ebu zerr

1 /
şiirbaz şiirbaz
islam'la, marksizm'i yakınlaştırma çabasında olanların favori sahabesi. halbuki adam kendi halinde bir müslümandır. teslimiyeti tamdır. benliği aştığı için, mülksüzlüğü savunmuştur. yine aynı sebepten, insanlara çıkıp rahatlıkla islam'ı anlatmıştır. yeri gelmiş dayak yemiştir fakat yılmamıştır. hz. ömer'in devletine, peygamber'in öğretilerine halel gelecek diye karşı çıkmıştır... vs.
unagi unagi
muhammed ve ali'nin soyunun en büyük dostudur. öyle ki peygamber onun için "allah 4 kişiyi sevmemi emretti. bunlar ali, selman, miksad ve ebu zerr'dir" demiştir. islami komünizm denen olgu ile beraber anılır; isyankarlığı bakımından islam dünyasının ilk anarşisti olarak da bilinir. öyle ki kefeninin devlet malı olmamasını ve cenazesine devlet memuru gelmemesini vasiyet etmiştir. "evinde yiyecek ekmeği olmadığı halde kınından ayrılmış bir kılıç gibi isyan etmeyene şaşarım" diyen toplumsal eşitlik yanlısı bir zattır. ayrıca kimi kesimlere göre sosyalizm fikrinin dünyaya ilk tecellisidir. bir ton şarlatan tarikat liderini hocam hocam diye kovalayan toplumumuzda "sağ"ın da "sol"un da idrak etmesi gereken bir zattır. hayatının her döneminde yalnız olmuştur ve biz 21. yüzyıl insanları tarafından yalnız bırakılmaya, anlaşılamamaya devam etmektedir.
dünya koca bir yalandı gördüm dünya koca bir yalandı gördüm
gifar kabilesindendi. putları sevmezdi. müslüman olmadan önce haniflerle yakın ilişki kurdu. peygamberi duyunca hemen yanına gitti ve müslüman oldu. müslüman olmasıyla kabe'ye giderek islamı haykırdı ve sonucunda ölesiye dayak yedi. ertesi gün yine aynısını yaptı. ta ki peygamber kabilesinin yanına gitmesini söyleyinceye kadar. gitti ve kabilesinde islamın yayılmasını sağladı. mülk edinmeyi doğru görmedi. bir günlük ihtiyacından fazlasını yanında bulundurmadı. ihsan eliaçık 'ın dediğine göre islam ulemasının ahlaki öğüt, onunsa farz olarak tefsir ettiği ayet : "ey inananlar, hahamlardan ve rahiplerden birçoğu, insanların mallarını haksızlıkla yerler ve (insanları) allah yolundan çevirirler. altın ve gümüşü yığıp da onları allah yolunda harcamayanlar var ya, işte onlara acı bir azabı müjdele!" (tevbe, 34)
das kesq das kesq
yaşasaydı ve şu haksızlıga karşı savaşmak yerine facebookta özlü söz paylaşan gençleri görseydi eminim tereddüt etmeden intihar ederdi.
diptekikum diptekikum
islamın anlatılmayan yüceliğidir. bugüne kadar bize anlatılanlar hep islamın kudretli yüzleriydi. islamı en güzel anlatacak yüz ebu zerrin yüzüdür.

iktidar sahipleri için çok büyük tehlikedir ebu zerr, çünkü yoksula, karşı çıkmayı tembihler, devlet malından geçinenleri lanetler.
ebu zerri bir düşünce sistemine empoze etmeye çalışmak beyhude bir çabadır. ebu zerrin düşüncesi başlı başına bir sistemdir.
diptekikum diptekikum
islamın en temiz yüzlerinden biri. yaşayışı ve söylevleri ile islamın yoksuldan yana olması için elinden geleni yapmış ve yoksulluk için de ölmüştür. islam dini eğer bu gün, bu noktada ise ebu zerr gibilerinin yolundan ayrıldığı içindir. ebu zerrden birkaç mesel anlatalım da ne denli büyük bir insan olduğu daha iyi anlaşılsın.

"gece yatağa aç girip sabah kılıcını kuşanmayan adama şaşarım"

"altın ve gümüş depo edip allah yolunda sarfetmeyenlere elim azabı müjdele..." ayeti ebu zerr hazretlerinin şiarıydı. ve sık sık zenginlere bu ayeti hatırlatır, halkı da bu konuda öğütler verirdi. bu yüzden zengin müslümanlar kendisini sık sık yöneticilere şikayet ederdi.

hz muhammed ebu zerr için "allah ebu zer'e acısın ki; o, yalnız yaşar ve yalnız ölür ve yalnız haşr olunur" derdi.

hz muhammed; zina ve hırsızlık yapan da cennete girecektir, diye söyleyince, ebu zerr hiddetlenmiş, arkasından hz peygamber eklemiş "ebu zerr kızsa da..."

peygamer ebu zerr için "ne mavi gökyüzü ne de kara toprak ebuzer’den daha doğru sözlü birini görmemiştir" demiştir.

