dünyayı kurcalayan adam

fular fular
kafalarda " dünyayı kurtaran adamın kaynı mı acaba? " sorularını oluşturmuş beşinci nesil yazar.

edittiri dünya : bi zamannar yukarda bi giri vardı.
dünyayı kurcalayan adam dünyayı kurcalayan adam
suçlamalara cevap verirken off olmayı gözden kaçırdığı için, neyi nasıl savunması gerektiğini bilmeyen yazar. sanki ben türkçe'yi savunurken, bir yandan da izin gününe, boş güne, off olmak diyorumuşum gibi anlaşılmış. onu bana değil off olanlara söyleyin!

bundan sonra "aç parantez renkli kapa parantez paçalı don" diyeyim de biyerimiz şişmesin. neresi paçalı dona benziyor onu da anlayabilmiş değilim ama hadi neyse. paçalı don dediğin "kasıktan dize kadar" olur. bilmem anlatabildim mi ?!

çok şükür çeyrek asırlık hayatımda hastane ile pek işim olmadı. daha önce hospitalize etmek diye birşeyi hiç duymamıştım. tıp literatüründeki latin kökenli kelimelerin çokça kullanıldığını biliyorum. hatta birçok kişi gibi ben de iki doktorun aralarındaki konuşmalarından zerre anlamam. hani bizim "parantez aç renkli kapa parantez paçalı don" varmış ya türkçe'de, hospitalize etme'nin de türkçe'si başlık sahibi tarafından aynen açıklanmış. hekim hospitalize etmek yerine "hastaneye yatırmak" dese hekimlik karizması mı çizilecek ? hastası hekimin ne dediğini anlamadığında, "ben hekimim tıp terimi kullandım" diye havasını mı atmış olacak ? ayrıca hekimlerin söylediklerinin genel kabul görmesi mi lazımdır ? türkçe'de karşılığı olmayan kelimelere mahmut desinler demiyoruz bizde. hospitalize etmek mesleki terimse, ben türkçe konuşmuyorum, savunduğum dil de türkçe değil.

yabancı dilde eğitim veren bir okulda okudum. gayet iyi bir yabancı dil eğitimi aldığımı düşünüyorum.add-drop,withdraw,deadline kelimelerini arkadaşlarımdan veya hocalarımdan bu şekilde kullanıldığını hiç duymadım. ben ingilizce eğitimimi, yabancı uluslu bireylerle iletişim kurmak için aldım. arkadaşlarıma ben ingilizce biliyorum diye hava atmak için araya ingilizce kelimeler sıkıştırıp ağızlarının suyunu akıtmak için değil. şimdi bunu uzun uzun açıklamadığım için eleştiriler gelecektir. yabancılarla iletişimden kasıt okuduğum bölümle ilgili.

son olarak çay içmeyi ve demlemeyi çok seven bir yazardır. illa ki açıklamayı gözden kaçırdığım birşeyler kalmıştır.bunları da ilerde başlığıma yazılacak olan ayar dolu girilerde göreceğiz. cevap vermeye değer olur mu bilinmez.
dünyayı kurcalayan adam dünyayı kurcalayan adam
itüsözlük yazarlarından dünyayı kurcalayan adam'ın giydir bakalım başlığına yazdığı #3303733 numaralı giri, 4,5,2009 tarihinde saat 01:41'de kayıtlara geçmiştir. ekşisözlük yazarlarından ilk yarı bir ikinci yarı iki ise, 5,5,2009 tarihinde 02:13'te aynı giriyi utanmadan kopyalamış ve hunharca yapıştırmıştır.

#3322667 numaralı giride sıçılan ilk tespit veya yazarın deyimiyle tahmin, bu ufacık detaya bile bakılmadan yapılmış ve tamamen asılsızdır.

giydir bakalım başlığına yazılan girinin önceliği dünyayı kurcalayan adam 'a aittir. dünyayı kurcalayan adam 'ın önceliği de itüsözlüktür. ilk yarı bir ikinci yarı iki adlı ekşisözlük yazarı, dünyayı kurcalayan adam 'ın bilinçaltıdır.

