düşündüğün kişinin mesaj atması

düş doktoru düş doktoru
herkesin başına gelen ama doğru dürüst bir açıklama bulunamamış hadise. şu arkadaşıma yazayım diyorsun bir bakıyorsun sen yazmadan o yazmış. artık o yazacaktı da biz hissettik aklımıza mı düştü yoksa bizim yazacak olmamız onun beynine sinyal mi yolladı bilmiyorum ama garip bir şeyler döndüğü ortada. telepati mı yapıyoruz acaba farkında olmadan.

daha yeni başıma gelen olayı anlatiyim. geçenlerde durup dururken 4 sene önce ayrıldığım sevgilim (beni terk eden daha doğrusu lol) aklıma düştü. öyle çok düşündüğüm ve hala hislerim olan birisi değil. nitekim kendisiyle çıkmaya başlamadan önce aramızda uzak bir arkadaşlıktan başka bir şey yoktu ve sadece 10 gün sevgili olduk.

çocukla konuşmayalı rahat 3 sene olmuştur ve bu şahıs geçenlerde birden bire aklıma geldi ve kendisini stalklama ihtiyacı duydum. senelerdir bakmamama rağmen. ve birden bire bu çocuğu özledim yani çok saçma ama birlikteyken geçen 10 gün gerçekten güzeldi ve ne kadar mutlu olduğumu falan düşündüm. ama bu sadece bilişsel düzeyde kaldı ta ki iki gün sonra instagramdan gelen takip isteğine kadar.

çocuğun instagramı senelerdir kapalı. twitterda takipleşmiyoruz. (önceden takipleşiyorduk da ben onu engellemiştim lol) neyse işte lafı çok uzattım varmak istediğim nokta şu çocuk benim sık aklıma gelen birisi değil. benim de onun aklına gelip durduğumu hiç sanmıyorum. ne oldu da acaba çocuk 4 sene sonra birden bire instagram açıp beni takip etme gereği duydu?

neyse kabul ettik medeniyiz. dün gecenin köründe hikayeme cevap vermiş ordan normal bir konuşma başladı. şimdi tıpkı ilk zamanlardaki gibi bir muhabbet var. ama ben ona karşı zerre bir şey hissetmiyorum ve iki dünya bir araya gelse onunla asla sevgili olma gibi bir hata yapmam. insan olarak severim yalnız.

şu anda 4 sene önce olsa, tam 4 sene önce bu sıralar beni terk ettiği için aşk acısı duyuyordum, sevinçten ölürdüm galiba. hani durup dururken mesaj atsa falan. şimdi olayın tuhaflığını kabul ediyorum ama bir yandan da o kadar normal geliyor ki. hadi diyelim birkaç hafta öncesi olsun, benim o çocuğu stalkladığım ve özlediğim zaman olsun, yine sevinç duyardım. şu an bir şey hissetmiyorum dünyanın en normal olayı 4 sene sonra onunla tekrar konuşmak. ama beni hiç düşünmeyen, çat diye ayrılan, hadi yallah diyen birine telepati yoluyla mesaj attırmak hiç normal değil! smzmsmsms
nickbulmak nickbulmak
(bkz: bilinç ) bazen kalabalık bir ortamda aklınızdan geçen biri ile karşılaşmanız bilincinizin orada o kişiyi farketmesi ile açıklanır. tabiki bu sadece bir görüş ... ama bana mantıklı gelmişti ...
kaptonur kaptonur
başıma sürekli gelen hadise. bunun sebebinin evrendeki çekim yasasından kaynaklandığını düşünüyorum ve hatta öyle diye kesinlik katıyorum. çünkü gözleri yeşil bir adamım yaptıklarımı bir bilseniz bana hak verirdiniz. evhamlı insanları düşünün, sürekli kötü düşünenleri. bu insanların başına sürekli kötü şeyler gelir çünkü düşünerek kötü şeyleri kendilerine çekerler. beyin bir şeyi düşündüğünüzde çevreye elektromanyetik dalgalar yayar ki bu dalgalar çok güçlüdür. bir nevi telepati gibi düşünün. çok az insan bu gücü kontrol edebilir ama bu demek değildir ki diğer insanlarda bu yetenek yok (bir cümlede bu kadar "bu" olması sinirimi bozdu) var ama kontrol edemiyor sadece. iyi düşünün iyi olsun diye boşa dememiş atalarımız.

uzun lafın kısası düşündüğüm kişi bana mesaj atıyor zaten. siz telepati kurmaya devam edin amk ahahhaha
banapostagondersene banapostagondersene
üniversitedeyim. 3 gün olmuş toplamda 5 saat filan uyumuşum. insomnia oldum diye diye zombi gibi geziniyorum ortalıkta. ev arkadaşım diyor ki g.tünden hastalık uydurma, depresyondasın sen. diyemedim ki aşığım oğlum ben, aşık.
hadi git lan dedim, yatacağım ben, kovdum evden. bütün perdeleri çektim, kapıları kapattım. buzdolabı dahil ses çıkarabilecek bütün elektrikli aletleri fişten çektim. zaten dolapta içecekten başka bir şey yok. telefonumu da salonda bıraktım, kafaya koydum uyuyacağım.
arkadaşın kapıyı çekip çıkma sesini duydum. tamam dedim artık uyuyorum. kafayı yastığa koydum ve dzzzt, dzzzzt, dzzzzttt. ev o kadar sessiz ki telefonun titreşim sesi salondan benim odaya geliyor. ulan dedim niye kapatmazsın telefonu. kalktım hışımla telefonu kapatmaya gidiyorum ki; "1 yeni mesaj". ondan: "akşam oraya geliyorum, başka bir planın yoksa görüşelim."

