en yakın arkadaş

1 /
böcek böcek
derdini anlatmadan, gözlerine bakıp anlayandır. yargılamadan, olduğun gibi seni sevendir. herkes yargılarken seni, savunandır. seninle gülendir de asıl sen ağlamak isterken ama ağlayamazken, ağlayandır. öldüğünde arkanda bırakacağını düşündüğün ilk kişidir aileden sonra. herkesden çok seni tanıyandır. her şeyden beraber bıkıp, her şeye beraber başladığındır. hata yaptığını bile bile seninle olandır, hatana ortak olandır. sonra da hatanı düzeltmene yardımcı olandır, olamayandır. beraber bir sürü hata yaptığındır. hatalara bakıp beraber güldüğün, beraber ağladığındır. ağlamak için gözlerine bakmanın yeterli olduğu kişidir. gözlerine bakıp, tüm derdini onun gözlerinde görmektir. kelimesiz anlaşılmaktır. sana akıl veren değil, senin aklına tercüman olandır. hep seninle olandır. hep seninle olacak olandır. bundan zerre şüphe etmemektir.

börtüdür.
imperius imperius
stüdyo tipi daire.

eğer tanımadığım insanlarla ilişkimi bol koridorlu, 5 banyolu tripleks bir yalıya benzetseydim; en yakın arkadaşımla ilişkimi stüdyo tipi daire olarak tanımlardım.

en yakın arkadaş stüdyo tipi daire gibidir. fazla koridordan, kullanılmayan odadan ziyade, her ihtiyacın aynı odadadır. tek kapıdan tüm yaşam ortamına girersin. daire küçük olduğundan zerre kaybolmaz, şaşırmaz ve kendini kötü hissetmezsin.. hemen hemen tek tiptir, projesini çizmek için mimar olmak gerekmez. merkezi ısıtma sistemi vardır. kolay ısınırsın, genelde dışarıdan geldiğinde sımsıcaktır. büyük evlerin soğukluğu yoktur stüdyo tipi dairede. mutfağın nerede olduğunu bulmak için, fikir yürütmene gerek yoktur; arkanın döndüğünde ordadır. kimseye "lavabo nerde" diye sormazsın. bilirsin ki sokak kapısı dışındaki kapı banyo ve tuvalettir. daha önce yüzlercesine tanık olduğun bir beyni keşfetmek için her hangi bir zekaya gerek olmadığından, ameliyatla beyni alınmış iki maymun gibi oturur ekrana bakarsın en yakın arkadaşla. yapılacak başka bir şey de yoktur zaten. alışverişe çıkmak bir süre sonra sıkıcı bir hal almaya başlar. başkasının dedikodusunu yapmak en yakın arkadaşın mevzubahis dedikodusu yapılacak insan hakkında ne düşündüğünü çok iyi bildiğinden zaman kaybı, geçmiş üzerine konuşmak gereksizdir.

ama tanımadığın insanlar? tek odaya koşullanmış basit bir mimari proje yerine bol odalı, bol koridorlu, öğrenmen için zamana ihtiyacın olan yalılar gibidirler. koridorların sonu gelmez, bazen kaybolur, bazen bilmediğin güzel köşeler bulursun. anlamadığın ya da bilmediğin tarzda konuştuklarını farkettiğinde kafalarının çalışma düzenine hayran olur, bazen de o klostrofobik karanlık odaların getirdiği soğukluktan kaçmak istersin. sonuç olarak, keşfedilmeyi bekleyen adalar gibidir yeni insanlarla kurduğun iletişim. içinde gezgin ruhu taşıyanlar için, en büyük interrail macerasıdır.

bir yalıda yaşamanın sorumluğu ile stüdyo tipi dairenin sıcaklığı asla karşılaştırılamaz. stüdyo tipi dairenin getirmiş olduğu aidiyet hissi paha biçilemez. (mastercard reklamı gibi oldu)

yine de herkesin seçimi farklıdır kimi asla içinde oturmayacaği odalarla dolu evleri olsun ister. kimi de iş, okul çıkışı koştuğu stüdyo tipi dairesini özler.

en yakın arkadaşın bu kadar açık olmasının yan etkileri de vardır mutlaka. stüdyo tipi dairenin içinde "boğuluyorum" dediğiniz anlar da olabilir. eskiden en yakın arkadaşım da bana çok benzesin, kendim gibi olmayanlarla iletişim kuramam derdim. artık aynı düşünmesem "dünya farklı olduğu için güzel" desem de ilk düşüncemin beni mutsuz ettiği anlar da olmuyor değil.

