edeb ya hu

giriniz kaydediliyor

işlem bitince otomatik olarak girinize yönlendirileceksiniz. hoşunuza gitmeyen bir şey varsa girinizi daha sonra düzenleyebilir veya tamamen silebilirsiniz.

girinize bir görsel eklemek için dosya veya dosyaları buraya bırakın
dosya(lar) otomatik olarak yüklenecektir.

(bkz: ) `` TR
1
myrmidon
eskiden medreseler başta olmak üzere devlet dairelerinde, edebli olmanın icab ettiği yerlerin girişine asılan yazıdır. edeb sadece susmak, kötü söz söylememek,vs. olarak anlaşılmamalıdır. kılığını kıyafetini de duruma uydur, saçını sakalını da düzelt anlamına da gelir. aynı zamanda niyetini, düşünceni de toparla demektir. netice itibariyle, maddi ve manevi olarak girmeye hazırlandığın meclise uygun hale gel demektir.
bugün bunun yerini, özellikle askeri mekanlarda aynaların üstüne asılan ya da aynaya yapıştırılan şu yazı almıştır:
(bkz: kıyafetini düzelt)
ancak insanın aklına zaman zaman "yalnızca kıyafet düzgünlüğüyle olmaz bu işler, insanın niyetini, içini de düzeltmesi gerekir, konuştuğu lafa da dikkat etmesi gerekir, vs." diye gelmektedir.
carpathia
geçen sene mayıs ayında yabancı diller binasında her sınıfın karşı duvarına özenle asılmış kağıtların üstündeki büyük puntolu yazıdır. sadece bununla da kalmaz sınıftan çıkıp bu yazıyı görüp, hayretler içine düşüp, biraz merakla "neymiş bu ya" diyerekten iz sürünce, aslında bu serzenişin sadece bu kelimelerden ibaret kalmadığını gördük.
sınıfların arasındaki boşluğa yapıştırılan diğer bir yazıyla, hepimizi altüst etmiş, beyinleri bulandırmış, gülelim mi ağlayalım mı moduna sokmuş bir açıklamayla karşı karşıya bırakmıştır.

içeriğinde gördüğümüz üzere, sınıfta karşı bir cinse ya da karşı cinsteki bir okutmana bakmamızla günahın dibini boyladığımız, üzülen bir karşı cinsi teselli etmek isteyip gayet dostane bir tavırla sırtını sıvazlamanın ya da silgi, uç, kalem vs. ödünç alırken yanlışlıkla el temasında bulunmamızın öldükten sonra cehennemde inim inim inileteceğini öğrendik.

sigara, içki içmenin, kumar oynamanın günah olduğunu bir derece biliyorduk da tüm bunlardan el ya da göz zinası içerisinde bulunduğumuzu bilmiyorduk.

bizi böyle şeylerle aydınlattıkları için, "edep ya hu" yazıp okutmanları bile gülme krizine soktukları için teşekkürü bir borç bilir, bir de kendilerine dikkat etmelerini öneririm.

mazallah yanlışlıkla gözleri kayar karşı cinse bakıverirler, okutmanları bir soru sorduğunda gözümün içine bak da cevap ver deyip kızdığında mecburiyetten bakarlar ve göz zinası yaparlar, sıkışık otobüste giderlerken elleri yanlışlıkla önlerindeki arkalarındaki yasak cinse çarpar el zinası yaparlar, cehennemi boylayıverirler!!

yazık...
poltergeist
bundan yaklaşık bir buçuk-iki yıl önce "manevî tahribata son!" mottosuyla yola çıkan bir kısım muhafazakar zevatın istanbul'un muhtelif yerlerindeki otobüs duraklarında bulunan, çoğunluğunda bir adet kadın mankenin çok da müstehcen sayılmayacak şekilde endam ettiği reklamların üzerine yapıştırdıkları çıkartmaların üzerinde yazan yazıydı.
quintessence
dua gibi izlenim bırakan değişik kelimeler birliği.

sanki, allah'ım beni edepli olma yolunda daim kıl diyormuş gibi his oluşturuyor bende. başkaları pek ilgilendirmediğinden de olabilir.
zerk
(bkz: birazcık)

sabahtan beridir ara ara başlıkları görüyorum. genelde gayrimüslimlerce açılmakta. insanın içinde bulunmadığı sistem hakkında konuşması da hak elbette. eleştiri yapılabilir. güzeldir eleştirebilmek. tabi eleştiri ise o.

