en attendant godot

2 /
a horse a horse my kingdom for a horse a horse a horse my kingdom for a horse
herkese farklı bir anlam ifade eder godot, tanrıdır, yokluktur, umuttur bilmem nedir.
bazıları ne oldugunu bilemez ama gelmesi gereken beklenen birşey vardır. estragon ve vladimir godotu bekler
belki hiç görmemişlerdir daha önce ama inanırlar kurtulacaklarına o gelince. godot u beklemek olaydır aslında
onları bu hayatta tutar, godot un gelme ihtimali, bizde böyle yaşamıyormuyuz. ve sözü vladimir alır
vladimir:

we'll hang ourselves tomorrow. (pause.) unless godot comes.

estragon:
and if he comes?

vladimir:
we'll be saved.
undeuxtrois undeuxtrois
herkesin godot'su kendine diye düşündüren eser. sanki vladimir'le estragon'un beklediği aynı godot mu? hayır, değil. belki ben hayatımda mutlu olmayı beklerken sen başarıyı bekliyorsun, başka biri de evlenmeyi, belki biri de tanrıyı. önemli olan neyi beklediğimiz değil ki zaten, beklerken neler yaptığımız. vladimir'le estragon'un sorunu da hiç gelmeyecek birini bekliyor olmak değil, beklerken bu kadar çaresiz, yalnız ve şaşkın olmak..
benden sonra mutluluk benden sonra mutluluk
iki garip karakterli kahraman, geleceğim diye haber gönderen, ama bir türlü gelmek bilmeyen, sonunda gelmeyeceğini haber eden godot'yu beklemektedirler. ve beklerken zaman geçsin diye saçma şeylerden konuşup, garip şeyler yaparlar. eleştirmenler tarafından 'anlamsızlığın oyunu' olarak nitelendirilir. hayatımıza anlam katabilmek için, tutunabilmek için ve beklemek için anlamsız şeyler buluruz kendimize. çok okunası olmasa da verdiği mesajlar açısından pek bir mühim eserdir dolayısıyla ve "absürd tiyatro"nun önde gelen eserlerindendir.
nuriyim lan ben nuriyim lan ben
absürd tiyatronun sanıldığı gibi ilk değil en önemli,dünyada en çok yankı uyandıran eseridir.ilk absürd tiyatro eseri ıonesco'nun 1950'de yazdığı kel şarkıcı adlı oyunu olarak kabul edilir.
huseyin kara huseyin kara
süleyman demirel üniversitesi güzel sanatlar fakültesi sahne sanatları bölümü öğrencileri çıkarmış bu oyunu, bu sene. pozzo'yu oynayan ve aynı zamanda oyunu yöneten mustafa kayabaşı'na bayıldım. gerçekten hakkını vere vere oynuyor.

ayrıca oyunun rejisi gerçekten çok ilgimi çekti. bu tekniğin bir adı var mıdır bilmiyorum ama, bana 'ayna' ya da 'gölge' metodu gibi geldi. cast'ta iki de bayan arkadaşımız var. iginç ve güzel olmuş. sevdim.

emeklerine değmiş.
2 /