elizabeth bathory

sakıncalı piyade sakıncalı piyade
kanlı kontes olarak da bilinir. macaristan'ın en köklü ve zengin ailelerinden birinin kızıdır. oldukça güçlü nüfuzları olan bu soylu ve zengin ailenin sorunlu çocuğudur. küçük yaşlarından itibaren sara krizleri geçirmektedir. son derece içine kapanık bir çocukluk geçirmiştir. o dönemde kriminoloji bilinci gelişmemişti pek tabi. dönemin aristokrat aileleri kendileri kanun yapar, karşı gelenleri kendileri cezalandırırlardı. bu nedenle elizabeth başkalarını öldürme, onları keyfiyetince cezalandırma hakkına sahip olan bir ailenin içinde büyümekle adam öldürmeyi tabi bir hakkı olarak görmüştür. 15 yaşında, kendisi kadar soylu olmayan kont nasdasdy ile evlenip ona kendi soyadını vermiştir. kontun amacı sınıf atlamaktır ve elizabeth'den 10 yaş büyüktür. kontun sürekli olarak türklerle savaş halinde olması nedeniyle canı sıkkındır ve yalnız yaşamaktadır elizabeth. kontun yokluğunda kendinden genç erkeklerle birlikte olduğu, sado mazoşist ve lezbiyen seks partileri verdiği söylenmektedir. hatta bir keresinde kont onu genç bir erkekle yakalamış, ancak affetmiştir. sadist eğilimleri sonucu kölelere işkence yapmanın ona zevk verdiğini keşfettiğinde dönemin demircilerine işkence aletleri sipariş etmiştir. bir gün köle kızlardan birine sinirlenerek ona güçlü bir tokat atar ve kızın burnundan damlayan kan onun elinin üzerinn gelir. kontes bu kanın cildini güzelleştirdiğine ve gençleştirdiğine inanır. yardımcılarını çağırarak kızın bileklerindeki atar damarları kestirir ve akan kanla banyo yapar. bundan sonra civar köylerdeki güzel ve genç kızları şatosuna köle olarak toplatır ve bunları öldürerek kanlarında yıkanmaya başlar. hatta işi ilerletip işkence aletlerini bu kızların üzerinde dener veya farklı yöntemlerle işkence yapmaya başlar. (yakalanmasından ve suçlarının açığa çıkmasından sonra belirlenebilen tüm cinayetleri suç kaydı olarak belgelenir. arşivlerde çeşitli suçları yazmaktadır.) sıfır derecenin altındaki sularla kızları donana kadar yıkar, çıplak vücutlarına bal ve şekerli yiyecekler sürüp üzerlerine arılar ve böcekler salar, vücutlarında bir yara açıp o yaradan kanlarını emer (iç güzelliği için!!!). hatta bu sıralarda bir büyücüyle tanıştığı ve onu sağ kolu yaptığı bilinmektedir. üç çocuğundan sıkılıp (onlara işkence yapmasa da) onları şatodan kovar. ilerleyen yıllarda içtiği ve banyo yaptığı kanların güzelliğine bir faydası olmadığını ve onu gençleştirmediğini fark eder ancak bu zamana kadar, tahminen, altı yüz kız öldürmüştür. kaybolan kızların aileleri ve toplumun baskıları nedeniyle şatosuna sonunda bir baskın düzenlenir ve yaklaşık elli kız cesedi bulunur mahzenlerde. kimi kızlar hala canlıdır ancak vücutları delinmiş, çeşitli işkence yöntemleriyle yaralanmışlardır. kontesi kendi kalesinin karanlık ve dar bir odasına hapsederler ve yalnızca bir delikten ona yiyecek verilir. bir gün, yiyecek veren adamın daha önce verilen yiyeceklerin olduğu gibi durduğunu fark etmesiyle öldüğü anlaşılır ve aile mezarlığına gömülür.

özetle;


(bkz: iğrenç psikopat manyak sapık)
bu başlıktaki 29 giriyi daha gör