lazım mı diyorsun? git arkadaşlarınla sevdiklerinle bir yerde iç eğlen dağıt, ona da tamam.

ama düğün nedir ya? yok masadaki mumlar çok küçükmüş, yok gelin çiçeğinin renkleri kurdelesinin rengiyle uyumsuzmuș, yok efendim kız tarafı sahneye erkek tarafından niye daha yakın oturmuş, damadın kız kardeşi niye gelininkine benzer saç modeli yapmış ne münasebetmiș, orkestra neden görümcenin istediği parçayı çalmamıș, damadın hala oğlu gelinin kuzenine merhaba dememiş, onun boku olmuş bunun püsürü olmamıș.

manyak mıyız ya biz?
düğün denen şey insanlığa, özellikle de türklere atılmış en büyük kazıklardan biridir.

her 10 çiftten 12'si düğünden önceki hafta ayrılmayı düşünüyor. yapmayın etmeyin arkadaşlar ya, ben ettim siz etmeyin. yapmayın düğün, düğün içimizde.
ben de kimsin
efendim biz akrabalarımızı senede bir kere gördüğümüz uzak bir memlekette yaşıyoruz. bir gün yine malumunuz bir düğün merasimi için bir araya geldik. beni de şu anda boşanan gariban kuzenim gibi başgöz etme derdindeki halalarımın sıkıştırmalarına maruz kalıyorum. mevzu ayyuka çıkınca darlandım, üstüne büyük halam gözüne kestirdiğin biri yok mu diyince, iyice coştum. var hala, dedim. iş bankası'nda birini gördüm, sanırım orada çalışıyordu, onu bana bir bulsana. halam küçük bir ilçede yaşıyor olmalarından dolayı kesinlikle detay istemediği gibi çok sevinip, tamam, o iş bende, dedi. sıkıştırmalar da böylece geçici olarak bitti. bir ay sonra halamdan bir telefon aldım.

"kızım ben o çocuğu soruşturdum, zaten bankada bi tane bekâr çocuk varmış. sen de onu beğendin herhalde, şöyleymiş, böyleymiş, o da seni beğendi. atla gel."

hâlbuki ben bırak gitmeyi, bankanın yerini dahi bilmeyen biriydim. haliyle kimseyi de beğenmemiş, halam oyalanıp sussun diye bir yalan uydurmuştum. kadın aylarca küstü bana. ibretlik, ders alın… benim gibi düğün, dernek, hala gazına desteksiz gelmeyin.
kopukucurtma
geçen bir akraba düğününe gittim; oynayan kızlardan birine takılmışım öyle, kız bildiğin tatlı hani, şirin. halama döndüm, ne tatlı kızmış hala bu, kim? dedim. nasıl bir fitili ateşlediğimin farkında değilim ama, ne bileyim lan ben! tüm salonda sanki bir meksika dalgalanması yaşandı. oradan amcamın büyük kızının kulağına eğildi halam, fısıfısıısfıs, gülüşmeler. bana göz kırpmalar, lan ne oluyor demeye kalmadı; dıdımın dıdısı öteki masaya koştu, oradan diğeri diğer masadan taaa salonun öbür ucundaki masaya koştu. fısıldaşmalar falan, neyse bir saat sonra bitti düğün, eve gidilecek. en son araba kullanmak için direksyona geçtim. eve dönerken arkadan bir kağıt uzattı halam
''telefonu bu, feysi bu, şunlardanmış, temiz aileler, kız şunu okumuş, şurada şunu yemiş, burada şu umumi tuvalete gitmiş. o da seni gördü beğendi''
laaynn.
hala dedim sen?
sen?
istihbarat bu kadar çalışmıyor olm bu ülkede... nooluyo !
fafeyn babayaro
bu gece gordugum en berbat sekline rastladigim kutlamaca.

