duvara bantlı muz

1 /
soolcan soolcan
italyan sanatçı maurizio cattelan'ın 'komedyen' adı verilen 'duvara bantlanmış muz' çalışması, abd'de bir sanat galerisinde 120 bin dolara (yaklaşık 700 bin tl) alıcı buldu.

eseri 120 bin dolar ödeyerek satın alan ve dünya gündemine oturan çift konuştu. billy ve beatrice cox çifti, "risk aldığımızı biliyorduk ama tarihi nesne olacağını hissediyoruz" ifadelerini kullandı.

sanat daha ne kadar ilerleyecek bakalım

harley davutoğlu harley davutoğlu
muz hala duruyor mu merak ettiğim eser.

eser demekte bir beis görmüyorum. sanat eseri bile diyebilirim. adı "komedyen" olan bir sanat eseri. insanları güldürmüş, dünya çapında gündem olmuş, alışveriş sitelerinin reklamcıları tarafından göndermeler yapılarak şimdiden kült haline gelmiş. (bkz: tekzen)




instagram'da birçok göndermeler ve çok güzel espriler gördüm. bence isminin hakkını vermiş.

eleştirilebilir elbette. ama eleştirilmesi için yapıldığı ortada zaten. sanat eserinin klasik tanımı: bir kez daha yapılması mümkün olmayan tek ve biricik, estetik hisler uyandıran, yaratıcı hayal gücüne dayalı eserlerdir. bir daha tekrarlanamaz. tekrarlansa bile aynı şey olmayacak. hayal gücü kullanılmamış demek de yanlış olur. estetik mi? bunu 120 bin dolar veren çifte sormak lazım.

benden geçer oy aldı.
2
yürüyen adam yürüyen adam
biri satıldıktan sonra sanatçı 2. muzu da yapıştırıp satmı. 3. muzu performans sanatçısı başka bir adam yedi zaten. muzların sahibi sanatçı şikayette bulunmamış. neden bulunsuz 2 muzda milyonu buldu adam.

hayatı gözlemlerim zaman zaman ve bir takım insanların rahat tavırlarını ve başarılarını görürüm adamlar çok kasmadık aslında kafamda bu yoktu her şey kendiliğinden gelişti vs gibi şeyler söyleyince ulan dedim hata bizde sanırım fazla mı ciddiye alıyoruz hayatı gibi şeyler söylerim kendi kendime. bu da onlardan biri. adam sanatçı tamam kabul ettik. ama muzu duvara yapıştırıp milyon kazanmak nedir amk bu hangi şans? biz yapıştırsak zabıta ceza yazar. kısaca hayat ilginç çıkış noktalarıyla dolu.
neverendingblueroad neverendingblueroad
ekim ayında whitney museum'da gördüğümüz bu çalışma için ben sadece bu ne biçim modern art, bildiğin torbada kirli çorap var derken, sanatla içiçe olan arkadaşım bu modern art değil contemporary art, o çorap bellek, sanatçı da geçmişle ilgili bir şey anlatma çabası içine girmiş dedi. bana çok zorlama geldi bu açıklama. ama artık sanat böyle bir şey demek ki, biz ne anlarız. artık muz yerken de kirli çorapları sağa sola atarken de dikkatli olmak lazım. sanat eseri onlar, respect!


tanrının kırbacı tanrının kırbacı
"aşırı" entelektüel düzeye sahip kafaların saçmalığına dalalettir. her haltta sanatsal bir şey arayan, tarz olmaya çalışan, "farklı bir eser yapacağım" diye ıkınan tipler işte bahsettiğim. bantlı muz, yere düşen gözlüğü sanat eseri sanma, acayip acayip defileler, boyayı tuvale rastgele sallayıp bu resimde ruhsal fırtınaları anlattığını iddia etme.... (sanatsal bir şey var da ben mi anlamıyorum? beni yeşillendirin)
birfincancay birfincancay
kesin erkek egemen topluma bir eleştiri vardır orada. biz anlamıyoruz. ya da cinsel iktidarın yeniden yorumlaması vardır. ya da seksüel enerjinin toplumu baskılamasına atıfta bulunulmuştur. yani bir siksik dönüyor kesin. yine erkeğin başına patlayacak. hissediyorum.
3
topalkırkayak topalkırkayak
son zamanların en mükemmel keriz silkelemesidir. jet fadıl böyle güzel yapmadı bu işi.

hep diyorum zengine para harcatmaya yönelik bir iş yapmak lazım. ben duvara bir muz assam. 120 bin dolar desem, beni dövmeye bile tenezzül etmezler. meczup der geçerler. bu arkadaş yapınca sanat oldu. niye? çünkü, müşterisini buldu.
timeless one timeless one
bunlar bir camianın danışıklı dövüşü sayın seyirciler. bir bilgim yok, hatta ahkam kesiyor da olabilirim ama sanat galerisi kimin, çiftin mesleği ne, görünmeyen işleri neler, 120.000 usd nereden geldi nereye gitti gibi deli sorular var kafamda. malı arap faik'den aldılarsa, sanatçı da muzu arap faik'ten almışsa, muz komisyonu %5 filan olsa, ya da 120.000 cennetten inme veyahut cehennemden çıkmaysa, dünya finans sistemi üzerinde kayıpsa ve bu şekilde sıcacık bir banka kasasına kavuşmuşsa, muz komisyonu burada % 5 filan olsa, tabii gelir gider dengesinde gelir vergisi de çok çıkıyorsa, o zaman satan esasında yardıma muhtaç muz severler vakfı ise ve vergiden muafsa, bunun karşılığı muzun komisyonu %5 filan olsa. sa, se, sa...

ne onlar çok salak, ne biz çok akıllıyız... ya hiç bir şey göründüğü gibi değilse ve gerçekte muz yoksa, muz sadece bir komisyonsa ve muzun komisyonu %5 filan olsa... vallahi pyrrhon görse oturur ağlardı.
lorquet lorquet
warhol da muzdan yürümüştü. modern sanat yapacaksanız muzu kullanın. sanat, seks, gıda... adem ve havva elma değil de muz yemiş gibi.
dionysos dionysos
burada bu sanatı icra eden kişinin iki türlü maksadı olabilir. ilki gerçekten duyar kasıp bir duruma muz ve bant gibi iki basit nesneyle gönderme yapmak. ikincisi ise malumunuz sıçsam sanat olur minvalinde insanlarla aleni bir şekilde taşak geçmek.

muhtemelen amerika olabilir ama tam emin olmamakla birlikte, insanlar geçmiş tarihte bir deney yapıyor ve bu deneyde bir şempanzeye çizdirdikleri resimleri modern sanat eleştirmenlerine gösterip fikirlerini alıyorlar. dahiyane, olağanüstü, muhteşem gibi eleştiriler yapılıyor ve aralarından sadece bir eleştirmen bunları ancak bir maymun yapabilir diyor. bu gerçek bir deney arkadaşlar. gerisini varın siz düşünün...
clitor eastwood clitor eastwood
seinfeld'in "the junk mail" bölümünü hatırlatan 120 bin dölârlık muz..

jerry, bir kamyonet alır ve daha sonra satmak ister. satılığa çıkartınca üstâd-ı âzam kramer kamyonete talip olur. takas için teklif ettiği şey anthony quinn'in terli atletidir. bu atlet kramer'e göre paha biçilmezdir ve anlaştıklarını düşünür. hatta üste para bile istemeyi düşünür jerry'den. lakin işler istediği veya sandığı gibi gitmez.
1 /