ekmek şarap sen ve ben

1 /
allah kızlara güvenseydi zar koymazdı allah kızlara güvenseydi zar koymazdı
bir mazlum çimen parçasıdır. aynı zamanda hasan türe'nin şiirini kapsar.

ekmek şarap sen ve ben
birde sabahın dördü
dışarda kar
odamız ılık
gözlerin ılık ılık damlarken boş kadehe
anlattın bana ağzı sarimsaki kokan bir çocukla yattigini
aşkı tattığını, karim dediğini ve aldattiğini
kiskandim gogeni tahitilim
terlemiş vücudunu silerken
cüzzam mikrobunu ve yaktiği kulübesini
saçlarin baglamıştı ellerimi muz kokulum
güneşi doğurmuştu ölü cisim
martı çıglıklarıyla bir sahil kayalığında
nefesin vücudumu yakıyordu yer yer
sam yelim sahra-i kebirim
kahrettim her şeye o gün
babanın çarap çanağına, gogen'e, kadere, sana, bana birde gittiğin arabanin tekerine
ne diyordum arkadaş....
diyordum ki ben bu zıkkımı içmek için içerim
ama içerken düşünmem neden içiyorum diye
daha sonra yaparım hayatın felsefesini
sırayla olurum fatih, selim, kanuni
bazen kadın hamamında tellak....
telvin telvin
ekmek şarap sen ve ben olarak geçer mazlum çimenin kasetinde. sözlerinin tamamı:

ekmek şarap sen ve ben
bir de sabahın dördü
dışarda kar
odamız ılık
gözlerin ılık ılık damlarken boş kadehe
anlattın bana ağzı sarımsak kokan bir çocukla yattığını
aşkı tattığını, karım dediğini ve aldattığını

kıskandım gogen'i tahitilim
terlemiş vücudunu silerken
cüzzam mikrobunu ve yaktığı kulübesini
saçların bağlamıştı ellerimi muz kokulum
güneşi doğurmuştu ölü cisim
martı çığlıklarıyla bir sahil kayalığında
nefesin vücudumu yakıyordu yer yer
sam yelim sahra-i kebirim
kahrettim her şeye o gün
babanın şarap çanağına,
gogen'e, kadere, sana, bana ,
bir de gittiğin arabanın tekerine

ne diyordum arkadaş....
diyordum ki ben bu zıkkımı içmek için içerim
ama içerken düşünmem neden içiyorum diye
daha sonra yaparım hayatın felsefesini

sırayla olurum fatih, selim, kanuni
bazen kadın hamamında tellak....
bazen christoph colomb
napolyon'ken düşünürüm elbede geçen günleri
`timur 'ken beyazıt'ı yenişimi....
bir kere aristo'nun hocası olmuştum
ona verdiğim dersle gurur duymuştum
bazen jan dark'ı kurtarmak için çalışan bir kahraman
bazen odunun ateşleyen bir cellat olurum

eğer daha da içersem
shaskespare halt etmiş derim karşımda
salyalı dudaklarımdan yayık sesimi dinlerim de
işte mozart'ın aradığı melodi bu diye gülerim
enayiymiş be platon...
bir içsinde görsün....ne felsefesi varmış bu hayatın
anlasın geçmişi kınalı dünyanın kaç bucak olduğunu

islak kaldırımlarda yürürken acırım
önde yalpa vuran sarhoşun zavallı haline
ukalalık işte derim neme lazım senin
kendine bak; sende bir serserin bir sarhoş....
ve yavaş yavaş kaybolur acı kahkalarım
şehrin izbe sokaklarında
yavaş yavaş kaybolur benliğim...
van den budenmayer van den budenmayer
mazlum çimen'in 1998 tarihli "çimen türküleri" albümünde yer alan şiir-şarkı...

nakarat bölümünü mazlum çimen seslendirirken şiiri mümtaz sevinç okumaktadır...

ekmek, şarap, sen ve ben
bir de sabahın dördü

dışarda kar
odamız ılık
gözlerin ılık ılık damlarken boş kadehe
anlattın bana ağzı sarımsak kokan bir oğlanla yattığını
aşkı tattığını, karın dediğini ve aldattığını

ekmek, şarap, sen ve ben
bir de sabahın dördü

kıskandım gogen'i tahitilim
terlemiş vücudunu silerken
cüzzam mikrobunu ve yaktığı kulübesini
saçların bağlamıştı ellerimi muz kokulum
güneşi doğurmuştu ölü cisim
martı çığlıklarıyla bir sahil kayalığında
nefesin vücudumu yakıyordu yer yer
sam yelim sahra-i kebirim

ekmek, şarap, sen ve ben
bir de sabahın dördü

kahrettim her şeye o gün
babanın şarap çanağına,
doğan güneşe
gogen'e,
kadere,
sana ve bana
ve bir de gittiğin arabanın tekerine

ekmek, şarap, sen ve ben
bir de sabahın dördü

evet... ne diyordum arkadaş?
diyordum ki ben bu zıkkımı içmek için içerim
ama içerken düşünmem neden içiyorum diye
daha sonra yaparım hayat felsefesini
sırayla olurum fatih, selim, kanuni
bazen kadın hamamında tellak
bazen christoph colomb
napolyon'ken düşünürüm elbe'de geçen günleri
timur'ken beyazıt'ı yenişimi
bir kere aristo'nun hocası olmuştum
ona verdiğim dersle gurur duymuştum