soru işaretlerine yol açabilecek bir "tespit"e maruz kalınması dolayısıyla bu açıklamayı yapma gereği doğmuştur. kamuoyuna verilen rahatsızlıktan dolayı özür dileriz.
sezenehir sezenehir
kurcaladığı dünya değil, elindeki tornavidayla eski eşyaları söküp tamir etmeye çalışmaktır, o kadar yani. başka bir numarası yok.. benimle olan tek ilişkisi de "gel tavla oynayalım" teklifine hiçbir zaman cevap vermemiş olmamdır. arada "ben yatıyorum" diye gelir, "kaybol ulan, gözüm görmesin seni zibidi" derim, gider. öyle ensesine vur lokmasını aldır. ya da benim nazım geçtiğinden öyle sanmaktayımdır. bilemedim. o6kara ile yatakta sarmaş dolaş fotoğrafları vardır elimde. dediklerimi yapmazsa yayınlayacağımdır. bunu da burdan cümle aleme duyurmaktayım.
sezenehir sezenehir
doğum gününü o6kara sayesinde öğrendiğim adam. yoksa nerden bilicem senin doğum gününü be adam! ama kutlu olsun işte, mutlu ol, insan gibi yaşa. temennim budur yeni yaşın için.
spitzer spitzer
kayseri'de imiş, tamam buluşalım dedik. öğleye işi vardı akşama kaldı. yağmur filan yağmakta delicesine, benim de dersim vardı. aradım adam bizim okula gelmiş beni bekliyor girişte. o sırada da arkadaşın pc'ye format atıyordum. abi gel beraber atalım diyemedim tabii. he bir de döner- ayran filan yiyorduk yer misin sen de ağbi dedim, ıı ııh dedi. kusura bakma hocam, vallahi bir daha okuluma gel sana açma ve çay ısmarlayacağım. ayıp ettik özetle. bir de iddaacı bir bünyedir, beraber bir kupon yapmak lazım en kısa sürede. ayrıca son olarak safranbolu'ya geleceğim ona göre. şimdiden yerimi ayırtıyorum bak. evet bitti.
half sole half sole
kayseri tabula rasa zirvesine uyku sorunu nedeniyle geciken yazarımız.ayrıca tabuda çoğu kelimeyi bilmesine rağmen bir türlü sesini duyuramadı.her neyse efendim iyi ki gelmiştir.
loş ışıkta nazlı yar diye komidini öptüm kokladım loş ışıkta nazlı yar diye komidini öptüm kokladım
çok gral adam vesselam.

tanışıklığımız başlayalı nereden baksan 2 sene oluyor herhalde. ilk zamanlar gözüme biraz sünepe , biraz pısırık gibi geliy.... nerden hatırlayabilirim lan 2 sene öncesini ? o zaman da efendi bir çocuktu şimdi de efendi. iş güç sahibi , sorumlululuk bilinciyle yaşayan , telefonda elalemi kazıklamaya uğraşan bir zat kendisi.

geçenlerde bilgisayarımı kaybedince aradım kendisini. dedim çok moralim bozuk gel kadıköyde yemek yiyelim sonra da bişeyler içip maç izleriz. efendilik ruhunda var ya pezevengin hemen kabul etti. ne de olsa felsefesi hayatta bir karıncayı bile incitmemek üzerine kuruluydu. beni de bu yüzden reddetmedi. başına geleceklerden habersiz geldi oturdu yanıma. yemekti maçtı biraydı derken maceranın en can alıcı kısmına gelmiştik. elimdeki adresi bulup bilgisayarın izini sürecektik.

fakat işin ilginç tarafı adreste belirtilen evin hangi semtte olduğunu dahi anlayamamıştık. trene binip umarsızca gidiyorduk. indikten sonraki her taksi durağına uğradık , hareket halindeki taksilerin plakalarına dikkat kesildik. belirsizlik içerisinde oradan oraya sürüklenirken , yapabileceğimiz bütün anlamsız hareketleri yapıyorduk. birbirini yıllardır tanıyan evli çiftler gibi rahattık. onunla caddelerde yürürken kendimi adeta pamuk helvası bulutların üzerinde ceylan misali sekiyor gibi hissedi.. noluyo lan ?

anlamsızdık işte o gece. ertesi sabah da bilgisayarın bulunmasıyla kutlama yapmaya karar verdik. hemen en yakındaki pastaneye giderek "yere düşen bir besini 5 saniye içinde yerden alırsak üzerine mikrop bulaşmayacağını bilimsel cümlelerle kanıtlamaya çalışan adam"dan poğaçaları sipariş ederek felekten bir sabah çaldık.

işbu yersiz macerada bir saniye olsun benden desteğini esirgemeyerek , bilgisayarın bulunacağına olan inancımı sürekli sağlamlaştırarak ne kadar ulvi ve muhabbetşinas bir insan olduğunu kanıtlamıştır.

tabi yine de insanları telefonda kazıklamayı kendine iş seçmiş bir insan hakkında övgülerde bulunmak ne kadar doğrudur bilemiyorum. ayrıca benim uzun dönem askerlik yapacağımı tahmin ederek ne kadar götveren bir insan olduğunu kanıtlamıştır. kendisi yüzünden 12 ay çalınıyor hayatımdan ama o hala telefonda insanları kazıklamaya devam ediyor bu sürede.

dka'cım çk ttl çkmşsn cnm.