gercekten, gobek atan, halay ceken insanlari, boyle ortamlari elestirip duruyosunuz da, sozde entel gecinen ve teknede yemekli dugun yapan ama inanilmaz sıkıcı insanlarin da dugunu gercekten kotu oluyor. yemek yeniyor, fonda bi muzik. hareketli de olsa, insanlar ölü taklidi yapiyodu sanki. yani eger halay cekilmeyecekse dugun de yapmayin arkadas. bi gereksiz samimiyetler, yalandan hosgeldiniz bes gittiniz laflari falan. bi de isin kotusu, teknede olunca sikilinca kacamiyosun da. peeh.
yanlış bir öyküdeyim beni yeniden yaz
iki insan evleniyor diye neden bütün bir salon dolusu insan bu kadar seviniyoruz anlamıyorum. hele ben bütün gece 32 diş sırıtıyorum her halayın içindeyim. galiba bu yüzden düğünlere gidişim seyrek ne o kadar mutlu olmayı melankolik biri olarak psikolojim, ne de o kadar halayı bünyem kaldırır.
buram acıyo sanki
düğün var düğün var. haftasonu bir düğüne gittim çırağanda. vapurla geçenler bizi çekiyordu telefonla. ulan biz de sizin gibiyiz. gelinin başından aşağı 100 dolarlar atılırken. ayağımızla bastık. eğilip alamadık. ama gel gör kredi kartına 200 lira yatıramıyoruz. ibrahim toroman vardı düğünde. masaya oturduğumuzda bi kadın yanıma geldi. ben esra bugün size ben yardımcı olucam isteklerinizi bana söyleyin deyip kucağıma peçete serdi. yuh dedim yaa. zenginlik böyle bi şey demek ki. bardaklar boşalmadan yenisi geldi. ama bugün evimdeyim. çamaşır bulaşık yıkadım. fotoğraflara baktım. dün rüya gibi bir yerdeydim. bugün ise bok gibi bir yerdeyim. hayat ne garip. benim düğünüm prenses düğün salonundaydı kuru pastalı.
geçersiz kullanıcı adı
ilk kimin aklına geldi acaba böyle bi saçmalık diye düşündüğüm organizasyon;
- hayriii olum ben yarın kadınla nikahı kıycam ya
+ hee?
- gel oynayalım..
+ ulan kadın senin iş görecek senin biz niye oynuyoruz ?
- niye lan fena mı olur oynamaya çağırırız milleti, gelen de bi zahmet eli boş gelmesin gırla gürültü yaparız gelenler yetmiyormuş gibi işinde gücünde olanların kafasını zikeriz. 'uzun ince bir yoldayım' türküsünü oyun havasına evirecek kadar bi yavşak koyarız sahneye. havai fişek diye bişey varmış onu da getirelim arada yanlış yerleştirir milletin kafasında patlatırız aksiyon olur. sonra konvoyla bizi eve bırakırsınız. düğünden uzak mevkilerde oturan insanları da bu durumdan haberdar etmeliyiz. bunu da sizler yol boyu korna çalıp huzurun anasını ağlatarak yapacaksınız. nasıl ama?
...
sydney carton
sözde en marjinal, orjinal, aykırı, alakasız insanların, dahil olduklarında ankara'nın bağları çalarken kendilerini kaybettikleri evlenme merasimi.
hayır kalkıp deep purple, pink floyd, led zeppelin, queen vs dinleyen, dinlerken de bu tip şeylere burun kıvıran insanlar ortama uyum sağlamak adına tabii ki de ankara'nın bağlarında oynayabilir de. küçümsemiyorum haşa. bilakis ne kadar multicultural bir toplum ve birey olabilmişiz, nasıl da sentezleyebilmişiz doğuyla batıyı, aşmışız, coşmuşuz'un göstergesi.
fekat bakıyorum bakıyorum... içime sinmiyor.
allah büyük konuşturmasın; yapmayacağım.
zaten başlı başına gereksiz masraf.

ha bir piyanist şantörün o korkunçlu ezgilerinden değil de, şöyle bir emel taşçıoğlu'nun, bir gülşen kutlu'nun sesinden fidayda, kesik çayır vs. gibi adamakıllı türküler çalacaksak, damat geçip karşıma bir zeybek oynayacaksa o başka.
1 /