emile durkheim

1 /
karahisari karahisari
ilerlemenin, bilim ve teknolojinin gelişmesinin mecburi bir neticesi olmadığını savunan, teknolojinin gelişmesinin ve makineleşmenin ahlaki ve toplumsal yapıyı tehdid ettiğini söyleyen yahudi asıllı fransız sosyolog. babası hahamdı, onun da haham olmasını istiyordu. ama o babasının ölümü üzerine fransa’nın seçkin öğretim kurumlarından meşhur yüskek öğretmen okulu ecole normale supérieure girdi. quartier lâtin’deki jauffret yurdunda kalırken geleceğin fransız sosyalist partisi önderlerinden jean jaures’le tanıştı. felsefeyle ilgilenmeye başladı. fransa’daki sosyal olaylar ve bunlarla ilgili reformlar yapılmasıyla yakından ilgilendi. bu sırada dînî inançlarından tamâmen uzaklaştı.

emile durkheim iki türlü olay olduğunu açıkladı. birincisi; yemek, içmek, uyumak gibi ferdî şuurla ilgili olaylardır. bunlar daha çok psikoloji ve biyolojinin sahasına girerler. ikincisi ferdî şuûrun dışında olan olaylardır. bunlar umûmî ve mecbûrîdirler. fert ister istemez bunlara uymak zorundadır. bir ferdin sosyal kişiliği kendisinden değil çevresindendir. yâni, bütün sosyal olaylar, ahlâk, hukuk, din gibi kollektif alışkanlıklar ve görünüşlerin değişmeleriyle birlikte meydana çıkarlar. bunun için cemiyetin kötü ve fenâ gördüğü bir hareketi fert de fenâ görür. onu cezâlandırmayı uygun bulur, cemiyetin bu bakımdan ferd üzerinde kollektif bir etkisi vardır. bu görüşleriyle ahlâkın kaynağının ilâhî değil toplumun değer yargıları olduğunu iddia etti. yâni, dînî ahlâkı kabul etmediğini ortaya koydu.

emile durkheim’e göre; din metafizik ve psikolojik değil, sosyal bir kurum veya eserdir. yâni, dînin kâideleri allahü teâlâ tarafından değil, toplum tarafından ortaya konmuştur. tanrı, kutsal karaktere mâlik olan bir varlık değil, eşyâ ve varlıklar içine yayılmış olan kişiliksiz kollektif bir varlıktır. bu sebeple cemiyet tanrıya taparken farkında olmadan kendisine tapmış olur. din hayâtının ibtidâî şekilleri aldı eserinde ortaya koyduğu bu görüşleriyle tek yaratıcı olan allahü teâlâyı inkâr etmekte, dinlerin kaynağının ilâhî vahiy değil, toplumların değer ölçüleri olduğunu iddiâ etmektedir.
1916’da tek oğlu balkan cephesinde savaşırken öldü. oğlunun ölümüne çok üzülen durkheim kasım 1917’de paris’te öldü.

emile durkheim, arkasında bir araştırma okulu bıraktı. hukuk, iktisat, dilbilim, etnoloji, sanat târihi ve târih araştırmalarının ufkunu genişleten durkheim sosyolojisi temel bir bilim dalı hâline geldi. topluluk heyecanı ve topluluk rûhunu dînin kaynağı olarak gösteren durkheim, toplulukların din vâsıtasıyla
âdeta kişileştiklerini, yâni kuvvetli bir dayanışmaya kavuştuklarını belirttiği kendi sosyoloji doktriniyle ziyâ gökalp’e tesir etti. sosyal hayâtı düzenleyen tabiî kânunlar arayan ziyâ gökalp böylece elde edilecek mücerret (soyut) mefhumlara ve kâidelere her milletin kendi hars ve medeniyetinin tatbik edilebileceğini belirtirken, durkheim sosyolojisinin tesirinde kalmıştır. diğer türk sosyologları, üzerinde de önemli derecede etkili olan durkheim, cumhûriyet ideolojisinin meydana gelmesine katkıda bulundu.

