eleştiri

1 /
comatose comatose
sadece yanlış yönleri değil, doğru yönleri de belirtmekte kullanılan şey. ayrıca türk insanının haberdar olmadığı şey.
tonguç tonguç
eleştiri birçoğumuzun günlük hayatında sıkça başvurduğu ve bunu yapmanın zamanla vazgeçilmez bir hazza dönüştüğü ya da yapmazsak üzerimizde vebali kalacak diye düşündüğümüz bir vazifedir. olumlu yada olumsuz olarak sınıflandırmak yerine iki boyutlu kaynağına yönelmek eleştiriyi daha anlaşılabilir kılmaktadır.

eleştiri bu dünyada "sahip olduklarımız"la, bunlara "biçtiğimiz değer" eksenlerinin kesiştiği alandadır. sahip olduğumuz ev, iş, aile, para, sağlık ne olursa olsun bunları kendi içimizde değerlendiremiysek, değerini anlamamışsak yıkıcı eleştiri yapan biri olabiliriz. tatminsiz bir insan, dünyaya çok daha fazla eleştirel bir gözle bakar.

bunun yanında, yoksul bir insan, sahip olduğun daha değerli şeyleri keşfetmende sana yardımcı olabilir. olumlu bir eleştiri hayata daha farklı bakmaya sebep olur.
uğur uğur
edebiyatta herhangi bir kişiyi, bir eseri, bir konuyu doğru ve yanlışlarını dile getirerek göstermek amacıyla yazılan kısa metinlerdir
ikiguzelhareketbirden ikiguzelhareketbirden
sözlük ortamlarında yapılanları -açıkcası- ske sürülecek kıvamda olmayabiliyor zaman zaman. örneklemek gerekirse:

başlık: akp tarafından elektriğe zam yapılması

giri 1: %34 oranında yapılan zam.
giri 2: neden 34 olduğunu merak etmekteyim. %47 olmalıydı!!..
giri 3: akp nin ampülü bu zamla ne kadar yanacak merak içindeyim!!!

şimdi, güzel kardeşlerim, arkadaşlarım, ulan bu ne! giri 2 nin sahibi! nedir bu allasen? bu mudur eleştirmek? bu mudur olaya bakış açısı? %47 olmalıydı derken müthiş bir gönderme mi yaptığını sanıyorsun? zam oranı ile oy oranının arasındaki bağlantı çok mu ironik geldi, çok mu sarkastik durdu senin için? bir sürü eleştiri oku gönderdiğini mi sandın bununla? aklından ne geçiyor bilmiyorum ki ben.

peki giri 3 sahibi? senin bahanen ne olabilir? bir hükümetin, bir politikanın, bir yaptırımın ya da eylemin karşısında hep bu tırt savunmayla mı duracaksın sevgili kardeşim? ota boka ampül simgesini katmak, olayı bu basit çerçeveden irdelemekle mi olacak bu işler?

gidin, msn iletinize yazın bunları. kimsenin itirazı olmayacaktır. ama bura sözlük be! bi kamyon adam okuyor yazdığınızı. iki dakika düşünüp yazın bari. hiç değilse konu hakkında yazılanları okuyun gözünüzü seveyim. 2.giri yüzde 47'ye gönderme yapıyo, ardından 5. giri de aynı boku yiyor.

yazmadan önce bir fırın dolusu giri okumanın sağlığa çok yararlı olduğunu söylüyor yetkililer.
suskungeveze suskungeveze
''zararıma da olsa eleştirmeciye uysal davranmalıyım ki beni her zaman serbetçe uyarsın, kendimi düzeltmeme yardım etsin. doğrusu çağdaşlarımı böyle bir işten yana çekmek kolay değil. düzeltilmek herkesin ağrına gittiği için kimse kimseyi düzeltemeyi göze alamıyor. düşüncesini saklayarak konuşuyor çokları.''

