ele verir talkını kendi yutar salkımı

muzevir muzevir
sanırım bir ön açıklamaya gerek var; talkın, telkin sözcüğünden gelir ve islam dininde ölen bir kimseye gömüldüğü zaman imam tarafından mezarı başında yapılan konuşmaya denir. imam talkın sırasında cenazeye katılanları uzaklaştırdığı için bu sırada neler söylediğini kesin olarak bilmesem de ölüye ölü olduğu konusunda ikna edici konuşmalar yaptığını düşünmekteyim.

sanıyorum bu atasözünü söyleyen atamız dördüncü murat zamanında yaşadı ve bu atamız bu sözü halka içkiyi yasaklamasına, kıyafet değiştirip içerken yakaladıklarını da sokağın başında sallandırmasına rağmen her gece alemlerden aleme aktığını düşündüğü padişaha söyledi. yahut benzer durumda birilerine söylenmiş olabilir; "bize yeme veriyorsun ama deveyi hamuduyla götürüyorsun" manasını ihtiva eden her tür durum için uygundur.

"yeme" fiilinden kasıt, doğal olarak salkımla anılan meyvelerden üzüme gönderme yaparak maksat üzüm yemek değil bağcıyı dövmek deyimine de bulaşmaktı. zira talkın ile tutulamayacak sözlerin tavsiyesinde bulunuluyorsa bağcıyla ilgili planlara dair kuşkuda bulunmak gerekir.

karışık gelmiş olabilir; açıklamaya çalışayım: içlerinde taşıdıkları batı devletlerinden birinde yaşama arzuları yahut olabilse oralarda bir öğretim üyeliği denk getirme hayalleriyle yaşayan bir kısım aydınımızın nükleer santral denilince mangalda kül bırakmamalarına rağmen her nedense oralardaki nükleer santraller için kılını bile kıpırdatmamalarını anlayamıyorum.

yahut kendi ülkesinde 57 nükleer santral bulunmasına rağmen iran'da kurulacak nükleer santral nedeniyle diğer batılı ülkelerle toplaşıp bu ülkeyi işgal etme planı yapan ve bunu bugün açıkça beyan eden fransızları da anlamıyorum. öyle ki bu işi yapmak için bir araya gelmeyi düşündüğü dayısı abd'nin 110, abisi ingiltere'nin 35 nükleer santrali var; neden onlara dayılanmıyor, merak ediyorum.

üzüm mü yemek istiyorlar, bağcıyla bir dertleri mi var, bu yüzden müphem. millete bu talkını veriyorlar da ellerindeki salkım ne, bu yüzden kuşkulu.

sözlüğümüzde millete verir talkını kendi yutar salkımı şeklinde yer bulmuş olsa da elimdeki iki "deyimler ve atasözleri" kitabında bu şekilde yer aldığı için orijinaline sadık kalmak arzusuyla buraya yazılmıştır, bunu da söyleyeyim.
fulya oktem fulya oktem
kemer'de "aşk yağmuru" heykelinin genç kızların ahlakını, aile huzurunu bozduğunu söyleyen evli belediye başkanı gül'ün yasak ilişkisinden bir çocuğunun olması...
(bkz: evlilik dışı ilişki mhp'yi karıştırdı - #türkiye aşk yağmuru' heykelinin genç kızların ahlakını, aile huzurunu bozduğunu söyleyen başkan gül'ün sevgilisinden bir çocuğu var kemer'de, "aşk yağmuru"... radikal )

(bkz: bu ne perhiz bu ne lahana turşusu)
di mi ya di mi ya
buyrun bu kişi benim , herkese akıl veririm kendime gelince hede hode... sonuc, bok gibi aşklar, bitmiş bir ömür , nefessiz geçen özleme krizleri