emma goldman

1 /
spalax spalax
"kadının gelişimi, bağımsızlığı, özgürlüğü kendisinden gelmelidir.ilk olarak kendisini bir seks objesi değil, bir kişilik olarak ortaya koymalıdır. ikincisi, hayatını basit, fakat zengin ve derin kılarak; kendi bedeni üzerinde başkalarının iddia ettiği tüm haklara karşı koymalı, istemediği sürece çocuk yapmamalı, tanrının, devletin, kocasının, ailesinin bir kulu olmaya karşı çıkmalıdır. bu da hayatın tüm karmaşıklığını ve özünü anlamaya çalışarak, yani kendini toplumun fikirlerinden ve yargılarından özgürleştirerek olur" diyen anarko kominist yazar
ccb ccb
önce kadın, sonra insan hakları savunucusu olarak anılabilecek ünlü anarşist düşünür. (1869-1940) amerika ve avrupa'da anarşist düşüncenin yayılmasında önemli rol oynamıştır.

ilk olarak çernişevski'nin "nasıl yapmalı" adlı romanından etkilendi. 1886'daki haymarket olayı'nın neticesinde dört anarşistin asılması genç emma'nın anarşizmle ilgilenmesine yol açtı.

diğer birçok azılı anarşist gibi, goldman da hapislere mahkumdu..

1893'te "iş isteyin. eğer iş vermezlerse, ekmek isteyin. eğer ekmek vermezlerse, ekmeğinizi alın." söylemi yüzünden, işsizleri devlete karşı kışkırttığı gerekçesiyle 1 yıl süreyle tutuklu kaldı.

1901'de, chicago'da, dokuz kişiyle birlikte tekrar tutuklandı. tutuklanma nedenleri başkan mckinley'in suikasti idi. leon czolgosz isimli münzevi bir anarşizm sempatizanı mckinley'i birkaç gün önce vurmuştu. aslında olaylarla ilgisi olmayan goldman ve diğer dokuz kişinin tutuklanmasının nedeni anarşist hareketin halk nezdindeki itibarını sarsmaktı. 16 gün süreyle tutuklu kaldı.

1916'da tekrar tutuklandı. bu sefer tutuklanma sebebi dağıttığı doğum kontrolü hakkında bilgilendirici dokümanlardı.

daha sonra zorunlu askerlik ve 1. dünya savaşı'na karşı eylemleri yüzünden amerika'dan sınırdışı edildi. rusya'ya sürüldü.

rusya'da gördüğü bolşevik dayatma rejimi karşısında büyük hayal kırıklığına uğradı. şiddeti "çarpışma sırasında bir savunma aracı olarak başvurulabilecek" bir şey olarak görüyordu. "amaç aracı haklı çıkarır" fikrini savunmuyordu ve "dans edemeyeceğim devrim, devrim değildir" söyleminde bulundu.

hayatının hiç bir döneminde, hiç bir anarşistin veya komünist partinin faydası adına kişisel düşüncelerinden taviz vermedi. her zaman için savunduklarına bulabildiği ortaklarıyla beraber hareket etti. 20. yüzyıl ortalarında yaşamı son buldu.
elpinoras elpinoras
"oy vermek bir şeyleri değiştirseydi, yasaklanırdı." diyen anarşist filozoftur.
oyla kurulan liberal hükümet, burjuva demokrasisinin satın almış olduğu sandıklar ve pusulalarla birlikte kendine diktatorya kuran bir kapitalizm olgusudur.
pekiyasimdi pekiyasimdi
inandıklarım başlığıyla kendi manifestosunu yayınlamış, en bilinen kadın anarşistlerden biri.
kişisel haklar için savaşmakla birlikte evlilik ve din karşıtlığı ile de büyük tepki topladı. evliliğin kadının bağımsızlığını elinden aldığını, onu bir asalağa çevirdiğini iddia ediyordu. dini ise insan ruhunu ve aklını baskı altına alan bir kabus olarak görüyordu.
revolution in the everyday life revolution in the everyday life
emma goldman'ın da söylediği üzere "dans edemiyeceksem bu devrim benim devrimim değildir"

dans edemeyen inandan korkarım, gündelik hayatta totalitarizm üreten, saçları her gün aynı yöne taralı, ayakkabıları cilalı, chinaski'nin sözünü ettiği sinekkaydı tiplere güvenmem
lijepa djevojkaa lijepa djevojkaa
emma goldman ın vatanseverliğe yüklediği anlam üzerinde ayrıca durmakta fayda vardır:

