eflatun

1 /
archmagus archmagus
osmanlı devrinde bir şairin, şiirlerinden birinde aruz veznini tutturmak için "felatun" diye bahsettiği, ama bunu derken de usturuplu bir şekilde şiirde bahsi geçen kişinin "eflatun'u felatun bilecek kadar cahil olduğunu" belirttiği yunan filozofu.
tuygun tuygun
platon'un isminin arap alfabesinin azizliğine uğramış hali. arap alfabesinde p harfi olmadığı için ismi, buna en yakın olan f harfiyle yazılmıştır. tabi ki bu da renk olan eflatunla aynı yazıma denk gelir.

edit: aslında renk olan eflatunla aynı yazılışa sahip değildir çünkü o rengin eski ismi eflatuni idi. bu ismi de kendisinin devlet adlı kitabından alır bu renk.
nomennocry nomennocry
haluk levent'in kazım koyuncu'ya ithafen seslendirdiği duygusal şarkı.sözleri de şöyle:

kapımda yanmadan aşkın al ve git
çocuklar uyanmadan daha
silinmez ne kadar zorlasan da gökyüzü
tükenmez denizlerin mavi rengi
muhteşem bir çığlık olsan da kar etmez
gökkuşağını silemez o hırçın güzelliğin

eflatun bir düş düşün düşünde görmüşsün
rimellerin mavi, çimenlerin mavi
beyazlar getirmiş melekler ülkeme
turuncu çiçekler, turuncu sevgiler
düşlerim de sensin, en güzel gülüm de
deniz kokan çocuklar getir ülkeme

beyazlar getirmiş melekler ömrüme
turuncu çiçekler, turuncu sevgiler
düşlerim de sensin en güzel gülüm de
barış kokan çocuklar getir ülkeme
düşlerim de sensin en güzel gülüm de
deniz kokan çocuklar getir ülkeme
castiel castiel
atina' da doğmuş en büyük filozof ve insiyelerden biridir. doğduğunda bakışları çok anlamlıydı ve çok dikkatli bir çocuktu. mermer yamaçlı pantelik ile, içlerinde arıların vızıldaştığı reçine kokulu çamlıklardan oluşma bir taca sahip olan himet' in ve sakin elözis' in oluşturduğu üçgenin içindeki mor dağlarla çevrili ve ışıl ışıl parlak bir gök ile sarılı durumdaki geniş ovada yer alan ve pallas atena' nın himayesi altında bulunan akropol' ün eteklerinde büyümüştü.

eflatun' un çocukluğu da, gençliği de politik çalkantılar içinde geçmişti. yunan' ın en büyük devlet adamı olan perikles in öldüğü yılda doğmuştu. gençlik yıllarında kendisini bir zaman şiir yazmaya adamış ve bir gün nasıl olduysa o güne kadar olan bütün yazılarını yaktığını ve şiirlerini yokettiğini söylemiştir. dostlarını son bir yemek davetine çağırmıştır. zira o devirde bu tür davetler büyük bir başarının ve kutlamanın olduğu anlamına gelmektedir. çoğu kişi için bu davet garip karşılanmıştır.
eflatun yemek masasında son sözlerini söylemiştir;

"bu, size verdiğim son ziyafettir. şu andan itibaren hayatın zevklerine veda ediyorum; bundan böyle bilgeliğin peşine düşeceğim ve sokrat' ın öğretisini takip edeceğim. şunu bilmenizi isterim ki, şiire bile veda ediyorum; çünkü onun, özlemini çekip peşine düştüğüm hakikati ifade etmedeki aczini anlamış ve kavramış bulunmaktayım. artık tek bir mısra bile yazmayacağım ve bugüne kadar yazdıklarımı da gözlerinizin önünde yakacağım"

bu söz davetliler arasında protesto haykırışlarına dönüşmüştü. arkadaşları bunu kabul etmediler fakat eflatun kararlıydı. daha sonra;

" bu veda yemeğinde bulunmuş olan herkese teşekkürler ederim, ama aranızda sadece, yeni hayatımı paylaşacak olanlarınızla dostluğumu sürdüreceğim. bundan böyle benim dostlarım, sokrat a dost olanlardır."

salonda birden soğuk bir hava esmiştir. herkes yüzündeki yapmacık ve yılışık gülümsemeyi silmiş cenaze evi gibi herkes susmuştur. konuklar bu sözler üzerine sadece "elveda eflatun" diye bilmişlerdir. o konukların içerisinden sadece iki kişi eflatunun gerçek dostu olaradan ayrılmıştır.
eflatun' un bu konuşması artık bilgilenme yoluna girdiği, ezoterik doktrinleri de öğrenme aşamasına geçtiği mertebedir. nefsani hayatını bırakmadığı sürece gerçek bilgiye ulaşamayacağını biliyordu. bu yüzden de hayatındaki bütün yüklerden kurtulmuş oldu ve arınmış oldu.
1 /