dünya gençlik merkezi

hanspeterberigel hanspeterberigel
zamanında nişantaşında bulunan mağazasıyla gönülleri fethetmiş, geniş ürün yelpazesiyle çeşit çeşit insanı kendine çeken, kendi küçüklüğümde ordan yeni bir joystick(bkz: quickshot) almak için sahip olduğum joysticki kırmak için kastığım şimdilerdeyse hala varolup olmadığını bile bilmediğim güzel mağaza.
zaknafein zaknafein
hiç unutmam nişantaşı şubesini.nişantaşında oturduğumuz zamanlar , babam elimden tutar götürürdü haftada bir.içim de hep o güzelim oyuncak dolu koridorun en sonunda duran akülü arabalarda kalırdı.onlara yaklaşana kadar sağda solda robotlar , vinçler , devasa oyuncaklar vardı.bir de o ninja kaplumbağa kostümlerini çok istemiştim.ancak bugün yok öyle bir yer...
iki blok otede iki blok otede
bir afet vardı aklımı alan, burcu. nasıl bir güzelliktir, nasıl bir endamdır, yüz görümlüğüne servet ödenir şerefsizim. etrafında dönüyorum, güya erkekliğe bok sürmüyorum, "köpeğin olayım" demiyorum da, köpeğiymiş gibi davranıyorum. öyle bir burcu'ydu işte (patlama! ne alakası varmış?! gerisini okuyunca anlayacaksın). yanında da bir selda var ki, allah bin türlü belasını versin, beş dakika yanından ayrılmıyor kızın, ulan çoban köpeği gibi bir tip, ne zaman bütün cesaretimi toplayıp "teklif etmek" için kıza yanaşsam, öyle bir karıştırıyor ki ortalığı ne burcu kalıyor etrafta ne de o mis kokusu. büyük aşklar nefretle başlar derler ya, hah işte ben de bu selda karısından nefret ederek burcu'ya aşık oldum.

her neyse efendim, günlerden bir gün, aşk canıma tak etmiş, o her zaman gittikleri kafeye bir hışım girdim, "burcu, ben sana fena aşık oldum" diyeceğim ki, selda "merıba, biz de çıkıyorduk" dedi ve burcu'yu çekiştirerek çıkardı, "nereye?" dedim, "dünya gençlik merkezi'ne" dedi, "sen de gelsene". biraz zaman kazanmak için, biraz da şaşkınlıktan "siz gidin ben daha sonra gelirim" dedim.

on dakika sonra, bir panik halinde bütün arkadaşlarıma "dünya gençlik merkezi" neresi diye soruyordum. bilmiyordu ibneler! isme bakılırsa bir dernek, vakıf vs. bir yer olmalıydı. konsoloslukları bile arayıp sordum, yok amına koyim öyle bir yer. bulamadım neticede, ne bileyim kırtasiyeci kılıklı bir yer olduğunu!

vay be, on seneden fazla olmuş. burcu o gün, "dünya gençlik merkezi"nde tanıştığı biriyle çıkmaya başladı ve bana uzun uzun anlattı nasıl tanıştıklarını, mutlu bahtiyar bir ilişkileri oldu ben kendimi tedavi etmeye çalışırken. selda'ya ne mi oldu? onun amına koyim ben, ne bileyim!