edgar allan poe

1 /
sensey sensey
annabel lee şiiri ile hafızamda yer edinmiş şair ve yazar.

it was many and many a year ago,
in a kingdom by the sea,
that a maiden there lived whom you may know
by the name of annabel lee;
and this maiden she lived with no other thought
than to love and be loved by me.

i was a child and she was a child,
in this kingdom by the sea;
but we loved with a love that was more than love-
i and my annabel lee;
with a love that the winged seraphs of heaven
coveted her and me.

and this was the reason that, long ago,
in this kingdom by the sea,
a wind blew out of a cloud, chilling
my beautiful annabel lee;
so that her highborn kinsman came
and bore her away from me,
to shut her up in a sepulchre
in this kingdom by the sea.

the angels, not half so happy in heaven,
went envying her and me-
yes!- that was the reason (as all men know,
in this kingdom by the sea)
that the wind came out of the cloud by night,
chilling and killing my annabel lee.

but our love it was stronger by far than the love
of those who were older than we-
of many far wiser than we-
and neither the angels in heaven above,
nor the demons down under the sea,
can ever dissever my soul from the soul
of the beautiful annabel lee.

for the moon never beams without bringing me dreams
of the beautiful annabel lee;
and the stars never rise but i feel the bright eyes
of the beautiful annabel lee;
and so, all the night-tide, i lie down by the side
of my darling- my darling- my life and my bride,
in the sepulchre there by the sea,
in her tomb by the side of the sea.

bir de hasta bir insanla ilgili bir hikayesi beni çok etkilemiştir, hasta kişi hastanedeki odasından bahçesindeki bir tek ağacı görmekte ve dökülen yapraklarından en sonuncusu düştüğünde kendisinin de can vereceğine inanmaktadır. hikayenin ismini unuttum ama bahsedeyim istedim. easy reading isimli birkaç hikayenin bulunduğu ingilizce bir ders kitabından okumuştum orta okul yıllarımda.
kay scarpetta kay scarpetta
tüm öykülerini içeren yanılmıyorsam 5 kitaplık seriyi almak için para biriktirdiğim, öykülerini okumaktan garip bir zevk aldığım, ruh sağlığı pek yerinde olmayan gotik edebiyatın öncüsü. ayrıca her yıl ölüm yıldönümlerinde mezarını ziyaret eden esrarengiz bir hayrana sahiptir.ilk ziyaret 1949 yılında fark edilmiştir.bu ziyaretleri yapan hayranın 1987' de öldüğü, sonraki yıllarda ziyarette bulunanların ise onun çocukları olabileceği söylenmektedir. esrarengiz hayran, yüzünde koyu bir maske ile gelir ve poe'nun mezarına üç gül ve yarısı içilmiş bir konyak şişesi bırakır.
luccy in the sky with the diamonds luccy in the sky with the diamonds
lise yıllarımızda çocukluğunu anlatan bir şiir ve 2 hikayesini okuttuktan sonra neden bu hikayeleri yazdığını analiz etmemizi isteyen, karakterleri şiirdeki insanlarla özdeşleştirip çocukluğunun ne kadar baskın olduğunu kanıtlamamız beklenen bir soru ile karşımıza çıkmış yazar***... eğer manyak bir adam olmasaydı şu anda bu yazıyı yazdıracak kadar bile akılda kalmazdı. aklını, beynini, kalemini ve tekniğini hayranlıkla karşılıyor hatta önünde eğiliyoruz*...
siradisi siradisi
michael connelly nin 'şair' adlı müthiş polisiye romanında sık sık dizelerine başvurduğu yazar. kendisini özellikle okumadım ancak 'şair' kitabında okuduğum dizeler dahi yazarın yaratıcılığının, üslubunun ne kadar güçlü olduğunu gösterdi bana. fantastik bir çizgide yer alan şiirleri insanı apayrı dünyalara götürüyor.
jelly bom jelly bom
görüntüleri arasında karanlık gecenin
yitirilmiş sevincin düşünü kurdum
ama kalbimi kırarak beni uyandırdı
görüntüsü yaşamın ve ışığın.

ah!düş olmayan bir şey varmıdır
gündüzleyin gözlerinde geçmişten gelen bir ışıkla
çevresine bakan kişi için?

o kutlu düş,o kutlu düş
bütün dünya kınarken
tatlı bir ışık gibi neşelendirdi beni
yalnız bir ruha yol gösteren.

ne olmuş geceleyin ve fırtınada
titriyorsa yükseklerdeki ışık?
daha berrak bir şey varmıdır
gündüz parlayan yıldızından,gerçeğin!
şeklinde çevrilmiş 'bir düş' adlı bir şiiri vardır kendisinin-beni fazlasıyla mutlu eden...
ki çevirmenini de tebrik etmek gerekir.
1 /