"iki gömleği olup da birini ihtiyaç sahibine vermeyen bizden değildir." der ebu zerr.

herkesin karşısında el pençe durduğu muaviyeye şamda yaptırdığı saray için "eğer bu sarayı kendi paranla yaptırdıysan müsrifin tekisin, yok halkın parasıyla yaptırdıysan hırsızsın.." demiştir.

ölünce devletin kendisine kefen vermemesini ve devletin memurlarının gelmemesini vasiyet etmiştir.

ebu zerr, diktaya, halkı soyanlara, bütün gücünü halk için harcamayan iktidara isyan edendir. ebu zerr bizdendir.
nick karaibrahimgil nick karaibrahimgil
islamiyet'in ilk sosyalistidir. hz. osman'ın önce sarayın önünden kovduğu, daha sonra ölüme sürdüğü rivayet edilir. sürgüne sesini çıkarmayarak karısıyla beraber çölde ölebilecek kadar yüreklidir. hz. osman'ı da bilirsiniz, şu seçimle işe gelen halifelerden, demokrasi falan.
ortam değişkeni ortam değişkeni
gıfari kabilesine mensup sahabi. peygamber efendimizin zamanında bu gıfariler haydutluk, hırsızlık ve adam öldürme gibi kötü huylarda nam salmış bir kabiledir. peygamberlik şerefi peygamberimiz muhammed'e (sas) nail olduktan sonra ilk zamanlar islam gizli bir şekilde yayılıyordu.

ebu zer yeni bir dinin ortaya çıktığını öğrenir öğrenmez mekke'ye gider ve gizli bir şekilde peygamberimizi bulur. ona bu dine nasıl katılacağını sorar. kelime-i şehadet getirdikten sonra peygamberimiz ona kabilesine geri dönmesini ve kimseye bir şeyler söylememesini söylese de o kabenin yanına vardığında bütün müşriklerin varlığına rağmen olabildiğince yüksek sesle kelime-i şehadet getirmiştir. yeni yayılmaya başlayan dine zaten kin duyan müşrikler ölümüne dayak atmışlardır. ertesi gün aynı hareketi yine yapar. bu sefer müşrikler öldürmeye karar verirler. ölmek üzereyken ellerinden mekke'nin ileri gelenlerinden bir ekip almıştır ve onun gıfari kabilesinden olduğunu, öldürmeleri sonucunda kervanlarının yağmalanabileceğini söylemiştir. bunun üzerine serbest bırakılan ebu zer kabilesine geri döner. herkesi islamı davet eder

hicretten sonra medine'ye çok uzaklardan geldiği belli olan kalabalık bir insan topluluğunun yaklaşmakta olduğu görülür. korkuya kapılan medineliler müşriklerin savaşmak için geldiğini düşünür. fakat yanılmışlardır. bu gelen kabile gıfari kabilesinden başkası değildir.

oldukça sert mizacı olan ebu zer, hiçbir makama mevkiye aldırmadan islam hayatına ters düşen yanlışları yöneticilerin yüzlerine çarpmıştır. ırak valiliği teklif edildiğinde ise meşhur sözünü söylemiştir. "dünyanızı benden uzak tutun" peygamberimiz onun için tek başına doğdu, tek başına yürüyecek ve tek başına ölecek demiştir. gerçekten de hayatı boyunca her daim tek başına olmuştur ve ölümünde yanında sadece karısı ve çocuğu olmuştur. allah ondan razı olsun.
sinpensar sinpensar
şimdi ben buraya bu adam hakkında bir sürü şey yazacam ama sözlükte, ormanda aslandan kaçmaya çalışan av hızıyla cinsel organ peşinde koşan malak arkadaşlar okuyacaklar bir şey öğrenecekler zannettiğimden mi yazacağım? hayır. ne münasebet. umrumda bile değil. en şakirt geçineni bile aşna fişna peşinde. özet geç lan piç de diyemiyorlar inci sözlük olmadığımız için. neyse ben yazayım da okumak isteyen yine okur.

