dursun karataş

2 /
costanza costanza
karısının olduğu kendisinin kaçtığı hücre evinde rakı, viski, hayvar vb. sosyalist insan ihtiyaçları bulunmuştur.

ekmek bulamamışlar ne yapsınlar yazık.
neondental neondental
devrimciler ölür
devrimler sürer nidası ile onbinlerce kişi tarafından güneşe gömülen dev-solun günümüze kadar gelmesini saglayan devrimci. tutuklu oldugu hapishaneden firar etmesi o dönemde kamuoyunu oldukça meşgul etmişti. aslında kendisine türkiyenin çakal karlosu da denebilir.
redsong redsong
bilip bilmeden yazmayı vazife edinenlerin iddiasına göre eşi sabahat karataş'ın vurulduğu hücre evinden son anda kaçmış kişidir. ancak sabahat karataş'ın çatışma esnasında yaptığı ve kaydedilen telefon konuşmasında ''eşime, önderime selamlarımı iletin'' sözleriyle hakkında ileri geri konuşanlar bin defa yalanlanmıştır. hayatını adadığı mücadelede seneler boyu gördüğü işkenceler neticesinde kansere yakalanmış, halk düşmanı işkencecilere korku salmış, kendisini bulması için görev verilen ancak devletin bu iş için verdiği paraları barlarda kadınlarla yemiş olan, manava, kasaba, berbere kendisini sorarak bulabileceğini zanneden alaattin çakıcı tabir edilen kişiyi uzaktan gülerek izleyen bir güzel insandır. halkının kalbindedir.
katip celebi katip celebi
ölüleri için mevlüt okutarak "hadi halkı kandıralım"cı yaklaşımda çığır açan, mensuplarının yüzde doksanı ergenlerden oluşan, şiddeti bir macera olarak gören ve gösteren örgütün önderiydi.
izmir f'de bunların cezaevi sorumlusu olan vatandaş sırası geleni ölüm orucuna yollayıp durduktan sonra sıra kendine gelince "ölüm orucu" diye kekleyip örgütten ayrılmıştı.
olmayacak imkansız taleplerle gencecik çocukları yatalak, kör, sakat bırakan, çoğunun canına malolan bu ölüm oruçları sürecinde diğer bütün çakal örgütler bir şekilde uyanıp kendilerini sıyırdılar ama bunlar çok ziyan oldu.
şimdi sen diyorsun ki " ya cezaevlerinin yönetimini bize bırakın ya da kendimizi öldürürüz". devlet de dedi ki "ölün a.q."
halbu ki, mesela bir mlkp'li vardı benim karşı hücremde kalan. süre3kli beni, diğerlerini destek açlık grevine davet ediyordu, ölüm orucunu yüceltiyordu. bunlar üçer günlük destek grevine başladıklarında sıra bu uyanığa geldiğinde davul zurna çalarak duyurdu herkese neredeyse. açlık grevinin ikinci gününde benim diğer karşımdan bunun hücreye atılan paket yetişmeyip çatı oluğunda kalınca aşağıya çekip içini açtım. mis gibi ekmek arası patlıcan musakka. günün karavanası. hiç sesimi çıkarmadan ama paketin açıldığını belli edecek şekilde yeniden sardım ve kendisine atıp adet olduğu üzre seslendim: "geldi miiiiiii" tiz bir ses cevap verdi: "geldiiii". "afiyet olsuuuuun" "......"
action directe action directe
“bugünün dünyasında yalnız başına kalmayı göze almadan güçlü olmak ve düşmana karşı savaşmak mümkün değildir. yalnız başına emperyalizme, oligarşiye ve onun uzantılarına karşı savaşmak hiçbir teknikle, silahla, güçle değiştirilemeyecek dünyanın en büyük gücüdür. bu kendine güvendir, bu ideolojik sağlamlıktır."

sözünün sahibidir.
kh kh
tabansızın önde gidenidir... insan karısını çatışmanın ortasında bırakıp kaçar mı lan?

siyasal eleştirisine girmiyorum. girersem içinden derin devlet çıkartırım...

sonra devrimci şiddet denilen fikir orospuluğunun yansımalarını okursunuz şahsım üzerinden...

neyse... alevi düşmanı bir sol görüş mensubudur diyeyim...

ışık içinde yat dayı... dikkat et kendine... ateşe yaklaşma. terleme...
acarabi acarabi
özleyenlere armağan olsun. benden ırak olsun, cehenneme direk olsun......
not: nefret suçu işlemeyin, işlettirmeyin, bu suça iştirak edenleri uyarın. ha, bizleri de nefret suçu işlemek zorunda bırakmayın. lütfen.
son of the sea son of the sea
kendisi benim gözümde tartışmalı bir kişiliktir, fazla iyi anamayacağım dayıyı, net bir yorum getirmek istemiyorum ama che kokain işinde diyen arkadaşın kendisi de bonzai işinde galiba. o denli kafayı bulmuş.
2 /