vatanseverlik nedir?
bir kişinin doğduğu topraklara çocukluk ve anılarının , umutlarının, hayalerinin ve özlemlerinin bir arada toplandığı yere duyduğu sevgi midir?
çocuksu bir naiflikle bulutların akışını seyrettiğimiz ve kendimizi neden öylesine yumuşakça uçamadığımızı merak ettiğimiz yer midir?
milyonlarca parlayan yıldızı sayıp ruhlarımızın derinliklerine işleyen gözümüzün nuru mu?
kuşların müziğini dinleyip onlar gibi uzak diyarlara uçmak için kanatlarımızın olmasını dilediğimiz yer midir?
kısacası her santimetrekaresinin güzelliği eşsiz mutluluk zevk ve oyun dolu çocukluğumuzu temsil ettiğimiz yere duyulan aşk mıdır?
eğer vatanseverlik buysa pek azımız vatanseverdir.
çünkü oyun mekanları artık fabrikalar, değirmenler ve madenlere dönüşmüştür.kuşların sesini ise sağır edici makine sesleri almıştır.
artık büyük zaferler ve efsanelerle ilgili hikayeler de dinleyemeyiz, çünkü annelerimizin öyküleri acı, gözyaşı ve kederi anlatmaktadır.

o halde nedir vatanseverlik?
vatansever efendim" adi ve alçakların son sığınağıdır." demiştir dr johnson.
zamanımızın en büyük milliyet karşıtı leo tolstoy vatanseverliği bütün katillerin eğitimini tatmin edecek bir prensip olarak tanımlar.

diğer yandan vatanseverlik yapay bir şekilde yaratılmış yalanlar ve yanlış söylentilerin iletişim ağından kaynağını alan boş bir inandır.
insanı özgüven ve değerlerinden kopartırken, ona kibir ve anlamsız bir gurur katan boş bir inan.
gerçkten de kibir ve anlamsız egoizm vatanseverliğin anlamsız bileşenleridir.
lijepa djevojkaa lijepa djevojkaa
"güzel nedir?

her şeyin olur da, güzelliğin resmi ideolojisi olmaz
mı? oluyor elbette...

hemen
hemen tüm kadınlar, moda dergilerinin sayfasını süsleyen güzeller,
fabrikadan çıkmışcasına, bir birinin kopyası. ve hep aynı, belirlenen
(ince bel, uzun bacaklar, dolgun gögüsler vb..) ölçülerle sunuluyor.
bununla da kalmıyor, günlük haber gazete ve dergilerin de, hatta ve hatta "entelektüel" sanat dergilerinde de, erotika adına, playboy
edebiyatı yapılıyor, "kusursuz" hetero güzellik sergileniyor. bu
olayın, cinsiyetçi yanı bir tarafa, bir de faşizmle örtüşen ırkcı yanı
var.

"zevkler ve renkler tartışılmaz", denerek de, bu banal
liberalizmin ahlakı örtbas edilmeye çalışılıyor.

her bireyin bir
güzellik anlayışı vardır elbet. erotikası da kendisini ilgilendirir.
ama, bunu, resmi ideolojinin değirmenine su taşırcasına yayımlarsa,
elbette tartışmak da kaçınılmaz olacaktır. bu, genelde kadın
güzellik anlayışının, eski çin'deki anlayıştan bir farkı yok. o
zamanlar, kadınların ayaklarını küçük olsun diye, zorla bağlayıp
sakatlıyorlardı, şimdi de, moda sektörünün arkasındaki (çoğu erkek)
beyinler, kadınları, cinsiyetçi ideoloji ve onun beğeni kalıpları ile
sakatlıyor. kadının, ayağının küçüklüğüyle, güzelliğinin kıyaslanması da
bir başka saçmalık!!! dadaizm, sürralist akım gibi geleneklerden
öğrenecek çok şey var, verili kalıpları sorgulamak ve parçalamak için.
faşizm, sırf milliyetçi ve ırkçı değil, aynı zamanda da cinsiyetçidir.
kendilerine dönüştürücü misyonu biçmişlerin , kültürel faşizmi
beslemede daha titiz davranmaları gerekir. "

emma goldman
1 /