çünkü hayata aynı pencereden bakıyoruz diye, en yakın arkadaşımla ciddi ciddi konuşmayalı çok uzun zaman oldu. ikimizde eve gittiğimizde görüşüyor, sabahlara kadar oturuyoruz. içtiğimiz içeceklerin! ardı arkası kesilmeyince ve ne söylemek istediğime daha beynimde anlam veremeden ağzımdan çıktığına şahit olduğumda, söyleyeceğimi tahmin etmediğim zaman anlatıyorum bir şeyler. sonsuzda kayboluyor cümlelerim, sabah hatırlamıyorum bile. onun bana söyleyeceği şeyleri de bildiğimden, o da konuşmuyor. beyin okuyan küçük heroes insanlar, telepati kuranlar gibi sürdürüyoruz ilişkimizi. yine de kıyaslamak gerekirse tanımadığım sıradan insanlarla olay biraz daha zor. iletişim kurarken çoğunlukla "beni tanıyor" dediğim tek bir an olmadığından, anlaşılabilir davranmak zorundalığıyla hareket ederken buluyorum kendimi.

hangi dairede yaşamak istediğimiz konusunda karar vermeden önce en önemlisi kendimize karşı özgürlüğümüzü ilan etmek sanırım. başkalarının; en yakın arkadaş anlayışlarını ve beklentilerini reddedip, stüdyo tipi dairemizin en azından iç mimarisini kendi kendimize oluşturmak. kolay gelsin.
palas pandıras palas pandıras
e gay. hangisi diyorum. doğrudüzgün anlatmıyor. tamam dilinden az çok anlıyorum ama insanım; haliyle algılarım 7/24 lodraasfaltıtrafikışıkları gibi performans göstermiyor. sonra küfredince küfretti oluyor. olmuyor. sonra arabın pipisi gibi oluyor. halbuki alt kattaki italyan'ı diyorum ben. e anlamıyor. nonviolence communication oku da oku. tık.

en yakın arkadaş; kahve içsin.
ab ı hayat ab ı hayat
yarı'm dediğim kardeşim, dostum, herşeyim.
tam yedi senedir nerede olursa olsun hep yanımda hissettiğim, bir tek bakışımdan dünyaları çıkaran, daha birgün üzmemiş, hayal kırıklığına uğratmamış, geceleri ikilerde üçlerde ağlayarak aradığım telefonlarda, uyandırdığım uykularından, böldüğüm çalışmalarından büyük bir sabırla sıyrılıp destek olmuş, her iyi haberi de kendine gibi sevinmeyi başarabilmiş, canım..
onsuz herşey yarım olurdu bundan eminim dediğim ve onsuzluğu düşünmek bile istemediğim biricik arkadaşım..
iyi var diyorum bir de..iyi ki benimle..
buraya numaratör koyduk yılı kendi artırıyor artık buraya numaratör koyduk yılı kendi artırıyor artık
size sizden bile yakınsa arkadaş değil de dost bile diyebilirsiniz böle hayatınızın kurtarıcılarına.yanında her türlü kendiniz olduğunuz kimsedir arada uzaklık bile olsa başınız derde girse anında yanınızda olacağına inandığınız kimsedir.hayatınızın her anında yanınızda olandır kimi zaman anne kucağından bile sıcak kucağını açıp sarmıştır sizi. belki de kendinizi en yanlız hissettiğiniz an da acınızı hissetmiş gibi "kardeşim nasılsın seni özledim" diye arayandır.uzun zaman sonra size süpriz yapıp geldiğinde kapıda sevinç çığlıklarıyla karşılayıp hayatınız en gerçek gözyaşlarınızı dökerek yolladığınız kimsedir.onun sendeki değerini anlatmaya bitiremeyeceniz kimsedir...!
insomniacşımakdentist insomniacşımakdentist
adeta o olmadan yaşanamayacak derecede bağımlılık yaratmış olandır.tatile çıkarsınız fakat o olmazsa tat alamazsınız tatil dönüşünü iple çekersiniz ,eğlenmeye gidersiniz o yoksa asla eğlenemezsiniz ,sayısız arkadaşınız vardır yanınızda fakat o yoksa kendinizi yapayalnız hissedersiniz,telefonunuzda arananlar kısmında ve en son mesaj gönderilenler kısmında her zaman birinci sırada o yer alır.
kısacası bende bir bağımlıyım.
(bkz: mervem)
mühendis pervane mühendis pervane
eğer bu insana karşı bir hata yapmışsanız, bu hatanız yıllar geçtikçe taşıması çok daha güç bir yük olur biner sırtınıza.

siz sabırla beklersiniz, affedilmeyi. ama her "acaba, affetti mi?" diye düşündüğünüzde, o yükün ağırlığıyla uykularınız kaçar, korkarsınız. "ya affetmemişse?"
pclion pclion
bu insanla aranızda telepatik bir bağ vardır. bir şey söylediğinizde ona ekstra bir şeyler açıklamak zorunda olmazsınız. en ufak ayrıntıdan o konudaki ana fikrinizi rahatlıkla çıkarabilir, sizi yormaz. halet-i ruhiyenizi en rahat anlayan insandır, bir bakışla çok şey anlatabilirsiniz ona. gerektiğinde hiç acımadan sizi silkeleyecek, kendinize getirecek olan kişidir aynı zamanda.

her eve lazımdır kısacası bu insanlardan...
1 /