rehber ansiklopedisi
souvarine souvarine
''durkheim çok önemlidir sakın unutmayın'' deyip peşinden bir ''alman'dır'' diyen sosyoloji hocama ''durkheim fransız'' dememle birlikte bilmiyorum deyip mors olmasına sebep olan fransız sosyologdur.
demesterizasyon demesterizasyon
sosyolojik pozitivizm''in doruk noktasındaki adamdır.
toplumsal yapıyı oluşturmada, önemli olan bütünleşmedir der.çatışmaya karşıdır. toplum, belirli bir denge ve uyumu sağlamış bütünsel bir yapıdır. toplumda var olan her şeyin bir işlemi vardır. bu işlem de bütünlüğü sağlamaya yöneliktir.
çatışma ona göre, bazı olasılıkları gösteren, çözülmesi ve kurtarılması gereken bir şeydir.
toplumun yapısını kendine özgü bir yapı olarak algılar. toplum, coğrafya, tarih biyoloji, psikoloji, hatta felsefenin ötesinde sosyal bir olgudur. toplum bireylerin bir araya gelmesi ile oluşur ancak ondan bağımsız bir yapıya sahiptir.
kisil kisil
tıpkı çağdaşları gibi düşüncesini oluşturan yöntemin arkasında bütünsellik olgusu yatmaktadır emile durkheim'ın. emile durkheim'ın pek bilinen organik toplum kuramı; genel hatları ile toplumsal yapının farklı işlevselliklerden oluştuğunu ve bu farklı işlevler içeren yapıların birbirleri ile karşılıklı ve bütünlüklü birer ilişkisi bulunduğu tespiti ile oluşmuştur. öte yandan emile durkheim, bu düşüncesini oluştururken kullandığı bütünsellik olgusu, dolayım, süreklilik ve kopuş gibi ek olgular ile takviye edilmediği için boşa düşmektedir.

bu durumu şöyle açıklamakta fayda var; farklı işlevlere sahip toplumsal yapıların, sınıfların, bulundukları konum itibariyle oluşturdukları öz ile biçim arasındaki farklılık nasıl açıklanabilir? hiç şüphesiz bu noktada egemenlik ve dolayım kavramı girmektedir. egemenlik kavramını açmayacağım; ancak dolayım kavramının üzerinde duymak gerekiyor. dolayım burada farklı toplumsal özlerin belirlenimindeki temel kavram egemenlik kuran yapının kimi siyasal, toplumsal ve ideolojik ögeler ile kurdukları dolayım ilişkisinde yatmaktadır. bu sebepledir ki; toplumun farklı unsurları benzer bir düşüncede, örneğin belli bir cemaatte, rahatlık içinde yaşayabilmektedir.

aynı şekilde bu dolayım ilişkisinin de, süreklilik ve kopuş diyalektiği ile beraber almak gerekiyor. süreklilik ve kopuşun tarihsel süreçler içinde birbirinin içine geçmiş olması ve karmaşık yapısı nedeniyle iyi anlaşılamaması doğaldır. öte yandan en basit tarih okuması bile bazen bu olgunun varlığını rahatlıkla ispatlamaktadır. bunun için devrimci durumları ve devrimleri incelemek yeterlidir kanımca.

bu durumda emile durkheim'ın bütünselliği bu üç olgu ile takviye edildiğinde mecburen toplumu yorumlayışınızda çelişki olgusunun hakkını teslim etmek gerekiyor. aksi taktirde, toplumu miyop gözle bir okumak körlüğe sebebiyet verebiliyor.

türkiye'deki yakın muadili için: (bkz:ziya gökalp)
ne oldu ki lan ne oldu ki lan
durkheim sosyolojinin akademik bir disiplin olarak gelişmesinde önemli bir isimdir.

durkheim'ın endüstri sosyolojisi, toplumsal sapma, yöntem, din ve bilgi sosyolojisi alanlarında yazdığı eserler sosyoloji için yaratıcı olarak kabul edilen temel eserler vermiştir.

durkheim'ın epistomolojisi, toplumu iki ayrı yapıya bölme sonucunu doğurmuştur. sosyoloğun nedensel ilişkiler kurmasını sağlayan, toplumsal evrimin belirleyici faktörü olarak toplumsal ortam ile pasif bir toplumsallaşma süreci olarak tamamlanan öznel durum.

durkheim sosyolojiyi, geleneksel felsefi sorunları, deneyici bir yolla ele alarak açıklağa kavuşturmada kullanılabilecek olan yeni bir bilim olarak görmüştür. durkheim da comte gibi toplum yaşamının, doğal dünyayı inceleyen bilginlerin sahip olduğu aynı nesnellikle incelenmesi gerektiğine inanmıştır.
1 /