ekmek kavgası

sadomasochistic sadomasochistic
geçimini sağlamak için çalışmak, karnını doyurabilmek için hayatın monotonluğuna atılmaktır. önce minik minik zamlarla başlar, sonra insanları birbirine düşürür. devletin zikinde midir? haşa fakirin derdidir bu.
uzun lafın kısası uzun lafın kısası
ekmek aslanın ağzında derlerdi eskiden artık aslanın midesinde dedikleri hadisenin ta kendisidir. ama bu kavgada yılmamak önemlidir boyutun ne olursa olsun dalacaksın ringe ekmeğini alacaksın dövüştüğün kendin bile olsa dik duracak sonuna kadar savaşacaksın yoksa açlık denen canavar karşısında antremansız boksör gibi dayağını yersin bir daha ringe çıkamazsın.

görsel : `http://www.itusozluk.com/gorseller.php/ekmek+kavgas%FD/87204`
ila ila
insanlar fırındaki ekmek için kavga ediyorsa fırınların, unun, elektriğin hatta suyun olmayacağı günlerde birbirinin boğazını keser.
neverendingblueroad neverendingblueroad
"iki türlü kavga vardır bu dünyada
biri övülmeye değer, öteki kötülemeye
özden apayrıdır bu iki kavga
insanı kanlı savaşa götürür birisi
kötüsünü sevmez hiçbir ölümlü
zorla girer bu kör dövüşüne
ölümsüzlerin zoruyla, buyruğuyla
öteki kavgayı önce doğurdu yüce karanlık.

göklerdeki tahtında oturan kronos oğlu
toprağın özüne kattı onu
insanlara yararlıdır o kavga
o kavga ki tutmaz insanları, sürükler işe."

hesiodos böyle der de bazıları tahtta oturarak yaratılan bu ekmek kavgasını, geçim derdini kitabına bile taşıyamaz. "hayatı toz pembe görmüyorum diye mahkemeye verildim. üç-beş kuruş kazanalım derken ikibin lira mahkeme parası ödedim, üzüntüsü de cabası." diyen ve geçim derdini anlatmak istemesinden dolayı daha fazla geçim derdine düşen sait faik gibi (`medar-ı maişet motoru)
ne biçim dertlerimiz var bizim, bir yanda ekmek kavgası diğer yanda sansür, bir yanda yaşam kaygısı diğer yanda sürün dur. değişen hiç mi bir şey olmaz koca ülkede.
şiştim. yazmazsam ölecektim.