bu ebuzer denilen adam sahabedendir. asıl adının cündeb bin cunade olduğu söylenir. doğum tarihi net bilinmez ve benu gıfar kabilesindendir. bu kabile soyguncudur, hayduttur, kervan falan soyarlar. büyük ihtimal müslüman olmadan önce ebuzer de soyguncu ve uğursuzun biriydi. bu konuda da net bir bilgim yok. bilen varsa pm atsın bir zahmet. neyse gel zaman git zaman ebuzer her ne iş yapıyorduysa artık bırakır işi gücü. daha ortada islam falan da olmamasına rağmen o bir sorgulama sürecine girer ve bu putlar falan ne ayak diye düşünüp onlardan buz gibi soğur. mevzuya bakın adam sanki hissediyor yıllar öncesinden olacakları. erkenden iman eder gibi birşey. ebuzer öyle düşünceyle tefekkürler zaman geçirirken bunun bir akrabası mekkeden döner birgün ve ona "yaw ebuzer bu mekkede bir adam çıkmış, senin düşündüklerine benzer şeyler söylüyormuş" gibisinden konuşarak, peygamberden haber verir. ebuzer bunu duyar da durur mu bi yol gidip göreyim bu zatı diyerek yola koyulur.

mekke o zamanlar karışıktır. malum putlardan para kazanan lavuklar vardır ve tek tanrılı olan ve o tek tanrının bir tek putu bile olmayan bir din işlerine gelmemektedir. nasıl, etsek nerede elimize geçirsek de yeni din getirmeye çalışan zatı kessek diye kara kara düşünüp dururlarmış. işte bu ahval ve şerait dahilinde mekkede fellik fellik peygamberi arayan bu dalyan gibi babayiğit adamı gören imanlılar ondan bir korkarlar. ne yapacak acaba peygamberi mi öldürmek istiyor diye. ebuzere onun yerini söylemezler. adam gezer durur mekkede. sorar soruşturur yok, ali'ye sorar yok veli'ye sorar yok babam yok. "ulan kandırdı bizi bu amcaoğlu herhal" diye düşünmeye başlamış mıdır bilmem, bir gün, zararsız olduğuna karar vermiş olsalar gerek peygamberin kuzeni ali alıp onu peygamberin huzuruna götürür.

o da kelime-i şehadet getirir ve müslüman olur. gider kendi kabilesinden başka adamları da imana getirir. savaşlara katılır, dini yaymak için türlü cefalar çeker. inancından asla yılmaz. peygamber ve daha sonra halife ebu bekir ölünce derin yaslara boğulan ebu zer zaten çok az bağlı olduğu dünyadan elini ayağını iyiden iyiye çekip şama gider. halife omer dönemi de geçer halife osman döneminde fetihler iyiden iyiye artmaya başlar. ebuzer iktidardakilerin yavaş yavaş mala mülke değer verdikleri görüşündedir. ne bileyim işte hizmetçi falan tutmalar, işleri kölelere yaptırmalar gibi şeyler hiç hoşuna gitmez onun. önceki dönemlerin sadeliğinden kopuşu görür ve üzülür. özellikle muaviyenin yaşamını çok sert eleştirir. şam'da çıkan bir ayaklanmaya karıştığı iddaa edilince halife osman nedir bakalım soralım öğrenelim diye onu medineye çağırılır. bakar ki bu adamın dünya malında falan gözü yok, ilişmez tabi. ebuzer medine'de yaşayamaz. zira halife onu ömrünün sonuna kadar yaşayacağı mekke yakınlarında biryere sürer.

buraya kadar okuyup ee ne olmuş diyen arkadaşlar için ek olarak anlatmam gereken bazı şeyler var. ebuzer kesinlike sadece sahebeden birisi değildir. o ayrı bir duruşu temsil eder. daha elli yaşına basmadan iran gizli servisi tarafından zehirlenerek öldürülen büyük iran düşünürü/yazarı ali şeriati'de her fırsatta bu zattan övgüyle bahseder ve onun sosyalizm/anarşizm fikirlerini ortaya atan ilk insan olduğunu iddaa eder.

yazının bundan sonraki kısmında biraz daha ciddileşelim ve ebuzer'in hakçı/eşitlikçi pratiğinden örnekler vererek devam edelim ki neden bu kadar önemli bir insan olduğu biraz daha anlaşılsın.