akşam, gelmek, görüşmek???

enteresan olan kısmı, onunla aynı şehirde yaşadığımız zamanlarda dahi baş başa görüşmüşlüğümüz yok. ona karşı hissettiklerimden haberinin olmasına imkan yok. ne kimseye bahsetmişim, ne ona bunu düşündürecek bir hareketim olmuş. onda telefon numaramın olmasına bile şaşıracak kadar az iletişimimiz var.
zyxel zyxel
ya bu olay yaşandığın da gerçekten insan enteresan bir ruh haline giriyor. niye acaba hakikaten garip olay. o mutluluk gerçekte çok doğal oluyor.
janran janran
şimdi düşündüm - atmadı
bi daha düşünüyom - yine atmadı
dur son bi kez düşündüm - atmıyo amuğağoym atmıyoooo

siz kimi sikiyonuz burada?
katia katia
bir hissi kablel vuku durumudur bi'nevi. yani kalp kalbe karşıymış da, olay olmadan, henüz gerçekleşmeden hemen önce olacakları hissetmeye örnek bir vaka.

çünkü o kişi de sizi düşünüyor demektir aynı anda karşılıklı olarak. bunu yaşayan insan, hem şaşırır hem de sevindirik olur genelde.
bazen olmaya da bilir tabii...
dumrul dumrul
bu gibi muhabbetlerde şunu sorun: o kişinin düşünülme sıklığı nedir?

misal bir buçuk yıldır tanıdığım (toplam üç kez yüz yüze görüştük, aramızda 1000 km var) bir kişi şimdiye kadar ben onu düşünürken toplam on beş kez filan ya mesaj attı ya da bi yerlerde beni etiketledi.

hikayeyi buraya kadar olan kısmıyla anlatsam drama dozu hayli yüksek olur. zaten bir anlatıyı sihirli, hoş, güzel, heyecanlı kılan da olayın bütününü anlatmıyor oluşumuz değil mi? yani michelangelo ne diyordu: bi kayadan fazlalıkları atarsanız heykel olur.

bi sene gece gündüz bunu düşünmüşüm. buçuk sene ise daha az düşünmüşüm ama hiç düşünmediğim gün geçmemiş. şimdi benim onu düşünmediğim bi anda mesaj atmış olma ihtimali zaten yok.

sihir seviyoruz. mucizeleri ve dramatik anlatıları seviyoruz tamam. ama kabul edelim dünya aslında son derece gri bir yer. evren de bize karşı dibine kadar kayıtsız.

biz ise hiç durmadan, tekrar eden bir takım örüntüler aramaktayız. tıpkı fal bakan bir kişinin bin tane şey söylemesi, onlardan sadece "tutan"ın aklımızda kalması gibi...
psamathe psamathe
öncelikle düşündüğünüz kişi ile tanışıyor olmak gibi bir şart olmalı ki bu bile olayın "spiritüel" yaklaşımının ne denli çürütülebilir kolaylıkta bir yanı olduğununu göstermeye yeter aslında.

çok basit bir örnek : ben 20 yıl boyunca birleşik krallığın kraliçesi "queen elizabeth"'i düşünsem bana mesaj atma ihtimali matematiksel olarak nedir ??? sıfır. evet bildiğiniz sıfır. ancak benim bu düşüncelerimin ona iletilmesi, onun da buna karşılık vermeyi uygun görmesi gibi oldukça zorlama bir yol olması lazım ki ihtimal sıfırın üzerine çıksın. yani varlığınızdan bihaber birinin, size mesaj ihtimali zaten imkansıza yakındır hatta çoğu zaman imkansızdır. demek ki yok karmaydı, yok evrene gönderdiğiniz frekanstı filan geçin bunları.

yani lütfen evrenin büyüklüğü hakkında azıcık ufkunuzu genişletecek, ve sadece sizin değil, yaşadığınız gezegenin, o gezegenin içinde bulunduğu yıldız sisteminin ve dahası o yıldız sisteminin içinde yer aldığı galaksinin bile, yok olması halinde, evrenin işleyişi açısından zerre önem arz etmediğinin farkına varacak belgesel filan izleyin, olmadı açın okuyun, araştırın biraz. bu büyüklük kavramını algıladığınız zaman kendinizi bir hayli önemsiz ve değersiz hissedebilirsiniz baştan ama hiç olmazsa dumrul'un dediği gibi sihirdi, mucizeydi tarzı olaylara çok daha rasyonel bakabilir ve böyle bomboş anlamlar yüklemekten vazgeçersiniz. bu da olumlu.

mistik sembolleri kullanmasını ben de çok severim. ancak "işi ciddi boyutta tartışacaksak şayet", biraz aklı başında giriler yazın da, gerçekten okuyoruz, araştırıyoruz gibi cümleleri sıklıkla kullandığınız zaman da, bu bir anlam ifade etsin.