montaigne
damned damned
müzisyenleri, yazarları, şairleri, yönetmenleri (veya diğer sanat dalları icracılarını) eleştirenlere "madem beğenmiyorsun, daha iyisini sen yap da görelim." demeyi çok saçma buluyorum. ben izlediğim bir filmi beğenebilirim veya beğenmeyebilirim, beğenmek zorunda değilim. veya aynı şey bir tsm eseri için de geçerli. bir heykel, bir resim için de geçerli. beğensem de beğenmesem de eleştiri hakkını kendimde bulurum. çünkü ortaya konulan şey, toplumdaki hedef kitle için ortaya konulmuş, onların beğenisine sunulmuştur. ve beğenmediğim yönlerini eleştiririm. çünkü ben izleyici, dinleyici, hedef kitleyim. eleştirmek için benim de bir film çevirmem, bir resim çizmem, bir bina inşaa etmem, bir araba tasarlamam vs gerekmez. ben izleyiciyim. eleştiririm. ki eleştirmek güzeldir, ben sanatçı olsam eleştiren ve yorum yapan bi hedef kitle isterim. ortaya koyduğum sanatın hangi yönleri beğenilmiş, hangi yönleri beğenilmemiş, hangi yönleri kınanmış, hangi tarafları eksik kalmış, hangi tarafları çok tutulmuş bilmek isterim, ve ona göre bir sonraki sanat eserimde eski hatalarımı yapmam. değişim de güzeldir. "iki eleştirdiler hemen değişti, böyle sanatçı mı olur lan" demek de son derece saçmadır. bir senarist ilk filminde çok fazla argo kullanmış ve eleştirilmiştir. bi sonraki filminde "çizgiyi bozmayalım hacı" diyerek aynı ilk filmindeki gibi argo dolu yapmak zorunda değildir, yapmamalıdır. içerikteki argoyu azaltmıştır 2. filminde, ve daha çok beğenilmiştir izleyici tarafından. işte budur. eleştiri ve değişim güzeldir. dozunda olduğu, hakarete varmadığı sürece.
birben birben
hindistan da çok ünlü bir ressam varmış...
herkes bu ressamın yaptıklarını kusursuz kabul edecek kadar beğenirmiş ve onu "renklerin ustası" anlamına gelen ranga çeleri olarak tanısa da, kısaca ranga guru derlermiş...
o'nun yetiştirdiği bir ressam olan raciçi ise artık eğitimini tamamlamış ve son resmini yaparak ranga guru'ya götürmüş ve ondan resmini değerlendirmesini istemiş.

ranga guru ise;
- sen artık ressam sayılırsın racaçi. artık senin resmini halk değerlendirecek diyerek resmi şehrin en kalabalık meydanına götürmesini ve en görünen yerine koymasını istemiş. yanına da kırmızı bir kalem koyarak halktan beğenmedikleri yerlere çarpı koymalarını rica eden bir yazı bırakmasını istemiş.

raciçi denileni yapmış ve birkaç gün sonra resme bakmaya gittiğinde görmüş ki, tüm resim çarpılar içinde ve neredeyse görünmüyor.

çok üzülmüş tabi. emeğini ve yüreğini koyarak yaptığı tablo kırmızıdan bir duvar sanki. alıp resmi götürmüş ranga guru'ya ve ne kadar üzgün olduğunu belirtmiş. ranga guru üzülmemesini ve yeniden resme devam etmesini önermiş. raciçi yeniden yapmış resmi ve yine ranga guru'ya götürmüş. tekrar şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını istemiş ranga guru. ama bu defa yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde yağlı boya, birkaç fırça, yanına insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmesini rica eden bir yazı ile birlikte...

raciçi denileni yapmış. birkaç gün sonra gittiği meydanda görmüş ki resmine hiç dokunulmamış, fırçalar da, boyalar da kullanılmamış.

çok sevinmiş ve koşarak ranga guru'ya gitmiş ve resme dokunulmadığını anlatmış.

ranga guru ise;

-sevgili raciçi, sen birinci konumda insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız bir eleştiri sağanağı ile karşılaşılabileceğini gördün.. hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı.

oysa ikinci konumda onlardan hatalarını düzeltmelerini istedin, yapıcı olmalarını istedin. yapıcı olmak eğitim gerektirir. hiç kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye kalkmadı, cesaret edemedi.

sevgili raciçi, mesleğinde usta olman yetmez, bilge de olmalısın... emeğininin karşılığını, ne yaptığından haberi olmayan insanlardan alamazsın. onlara göre senin emeğinin hiç bir değeri yoktur. sakın emeğini bilmeyenlere sunma ve asla bilmeyenle tartışma demiş...


hikaye herşeyi anlatıyor, ayrıca tanıma gerek yok kanısındayım.
1 /