en önemli olaylardan birisi kesinlikle adviser in de entrysinde belirttiği gibi şamda muaviyeyle yaşadığı sorunlardır. daha sonraları ehl-i beyte zulm edecek olan yezid'in babası olan muaviye şam valiliği görevinde kendisine bir saray yaptırır. ebuzer de gider dayanır kapısına nereden geliyor bakalım bu yoğurdun bolluğu diye hesap sorar. muaviye tarafından terslenince de her türlü giderini yapar "eğer bu saray halkın parasıyla yapıldıysa bu halka zulmdür, yok eğer kendi kesenden yaptırdıysan bu da müsrifliktir." tarzında çıkışır. bunun ardından zaten yukarıda da bahsettiğim gibi şam'dan medine'ye çağırılır halife tarafından.

yine şam topraklarındayken yaşadığı bir olay ali şeriati'nin yazdığı bir kez daha ebuzer isimli kitaptan nakledilir:
muaviye ebuzer’in, kölelerin hürriyetini ve açların doyurulmasını ne kadar istediğini biliyordu. bir köleye: "eğer bu altın kesesini ebuzer’e vermeyi başarırsan özgürsün!" dedi. köle, ebuzer’e gitti. ebuzer kabul etmedi. köle ne kadar ısrar edip yalvardıysa da ebuzer bir tek cevap verdi: hayır! sonunda köle şöyle dedi: "ey ebuzer! allah seni bağışlasın, bu parayı al, çünkü benim özgürlüğüm sana bu parayı vermektedir." ebuzer cevapladı: "evet ama benim de köleliğim bu parayı almaktadır!

yine hayat felsefesinin en can alıcı /belki de en anarşik noktası sarfettiği şu cümlelerden anlaşılmaktadır:

- evinde ekmeği olmayan yoksulun eline kılıcı alıp bütün halka karşı ayaklanmamasına şaşarım.

- mülk allah'ındır. ihtiyacı olan kimseye sormadan ihtiyacı olanı alabilmelidir.

kendisi adalet ve eşitlik için halifeye bile olsa karşı durulabileceğinin ilk örneği olmanın yanında müjdelenmiş bir insandı aynı zamanda. sadece anarşist bir ruha sahip değildi. aynı zamanda sağlam imanlıydı. hala islam egemen olmadan, ağır mekke koşullarında kabe'de muhammedin allah'ın elçisi olduğunu sesli olarak haykıran ilk insan odur.

peygamber onun için şu cümleleri kurmuştur:

"sinesi dolup taşacak kadar ilim öğrenen kişi"

"ne mavi gökyüzü ne de kara toprak ebuzer’den daha doğru sözlü birini görmemiştir"

"ebuzer’in hayâsı ve zühtü meryem oğlu isa gibidir"

"ebuzer gökyüzünde yeryüzünde olduğundan daha meşhurdur!"

belki de peygamberin ebuzer için söyledikleri arasında yüreğe en dokunanı bu sonuncusudur:

"o yalnız yaşayacak, yalnız ölecek ve yalnız diriltilecektir"

bu mübarek insanın iki torunu, ehl-i beytten bir çok insanında katledildiği kerbela katliamında, muaviye'nin oğlu yezid'in ordusunca öldürülmüştür.


günümüz makarnacı, tırşıkçı, kömürcü ve makam-mevki hayali kuran şakirtleri nerede ebuzer nerede. siz müslümansanız bu adam ne lan?!

neyse ağzımı bozmayayım buraya kadar anlattım buradan sonrasını da ağır şakirt olmayan güzel kardeşlerim için bir ayetle bağlayayım:

zariyat sûresi 51. bölüm 19. ayet: onların mallarında isteyen ve istemeyen yoksullar için bir hak var

bir tane de din kardeşim dediği adam kapıda açlıktan ölürken zevk-u sefa içinde vatikan surlarının içinde yaşayan ve kapıdaki açlıktan nefesi kokan din kardeşinin içeri girmesini engellemek için oraya isviçre muhafızlardan oluşan özel korumalarını diken, hrıstiyan şakirtlerine yollayayım da tam olsun. onlar da az değil zira. hani olur da aramızda hrısiyan varsa o da ibret alsın ebuzer'den!

luka incili 3. bölüm 11. ayet: i̇ki mintanı olan birini mintanı olmayana versin; yiyeceği olan yiyeceği olmayanla paylaşsın

son olarak tabii ki:
(bkz: şakirt canınızı sizin)
ortam değişkeni ortam değişkeni
yol kesici, hırsız, cani bir kabile olan gıffari kabilesinden çıkmış bir nurdur kendisi. tek başına bütün kabilesini müslüman yapmıştır.

ırak valiliği teklif edildiğinde "dünyanızı benden uzak tutun" diyebilen bir sahabe efendimizdir.

peygamber efendimiz (sav)'in "tek başına doğdu, tek başına yaşadı ve tek başına ölecek" sözüne nail olmuştur.
1 /