saygı duyulmasını beklemiyorum açıkçası. sadece edebli olunsa sanki yetecek gibi.

ibadetler arası kıyas, saygı bekleme, karşısında yemek yeme türünden onlarca başlık açılıyor. hayır dert de değil, aksine tahammül eşiğimi yükseltiyor her biri ve törpülendikçe de asıl amaca hizmet ediyor. benlik (ego) arkamdan konuşuyor duyuyorum, "hadisene" diyor, "bak sana adam küfür etmiş, mal demiş. sana nasıl bunu der" diyor. çok fena bir düşman değil mi? çok güzel bir noktadan yakalıyor "yazsana sen de altına bir şeyler, dinine laf ediyor, sevdiğin allah'a hakaret ediyor" diyor. zaaflarımı yakalamaya çalışıyor. onu susturdukça, kendi içinde geyik yaptığını sanan arkadaşlara vereceğim cevaptan daha çok keyif alıyorum.

üzüldüğüm nokta ise insanların ezilmesi. karşımda eşref-i mahlukat olarak gördüğüm, sadece varlığı sebebiyle bile seveceğim insanların kendileri olmaktan çıkıp egolarının "haydi gel biraz taşak yapalım, kızdıralım şu müslümanları, mallara baksana bu sıcakta oruç tutmuş, boşu boşuna aç bırakıyorlar kendilerini" gibi sözlerine yeniliyor olmaları üzüyor. bilinç seviyesini insan neden alt şuura çeker ki?

namaz ve oruç kıyası yapılmıştı bir yerde hazır yazmışken onu da yazayım;
bunlar birbirinden bağımsız ibadetlerdir (ritüel). bu ritüellerin amaçları aynıdır, esas amaç öz'e (allah) erişebilmektir. her birinin kendi içinde getirileri vardır. biri beden içinken, diğeri kalp, başka biri akıl, nefs ya da ruh içindir. her biri sayesinde bu 5 dinamiğe şuur kazandırılır. her birinin farkındalığı sağlanır. ötealem ile iletişime geçebilmenin tek yoludur.

burada bize anlatılagelen dinler tarihi bu konudan öte ilmihal bilgilerini verir. namaz kıl der, namazın şablonunu verir. oruç tut der, orucun şablonunu verir. ya da haccın, zekatın, sadakanın vs. ancak bunların nelere denk düştüğü anlatılmaz. denk düştükleri cennet kavramıyla açıklanır ve cennet ise ölümden sonradır. oysa cenneti bu alemde yaşayabilme imkanı tanır sana bu ritüeller. şayet düzenli bir şekilde yapılırsa.

teşbihte hata olmazmış; aslında sen kas yapmak isteyen birisin ve spor salonuna gidiyorsun. sana bir program veriyorlar ve o programa uyuyorsun. irade gerek burada. yok iradan yoksa ve bir gün gidip beş gün gitmezsen, bir gün 10 kilo ertesi gün 50 kilo sonra 30 kilo kaldırırsan faydadan çok zarar görürsün, bıkar bırakırsın zaten. oysa senin programında her gün 25 kilo kaldırmak var.

ibadetlerin de düzenli olmasının sebebi budur. oruç için 1 ay süre yeter miktarmış ki bunu farz kılmış yüce yaratan. kaldı ki tüm ibadetler uyulması gereken programın en alt düzeyidir. insanların tahammül sınırını da bilen yaratıcı bu sınıra göre bir yol çizmiştir. ne için? kendisine gidilmesi için.

biz ise ne yapıyoruz? ibadetleri adetlere dönüştürüyoruz. eğer ibadeti adet noktasına taşırsan o zaman karşındaki insana da tahammül seviyen düşer.

tekrar asıl konuya dönecek olursam;
eleştiri haktır, güzel sonuçlar çıkarabilir ama insanlara edeb ya hu, dedirtmemek gerek.
1
instela

instela ile kendinizi özgürce ifade edebilir ve yazdıklarınızla anında binlerce kişiye ulaşabilirsiniz

üye olmak yalnızca saniyeler alır

zaten bir hesabınız var mı? giriş yapın