durduk yere hüzünlenmek

1 /
madface madface
insanın aklına geldiğinde elinden bir şey gelmediğini bilememesi; aslında ne kadar güçsüz olduğunu anlaması; bitmeyen gecelerde yaptığı iç hesaplaşmaların yüreğine söylediklerinin, aslında kendi kendisine söylediği çok büyük bir yalan oduğunu farketmesi ile başlayan; boş bakışlarla etrafa bakma eylemi ile devam eden ve de birisinin sizi dürtmesi ile son bulan ruh hali....
genzo wakabayashi genzo wakabayashi
çok sikim bir şeydir . ortada hiç bir şey yoktur aslinda.her şey derinden bir "of" çekmeyle başlar . demiş ya hanı "bir of çeksem karşı ki dağlar yıkılır" diye , öyle iste.ardindan bir sigara eşlik eder bu huzne.durduk yere dertlenir ademoğlu , içi sıkılır , gönlü daralır ,olmuş ve olabileceklerin sonuçlarındandır belkide , o sonuçlar biner omuzlara , o sıkar insanın canını .en mutlu anınız da bile olabilir bu.ne zaman geleceği belli olmaz.neye dertlendiğinizi de anlamazsınız ya asıl bokluk iste ordadir."ne oldu lan" diye sorana "ne biliyim lan" diye malca bir cevap verirsiniz.oyle iste
damdan akan damdan akan
bazen yaparım ben. az önce yaptım mesela, önce gözlerimden birkaç damla yaş geldi. sonra neye kızacağıma şaşırdım. yine kızacak bişi bulamadım kendi aptallıklarıma kızdım. sonra birkaç damla yaş daha. bak durduk yere ha. sonra kalktım bi bira açtım, gözlerimde türkan şoray buğusuyla yanına bir şeyler hazırladım.
durduk yere oldu dimi bunlar.
sanki hiç yaralanmamış gibi, sanki güzel olan her şeyden fersah fersah uzakta hissetmemiş gibi.
müsadenizle tükürmek istiyorum durduk yere hüzünlenmenin her anına.
durduk yere... sanki dünyanın tek aptalı manyağı benmişim gibi.
micro cuts micro cuts
maalesef sık sık yaşadığım. bazen boğulacak gibi oluyorum, en kötüsü de sebepsiz olması. keşke bir şey olsa da onu elde etmek, düzeltmek veya yok etmek için uğraşabilsem. aslında belki de sebebi kendimi her şeyin anlamsızlığına inandırmam, bile bile duygusuz biri olmaya çalışmam çünkü insanların çıkarlarından midem bulanıyor artık. diyorum bu insanlar için niye üzüleyim? gerçi sebep sayılır mı bilmiyorum, kendi kendimi şartladığım bir şey. duygusallık zayıflık gibi geliyor, sonradan üzülmeyeyim diye hayal bile kuramıyorum. yani böyle güzel bi şey aklıma geliyor mesela, onun hayalimde bile kaybediyorum kendiliğinden. öyle olunca da hayal olmaktan çıkıyor.
mevlüt şekeri hüznü mevlüt şekeri hüznü
hep havadan. ay bu ne biçim hava ya. sabahın dokuzu mu, akşamın beşi mi belli değil. çatılardan yağmur süzülüyor. ağaçlarda kalan yapraklar hep kuru kahve. şöyle bir bakıp da mutlu olunacak görüntü yok. böyle bakınca da durduk yere olmuyor, hava yeterli sebep. hmm.
di mi ya di mi ya
yalnızlığımı, kimsesizligimi, umudumun olmayışını düşündükçe hafiften sızlar içim.
düğümlerim dolaşır, tenime yapışır, acıtır canımı.
oysa ben ne çok severdim ne çok isterdim senin için bu düzeni yok etmeyi.
1 /