elaine marie

sıvaz regal sıvaz regal
kendisiyle tanışmamın çok ilginç bir hikayesi olan yazardır.

lisenin popüler çocuğuydum. teneffüslerde iki kolumun altında iki kızla okulun bahçesinde yürüyor, kantin sırasında dayadığım kızlar sinirle arkalarını dönüp, beni görünce yumuşayıp kikirdiyorlardı. okulun basket takımında olmam ise ünüme ün katıyor, okulda tarkan muamelesi görüyordum.

bu arkadaş ise 90 kiloluk cüssesiyle benden randevu koparmaya çalışıyordu! etrafımda pervane olan kızları gösterip "bi onlara bi kendine bak dombili ahahaha" diye güldüm ve yol verdim.

işte bütün hikaye burdan sonra başladı!

lise bitimiyle birlikte birden kilo almaya başladım. benim için ölüp biten kızlar etrafımdan tek tek ayrılıyordu. yalnızlığımı paylaştığım bilgisayarda kendimi iyiden iyiye kantır'a kaptırmış, yediğim pizzalar yakılması zor yağları vücuduma zerk etmişti.

yıllar sonra facebooktan bu arkadaşı gördüm. kilo vermiş, serpilmiş, güzelliğiyle mısır premsesi nefertitiyi hasetten çatlatacak kıvama gelmişti.

bir iki randevu talebimi geri çevirmiş ama sonunda simit sarayında buluşmak üzere randevuyu koparmıştım.

buluşma saatinden önce mekana gelip menüyü inceledim. en afillisinden kaşarlı simit ve büyük çay söyleyip iyi bir intiba bırakmak isterken bu geldi. masaya oturmadan "ne var ne diye çağırdın beni buraya" dedi.

lafı biraz geveledikten sonra olayı anlattım.

- kiloluyken yüzüme bakmayan çocuk şimdi kilo verince benden hoşlandığını söylüyor öyle mi? dedi ve,

eliyle etraftaki insanları gösterip "bunlar varken neden seni seçeyim dombili??" diyerek yılların öcünü bir çırpıda aldı!

+ niye geldin o zaman?
- ne kaybettiğini gör diye ah hah ha!

"ya benimsin ya da kara toprağın" diyerek sevdamın ne kadar hisli olduğunu anlatmak istesemde dinlemedi.

beyaz şahinle evinin önünde son ses alişanın "var yaa sevdamı dağlara yazarım var yaa gözümü kırpmam yakarım..." dinletilerimede cevap alamayınca kantır'a geri döndüm.

hayın kız!
part time vantilatör part time vantilatör
kendisinin bir girisini okuduktan sonra merak edip bir soru sormuştum. cevabıyla beni fazlasıyla şaşırtmıştı. yeni yazar olduğunu bilmiyordum yolu açık olsun. sözlüğe yeni bir renk katacağını umuyorum.
the red queen the red queen
uçanlar içinde en masumuydu bence. uçmayı hak da etmemişti gördüğüm kadarıyla. mesajlarda ne konuşuldu bilemem elbette. belki kendi gitmiştir gerçi, bilemiyorum.
hu huu hayat çok güzel hu huu hayat çok güzel
sözlükte en sevdiğim yazarlardan biriydi. profil fotoğrafını değiştirmesiyle kendisini görünce en yakın çocukluk arkadaşıma benzetip daha da sevmiştim. bir gece ufak bir muhabbetinde gördüğüm sıcaklık üzerine uzun uzun içimi dökmüştüm tanımadığım hâlde. kendimle ilgili sıkıntılarımı anlatmıştım. çok içten bir şekilde beni dinleyip ilgilenmişti sağolsun. sonrasında ettiğimiz muhabbetlerle de pek naif ve iyi yürekli bir insan olduğunu düşündüm. zaten sözlükten gitmeyi düşünüyordu ama bu şekilde uçurulmasına üzüldüm. haksızlığa uğradığını düşünüyorum. belki benim görmedigim, tanık olmadığım başka şeyler olmuştur. bilemiyorum. hiç değilse vedalaşabilseydik. umarım bir şekilde tekrar iletişim kurabiliriz. izmir'e tekrar gelirsen sana kendi ellerimle yemek yapacağım kız, söz.
10