ekmek, şarap, sen ve ben
bir de sabahın dördü

bazen jan darc'ı kurtarmak için çalışan bir kahraman
bazen odununu ateşleyen bir cellat olurum
eğer daha da içersem
shakespeare halt etmiş derim karşımda
salyalı dudaklarımdan yayık sesimi dinler de
işte mozart'ın aradığı melodi diye gülerim
enayiymiş be platon
bir içsin de görsün ne felsefesi varmış bu alemin
anlasın geçmişi kınalı dünyanın kaç bucak olduğunu

ekmek, şarap, sen ve ben
bir de sabahın dördü

ıslak kaldırımlarda yürürken acırım
önde yalpa vuran sarhoşun zavallı haline
ukalalık işte derim neme lazım senin
kendine bak; sende bir serserisin bir sarhoş
ve yavaş yavaş kaybolur acı kahkalarım
izbe sokaklarda
yavaş yavaş kaybolur benliğim

ekmek, şarap, sen ve ben
dreams2 dreams2
mümtaz sevinç'in ölüm haberini duyduğumda, kulaklarımda bu şiir çınladı. o gece bunu ne kadar dinledim hatırlamıyorum ama sabah kalktığımda odada iki boş şarap şişesi mevcuttu.
pandoranınkutusununiçi pandoranınkutusununiçi
uludağ üniversitesinde 98-2001 yılları arasında yapılan şiir dinletilerinin vazgeçilmez şiiridir.dinlerken insanı kopartır.dinleti bittikten sonra bile aklınızda o güzel ezgiyi mırıldanıp yolda yürürken bulursunuz kendinizi..ekmek şarap sen ve ben ..birde sabahın dördü..
ohannesburger menu ohannesburger menu
şiirin en sevdiğim bölümünden ;

ne diyordum arkadaş….
diyordum ki ben bu zıkkımı içmek için içerim
ama içerken düşünmem neden içiyorum diye
daha sonra yaparım hayatın felsefesini

sırayla olurum fatih, selim, kanuni
bazen kadın hamamında tellak….
bazen christoph colomb
napolyon’ken düşünürüm elbe’de geçen günleri
timur’ken beyazıt’ı yenişimi….
bir kere aristo’nun hocası olmuştum
ona verdiğim dersle gurur duymuştum
bazen jan dark’ı kurtarmak için çalışan bir kahraman
bazen odunun ateşleyen bir cellat olurum

eğer daha da içersem
shakespare halt etmiş derim karşımda
salyalı dudaklarımdan yayık sesimi dinlerim de
işte mozart’ın aradığı melodi bu diye gülerim
enayiymiş be platon…
bir içsin de görsün….ne felsefesi varmış bu hayatın
anlasın geçmişi kınalı dünyanın kaç bucak olduğunu...
incognitoo incognitoo
şiir bas bariton ses tonuyla kendınden emın bir şekilde yüreginize dokunur. birden şarap fantazisi kurar sonra birden napolyon olursunuz sizi daldan dala konduran bir şiir ve müziktir.
ceket yok pantolon verelim ceket yok pantolon verelim
nedense senaryoyu yazanın pas geçildiği oynayanların ise önplana çıktığı bir şiirdir. gerçi bu şiiri kaleme alan kişi ömrü hayatı boyunca ne yazık ki geri planda kalmış üstüne üstlük ne yazık ki çoğunlukla sikindirik rollere mahkum olmuştur. ama maahkum olduğu sikindirik rolleri parlatmış cilalamış adam etmiştir. şimdi diyecekseniz kim bu adam? biliyorsan söyle bilmiyorsan sus. ne yazık ki herşey o kadar değil mon cher. kolay olan şeylerin bir kıymeti harbiyesi yoktur.

bir kere aristo'nun hocası olan ona verdiği dersle gurur duyan bu kişi, yani bu şiiri yazan kişi ihsan yücedir der aydın havası çalararak giriyi bitiririm.
suursuz suursuz
"enayiymiş be platon bir içsin de görsün ne felsefesi varmış bu alemin, anlasın geçmişi kınalı dünyanın kaç bucak olduğunu"

işte bu dizeleriyle anlam kazanır hayat.. yaşama sevinci gelir bünyeye.. anlarsın o an bir tek şarap bu dünyayı basitleştirir.. böyle bir ses, böyle bir yorum, böyle bir şiir.. sözler o kadar anlamlıdır ki.. o kadar içtendir ki.. mümtaz sevinç ise şiirin her sözcüğünü, her harfini hissederek okur.. bu daha da anlamlaştırır şiiri bizim için..

evet ne diyordum arkadaş
diyordum ki ben bu zıkkımı içmek için içerim
hafizamikaybettimhukumsuzdur hafizamikaybettimhukumsuzdur
yesilcam da yüzden fazla filmde oynamakla kalmayıp senaryasunu yazıp yonettıgı fılmlerı olan ihsan yüce nin en bilinen şiiridir.hakkını vermek gerek ki her insanın tüylerini diken iken edip ,karnında ince bir sızı bırakabilmesi muktedirdir.

ıslak kaldırımlarda yürürken acırım
önde yalpa vuran sarhoşun zavallı haline
ukalalık işte derim neme lazım senin
kendine bak; sende bir serserin bir sarhoş....
ve yavaş yavaş kaybolur acı kahkalarım
şehrin izbe sokaklarında
yavaş yavaş kaybolur benliğim...
1 /