dünya

27 /
thor thor
üzerinde, insan denen olgunlaşmamış canlı türünün yarattığı kargaşa ve ziyan ile bozularak ürkütücü boşlukta süzülen mavi nokta.
gamlı baykuş gamlı baykuş



"burası evmimiz. orası biziz. tüm sevdiklerimiz, tanıdığımız herkes, adını duyduğumuz, gelmiş geçmiş tüm insanlar üzerinde hayatlarını yaşadı. tüm neşemizin ve acılarımızın toplamı, binlerce kendinden emin olan din, ideolojiler ve iktisadi doktrinler, tüm avcı ve toplayıcılar, tüm kahraman ve korkaklar, medeniyetin tüm kurucu ve yıkıcıları,tüm kral ve köylüler, aşık olan her genç çift, tüm anne ve babalar, umut dolu çocuklar, mucitler ve kaşifler, tüm ahlak öğretmenleri, tüm yoz siyasetçiler, tüm süper yıldızlar, tüm yüce liderler, türümüzün tarihindeki tüm aziz ve günahkarlar, orada, güneş ışınında asılı bir toz taneciğinde yaşadı. dünya büyük bir kozmik arenada çok küçük bir sahne. bunca general ve imparatorun, o küçücük noktaya bir anlığına da olsa şan ve zafer ile liderlik edebilmek için döktüğü, nehir olup akan kanı bir düşünün. bir başka köşeden zorlukla ayırt edilebilen bu beneğin bir köşesindeki sakinlerine yaşatılan bitmek bilmeyen acımasızlıkları bir düşünün. anlaşmazlıkların ne kadar sıkça olduğunu. birbirlerini öldürmek için ne kadar hevesli olduklarını. nefretlerinin ne kadar şiddetli olduğunu. duruşumuza, kendimizce kurguladığımız kibirliliğimize, evrende ayrıcalıklı bir yere sahip olduğumuz yanılgısına, bu soluk ışık noktası tarafından meydan okunuyor. gezegenimiz, bu etrafımızı saran müthiş kozmik karanlıkta yalnız kalmış bir leke. tüm bu sonsuzluktaki bilinmezliğimizde bizi kendimizden kurtaracak bir yardımın geleceğine dair hiçbir ışık yok. dünya şu ana dek bildiğimiz yaşama ev sahipliği yapan tek gezegen. türümüzün göç edebileceği, en azından yakın bir gelecekte başka bir yer yok. ziyaret edebilir miyiz? evet. yerleşebilir miyiz? henüz değil. hoşuna gitsin ya da gitmesin, dünya şu an için direnebileceğimiz tek yer. insan kibirinin akılsızlığını bu uzaktaki resimden daha iyi gösteren bir şey belki de yoktur. bu resim, birbirimize daha anlayışlı davranmamız ve bu soluk mavi noktayı koruyup, değer vermemiz gerektiğinin altını çiziyor."
ravenhow ravenhow
sabahattin ali'nin gözünden şöyledir:

...
bir dürbünün ters tarafı gibi bu dünya
en büyük şey, en asil şey küçülür burada.
burada yalan para eden biricik iştir,
burada her şey bir yapmacık, bir gösteriştir.
kimi coşar din uğruna geberir, yalan!
kimi gider vatan için can verir, yalan!
bir filozof yetmiş eser yazar, yalandır;
bir kahraman istibdadı ezer, yalandır.
şairlerin büyük aşkı fani bir kızdır,
bu dünyada herkes sinsi, herkes cılızdır.
ne hakiki aşktan burada bir çakan vardır,
ne de onu görse dönüp bakan vardır,
her büyüklük cüzzam gibi dökülür burada
en muazzam ölüm bile küçülür burada.
...
kupune zararsiz keskin sirke kupune zararsiz keskin sirke
. . . bazen bir yatak, bazen bir oda, bazen bir dam altı kadar küçüktür dünya.

. . . bazen dünyan bu dünyaya sığmaz evrenden bile büyüktür dünya. içinde kaybolursun.

. . . aslında gözünün gördüğü yerdir dünya.

. . . sorun olansa senin dünyaya nasıl baktığın.

. . . bir tane dünya yoktur ki ne kadar insan o kadar dünya.
lost words lost words
carl sagan'ın sözleri aklıma geldi;

"şu noktaya tekrar bakın. orası evimiz. o biziz. sevdiğiniz ve tanıdığınız, adını duyduğunuz, yaşayan ve ölmüş olan herkes onun üzerinde bulunuyor. tüm neşemizin ve kederimizin toplamı, binlerce birbirini yalanlayan din, ideoloji ve iktisat öğretisi; insanlık tarihi boyunca yaşayan her avcı ve toplayıcı, her kahraman ve korkak, her medeniyet kurucusu ve yıkıcısı, her kral ve çiftçi, her aşık çift, her anne ve baba, umut dolu çocuk, mucit, kâşif, ahlak hocası, yoz siyasetçi, her süperstar, her "yüce önder", her aziz ve günahkâr onun üzerinde - bir günışığı huzmesinin üzerinde asılı duran o toz zerresinde.

evrenin sonsuzluğu karşısında dünya çok küçük bir sahne. bütün o generaller ve imparatorlar tarafından akıtılan kan nehirlerini düşünün, kazandıkları zaferle bir toz tanesinin bir anlık efendisi oldular. o zerrenin bir köşesinde oturanların başka bir köşesinden gelen ve kendilerine benzeyen başkaları tarafından uğradığı bitmez tükenmez eziyetleri düşünün, ne çok yanılgıya düştüler, birbirlerini öldürmek için ne kadar hevesliydiler, birbirlerinden ne kadar çok nefret ediyorlardı.

böbürlenmelerimiz, kendimize atfettiğimiz önem, evrende ayrıcalıklı bir konumumuz olduğu hakkındaki hezeyanımız, hepsi bu soluk ışık noktası tarafından yıkılıyor. gezegenimiz, onu saran uzayın karanlığı içinde yalnız bir toz zerresi. bu muazzam boşluk içindeki kaybolmuşluğumuzda, bizi bizden kurtarmak için yardım etmeye gelecek kimse yok."
elcordobez elcordobez
çoook çook eski yıllardan, mesajları gayet sağlam ve yerinde güzel bir nazan öncel şarkısıdır;

oku, oku, oku işçi ol, güzel bir günde niyazi ol...

alınma dünya, salınma dünya, elimde olsa gelmezdim dünya...
gulhane parkindaki ceviz agaci gulhane parkindaki ceviz agaci
gün geçtikçe daha da sıkıntılı bir yer haline geliyor.






yapısal sorunlar, yapısal sorunlar... neymiş bu yapısal sorunlar?






çeyrek yüzyıl sonra cyberpunk-mad max karışımı bir dünyada yaşıyor olacağız herhalde. hayatta olursak tabi.
27 /