emekli şair öğretmen

koyumavi koyumavi
bugün deniz kenarındayken yan şezlongda oturan insanların yanına elinde iki küçük kitapçık ile gelen yaşlı bir amca! diğer elinde de üzerinde emekli şair öğretmen yazan deri çanta... kitaplarını satmaya çalışıyor güneşin alnında; başında beyaz keten kasketi, ayağında rugan ayakkabılarıyla gençlerin arasına dalmış ve kitabını tanıtıyor diyor ki: "okuyun, isterseniz sonuna kadar okuyun içindekileri eğer beğenmezseniz kitabımı alıp gideceğim, bakmak ister misiniz? " ve ne yazık ki cevap hayır oluyor gidiyor amca güneşe doğru; kolestrolü, kalbi, tansiyonu, şekeri, altmışı çoktan devirmiş yorgun bedeni ve neyi varsa hepsiyle birlikte ve sayfalar dolusu kitap yaptığı duygularını satmaya çalışıyor. benimse sabah içimde bir şeyler burkularak aldığım kitabın sayfalarına dalmaya elim varmıyor.

(bkz: hayata dair iç burkan detaylar)
buldur buldur
benim kayınvalidem bu, maalesef.
şair dediysem, şiir yazıyor. ısrarla.

öncelikle severim kendisini peşin peşin diyeyim.
emekli olduktan sonra insan boşta kalıyor haliyle bir süre.
hobiler deniyor, torun seviyor, bir iki tren yolculuğu, bir iki kurs derken sıra şiire geliyor demek.
gelmese iyi olabilirdi, ama geliyor. kader kısmet nasip.

ozan arif tarzı iktidara eleştirel bir iki şiir yazıyor deneysel. bunları facebook'ta paylaşıyor.
"otomatik beğenme timi" olarak beğeniyoruz biz de birinci-ikinci derece akrabalar olarak mecburen.
derken kendisi bu beğenilerin gazı ile tarzını ozan arif'ten ahmed arif'e çeviriyor.
"adiloş bebenin ninnisi" yazmayı kafaya koyuyor.

benim kıza yazdığı -allah affetsin baya kötü- bir şiiri doğumgünü hediyesi olarak kızımın boyutlarında çerçeveletip duvarına astık geçen sene.

özetle insan, yanlışını yüzüne söyleyecek cesarette insan biriktirmeli etrafında.
ben diyemedim misal kadıncağıza yazma sen diye.
7