dursun karataş

ipimlekusagim ipimlekusagim
ansızın aklıma filler ve çimenler temalı o meşum karşılaştırmayı getirmiş olan girideki şahsiyettir.

otu çekip köküne bakmak diye kallavi bir söz vardır. ecdad vaktiyle bizim gibi işkembe-i kübradan sallamamış netekim. her durumdan vazife çıkarmayı bilmiş, her akseden mevzuyu deneyimlerle rasyonel süzgeçten geçirip aktarmış. sırf tekerrür etmesin diye de bunları hatırlatıp durmuş. bu yüzden iki asır öncenin insanıyla günümüz insanı arasında arşa değin giden fark vardır. bıdı bıdı lafgüzarlıktan, demogojiden, sallamaktan ziyade, gediğe oturan üsluplar eskiyi, her devinime kılıf uydurma, allayıp pullama da yeniyi temsil eder. kanımca şifahi durumlar modern insanın en büyük yaratım eksikliğidir.

politbüro ağzından kurtulup, sadelikten dem vurmaya meyleden insanın aynı hataya düşmesi de ayrı bir macera. neyse efendim konuya dönersek, bizde belki az önce dile getirdiğim 'öz'ü ilke kabul edip bunun etrafında dursun karataş'ı değerlendirmeliyiz. ne bileyim, yakın tarihi anlamak açısından elzem olabilir.

fakat es geçmeyeceğim bir nokta var ki, bu, belki de en başat sorundur. zira bedri yağan’ın öldürülmesiyle dursun karataş cephesi'nin ne onulmaz devrimci karakteristik özellikleri olduğunu o vakitler birlikte gözlemlemiştik. kanımca hatırlatmakta fayda var, şuna benzer şeyler kurtuluş'ta neşrediliyordu: "düşman, bedri'yi öldürerek onlara bir önder, şehit armağan etti". (bu beyanların sahibi olan ‘cephe hattı’nın ‘nefer’i her ne hikmetse benzer bilumum ‘abluka’dan üstün yetenekleri neticesinde kurtulup, ‘düşman[?]’ın zalim oyununu bozuyordu. bu da benim muammamın parantezi olsun.)

kendini, düşünen sosyal bir hayvan olarak gören herkes bu beyanatın neresinden tutarsa tutsun fena halde bedbaht hisseder. akabinde böyle bir kafadan devrimcilik, bilemediniz kurtuluş beklemez, bilir ki bu istek mars'ta manitayla köpük banyosu yapmak kadar abesle iştigal bir durumdur, marx’tan borç istemek gibidir.

"onun devrimci yaşamı; nezdinde devrimcilik yeniden tanımlanacak!" vay babam. öyle görünüyor ki cephe gerisi, her sloganvari manifestosunu hava hattı hümayundan yazıyor. eh, siz tanımlamaya dururken bir yandan da sola kabul ettiremediklerinizi tarihsel düşmanlıklarla pekiştirin. akabinde bunu 'oligarşik' bir takım ayak oyunlarıyla yeni yetme bebelere aktarın. olmadı; iç sorunlarınızı şiddetle çözün, birbirinizin kafasına sıkın, cezaevlerinde işkencelerden geçirin. tabii az biraz içine 'suni denge' katın. ne bileyim, 'yarin yanağından gayri paylaşmak için herşeyi" dediğiniz yoldaşınızı gözünüzü kırpmadan yere serin. pekala bunları, histerik bir dayılanma gibi algılamayın. en asil duygularla, en somutlaşmış devrimci inançla yapın. eminim siz daha iyi bilirsiniz.

hülasa bu anektodlar ışığında ailesinin başı sağolsun, sevenlerinin de. ilk duyduğumda üzüldüm valla bunu da belirteyim. toprağı da bol olsun, hatta humuslu olsun, ki yeşersin filizler, adeta diyalektik materyalizmle özdeşleşmiş cephe gerisine az da olsa okjisen salsın.
bu başlıktaki 44 giriyi daha gör