empedokles

redinef redinef
benim, hegel (artık aramız çok kötü olsa da) öncesinde çılgınca hayranlık duyduğum yegane filozoftur sanırım empedokles. bence ölmedi de neyin değişip değişmediğine karar verebilmek icin atladı yanardağın içine ve eminim ki; ateş değil, su oldu.
ninkasi ninkasi
kendisi aslında tanrı olduğunu kanıtlamak amacıyla değil, tanrılar tarafından kaçırıldığını göstermek amacıyla etna'ya atlamıştır.
chopin in rüyası chopin in rüyası
empedokles

ararsın yaşamı, ararsın da, fışkırıp bakar
tanrısal bir ateş yerin derinliklerinden sana
ve sen ürperten arzunla atarsın
kendini etna nın yalımlarına

incileri böyle eritirdi şarapta ecenin
taşkınlığı ; eritir ya! ama sen
sunmasaydın zenginliğini , ey ozan
o kaynayan kadehe!

yine de, seni alan yerin gücü gibi
kutsalsın bence sen, ey korkusuz kurban!
ve sevgi tutmasaydı, ben de izlerdim
derinliklere dek kahramanı.

hölderlin
clitor eastwood clitor eastwood
m. ö. 400'lerin ortalarında yaşamış filozof.
parmenides'in "hiçbir şey değişmez"ine karşılık herakleitos'un" her şey değişir" lafından kavga çıkacağını anlamış "her şey değişmez" diye arayı bulmuştur.

tanrılığını veya ölümsüzlüğünü kanıtlamak adına etna yanardağına atlarken "dağlar seni delik deşik ed..." demiş ve o günden sonra bir daha görülmemiştir. lakin sandaletleri kraterin orda bulunmuştur.
ya gerçekten atladı ya da sandaletleri bırakıp kaçtı "vaay bizim empi tanrı boyutuna geçmiş" desinler deyu.

her türlü karanlık işler çeviren adamdır.
klen mist klen mist
... anlatıldığına göre o vakitler şamda lokman hekimden öğrenmiş hikmeti sonra vatanına dönünce, işte sıyırmış, önceki tanımlar temas ediyor. tarihin bilgelikle andığı ilk insanlardan.
lokman hekim, davut a.s zamanında yaşıyor... bu kapsamda sırları eserlerinde sembolik ifadelerle gizlemiş diyenler var...
gelutopya gelutopya
doğa açıklamasında, hava, su, toprak ve ateşi, varlık öğesini (element) olarak ilk defa o tanımlamıştır. bu dört öğenin yanısıra bir de hareket ettirici bir güc de gerek demiştir. empodekles'e göre, dört ana-öğeyi birbiriyle karıştıran, bunların karışımlarını yeniden çözen neden de sevgi ile nefrettir. empedokles'in bu anlayışında, madde ile kuvvet (oluşu sağlayan neden), ilk olarak, iki ayrı ilke olmuşlardır. oysa,bunlar, miletli filozofların hylozoizminde henüz bir arada idiler: thales'in su'yu hem anamadde idi, hem de sayısız varlıkları oluşturan kuvvetin taşıyıcısı idi. ancak empedokles'de bu kuvvetler kavram olarak değil edebi olarak açıklanmıştır. kuvvetlerin sevgi ve nefret olarak açıklanmasından bunu anlıyoruz" kısmen alıntıladığın ve yorumlayarak yazdığım bir açıklama yapıyor, felsefe tarihin'de macit göker. kendisine katılmıyorum. empedokles haklıydı, her şeyi var eden ve bir araya getirien sevgiydi. kendi tersine var olma izni veren doğadan anladığımız madde ve kuvvetlerin büyük bir sevginin yönetiminde olduğudur. sevgi, karanlığın içinden ışığın, ışığın içinden karanlığın var olmasına olanak tanıyan yumuşak kalpli, anlayışlı ve özverili bir evren yaratmıştır. atom ve atom altı parçacıkları bir arada tutan, ayrıştıran sevgidir. sevginin karşıtı yoktur. sadece o vardır. öfke, güç ve her tür şey ondan türemiştir. bu nedenle her şeyin özünde o vardır. sevginin madde ve zamandan ayrı bir şey olarak düşünülmesi, yersiz olarak tanımlanması onu maddi dünyanın dışına çıkarmaktır.