edip cansever

giriniz kaydediliyor

işlem bitince otomatik olarak girinize yönlendirileceksiniz. hoşunuza gitmeyen bir şey varsa girinizi daha sonra düzenleyebilir veya tamamen silebilirsiniz.

girinize bir görsel eklemek için dosya veya dosyaları buraya bırakın
dosya(lar) otomatik olarak yüklenecektir.

(bkz: ) `` TR CC:bu fonksiyonu kullanarak girinizi doğrudan seçmiş olduğunuz sosyal platformda da yayınlayabilirsiniz
6
carpenoctem
saate bakmak

varsın her şey sonraya kalsın
sonraya, en sonraya
sözgelimi iki bin altı yüz kırk bir mil. bir papatya ne kadar uzağı görebilirse
o kadar yakın kalplerimiz birbirine
ölü bir denizi bile bir tartışmaya çevirdik
kayaları taş devrine göre ölçtük biçtik
kalemlerimizi kesilmiş çiçek sapları gibi attık
kapıları açarken birbirimize ağladık

(ne kadar da çok severmişiz birbirimizi
sahi ne kadar da çok severmişiz
yıllarca ,yüzyıllarca öpüştük
sigaralar tuttuk ,içkilerin en iyisini sunduk
istersen bu gece burada kal ,dedik
sağlığımızı sorduk, bir sürü ilaç adları saydık
sık sık görüşelim, olmaz mı dedik
iyi bildiğimiz ne varsa yaptık,ayrıldık
ortada
her zamanki gibi bir karanfil kaldı.)

köşedeki tütüncü silaha çevirdi sigaralarını
ödemesi çok güç sigaralara
manav yarı anlamlı güldü biz geçerken
eriklerden,çileklerden,o canım kirazlardan bile utanmadan
hani o çocukluk küpesi olan kirazlardan
hani rengi içimize göre değişen: mor,mavi,pembe ,sarı
ilk defa merhaba dedi bir balıkçı
çırparaktan elindeki suyu ölgün bizlere
sigarası dudağında:merhaba!
ya peki biz ne dedik,ne dedik
yoldaki bir taşı şöyle bir kenara koyduk
yakamıza rastgele bir çiçek iliştirdik
su satılan dükkanlara baktık ,yüzümüz cam cam ışıdı
ve leylak kokuları gibi kendi kokumuza uzandık
köşeyi döndük, bütün köşeleri hızla döndük
su birikintilerinin ağaçlandığı eski bir sokağın tarihinde
şöyle yazdı:
her şey sonraya kaldı.

ey ayaklarımızın dibindeki yoksul gül
gölgesi yüreklerimizin
öfkemiz sevgiye benziyor şimdi,sevgimiz öfkeye
ve tartışmaya çevirdiğimiz deniz ölüler bırakıyor
çıplak ölüler
birbirine kenetlenmiş ölüler halinde.

bir otobüse biniyoruz ,sahiden biniyor muyuz
söyle ,nerde “göğe bakma durakları”, nerde
birinin elinde gazete ve süt
gazete mi, evet gazete
bütün manşetler tutsaklığı ve yenilgiyi çağrıştırıyor
paramızı veriyoruz ,üstünü alıyoruz,bozuk paralar
cebimizde nikel
cebimizde sarılmış ölüler halinde.

her şey bir hızlı adım olmamaya
ama gün gibi taptaze bir umut gözlerimizde
saatlerimize bakıyoruz hiç yoktan
çok uzaklara bakmaktır,diyoruz, durmadan saate bakmak
yemyeşil bir su takılıyor akrebe ,bir çavlan
yüzü akide gibi parlayan bir gün takılıyor yelkovana
anılardan anılardan çoktan vazgeçtik
yaşadığımız bugün nasıl
güzelliğimiz hangi güzellik.

biliyor muyuz, hayır, bilmiyoruz da
acılarımızdan bir yaz kurduk onarıyoruz
belki bir hazırlık bu başka yazlara
yakın yazlara, uzak yazlara
çünkü her şey eskiye kaldı,anılar bile
her şey, ama her şey eskiye kaldı
vakit yok bir daha yemyeşil eylül tramvaylarına.

edip cansever
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
çağrılmayan yakup
viran bağ'a gidemedik. dört yıldır her bahar viran bağ'a gideceğiz gidemiyoruz. "seni viran bağa götürmden ölecek değilim ya" demeleri boş. edip öldü. yazılmamış uzun ada şiirini, yaşanacak günlerin en güzellerini değilse de, mutlaka çok şiirlerini, kalemine düşmeyi bekleyen doğmamış armonileri, güne çıkmamış imgeleri bıraktı, öldü. istanbul'u, pasajı, beşiktaş'ı, bebek'i, alkolü, otelleri, hüzünleri, aşkları, acıları, yalnızlıkları, bizleri piç gibi bırakıp öldü...

füsun akatlı

gösteri, temmuz 1986
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
delikızınürküsü
bitti o sevda...

bitti o sevda kesildi çığlıkları martıların
su gibi bitti, suya karşıt gibi bitti
itti kıyıyı adına deniz dediğimiz şey
unuttuk ikimiz de her türlü yetinmezliği
kaybetti kumarda gözlerim
kaybetti kumarda gözleri.

bir koru rüzgarlandı göğüs boşluğumuzda sanki
uzaklaştı ağaçlar birbirlerinden
yakınlaştı ağaçlar birbirlerine
yani her soluk alıp verişimizde bizim
bir mekik gibi kalbin
bir mekiği gibi kalbim
işleyip durdu bu yitikliği yeniden.

ne kaldı
farkında mısın bilmem
gündüzler..
gündüzler biraz azaldı

(edip cansever)
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
die for morrison
neden bu kadar "ben"sin, bendesin? diye sorup sorup yanıtını yine dizelerinde bulduğum şair. edip okunmaz; edip'le karşılıklı oturulup konuşulur, edip çilingir sofranızın baş köşesinin demirbaşıdır, edip yalnızlığınızdır, kalabalığınızdır, bir şiirini okurken size hitabettiğini düşünüp tüylerinizi diken, sizi coşkudan ağlatanınızdır. bir noktadan sonra o kadar edipleşirsiniz ya da edip sizleşir ki, ardınızda bir tek sonrası kalır...
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
6
instela

instela ile kendinizi özgürce ifade edebilir ve yazdıklarınızla anında binlerce kişiye ulaşabilirsiniz

üye olmak yalnızca saniyeler alır

zaten bir hesabınız var mı? giriş yapın